Mehir'den.
Miran...
Miran'dan gelen beklenmedik bir yumruk vardı. Geldiğim günden beri beni ilk kez şaşırtmıştı. Beklemiyordum doğrusu. Fazlasıyla şaşırmıştım. "Ömrünün devamını mezarda geçirmek istemiyorsan şimdi siktir git buradan!"diye bağırdı Miran sinirle yere yığılıp kalan adamın yakasından tutup kaldırarak konuşmuştu. "Belanı sikmeden uza!"
Önüme dönüp beni sarhoş edecek on ikinci bardağı da içmem ile artık tamamen sarhoştum evet. On üçüncü bardağı kafama dikecekken elimden sertçe alınıp zemine doğru fırlatılmasıyla sinirlenmiş gibi güldüm. Zemine çarpan bardak parça pinçik olmuşdu. Herkes bizim tarafa dönüp bize bakıyordu.
Onu burada herkes avucu gibi tanır, bilir ve saygı gösterirlerdi. Onun burada olmasının sebebi sadece bendim. Çünkü arkamdan geldiğine adım gibi emindim. Bir kaç adam yanımıza gelip mevzu çıkarmaya başladı. "Sen kimin arkadaşını dövüyorsun lan?!"diye bağırdı birinci adam. Bir yumruk atacaktı ki, Miran yumruğunu havada yakalayıp elini burktu. İkinci adam arkasından yaklaştığında ona seslendim. "Pişt yakışıklı!"diye bağırdım sinsice. Miran'ı pas geçip benim yanıma geldiğinde yüzünde piç bir sırıtış vardı.
Bana doğru gelip yanımda durunca elini bana doğru uzatmıştı ki yana kayıp arkasına geçtim. Kolunu yakalayıp kafasıyla arkadan birleştirdim. Boynunu sıktığımda adam kendiliğinden bayıldı. Tam uyku damarına basmıştım çünkü. Sarhoştum evet ama bu öğrendiğim dövüş yöntemlerini kullanmama engel değil. Hiç bir zaman da olmadı.
Üçüncü adam Miran'a arkadan tam yaklaşıp vuracaktı ki, ayağımda olan topukluya rağmen bacağımı kaldırıp göğüs kafesine tekme attım. Adam yere serildi. Miran bana hayretler içinde bakıyordu. Bir anlık düşecektim ki Miran son anda belimden tutarak beni yakaladı.
Bileğimden tutup beni dışarı çıkardı. Arabaya bindirdiğinde ses bile etmedim. Başımı cama yaslayıp uykuya daldım. Kendimi sessizliğe ve karanlığa teslim ettim.
Yarım uyanık bir halde olduğumda arabanı çalıştırmıştı. Kendi kendine söyleniyordu. "Ne diye yolluyorsam seni bu lanet bara! Ben kendi aklımı sikeyim Mehir! Gideceğin yeri bilmeme rağmen, bir sürü itin kopuğun içine ellerimle 'hadi git' der gibi yolladım ben seni!"
Uykulu bir sesle, "Miran,"dediğimde benden bağımsız çıkıyordu kelimeler dudaklarımdan. Sessiz kaldı Miran. Tek kelime etmedi. Sakince bekledi. "Seni seviyorum."dediğimde bu kelimeleri uyanınca hatırlamayacaktım ama bu benim önüme kumar masasına konulur gibi Miran tarafından koyulacaktı. Adım gibi emindim. Kendimi karanlığa serbest bıraktım.
Yazardan Anlatım.
Miran duyduğu şeyle şaşkınlıkla arabanı hızla durdurmuştu. Mehir kendini karanlığa teslim etmişti. "Ay Parçası?"diye Miran seslendi. "Hığ"diye mırıldandı Mehir ama umursamadan uykusuna devam etti.
"Ben seni eve nasıl götüreyim ah be Ay Parça'm. Baban ayrı, ablan ayrı vurur beni. Hiç acımazlar hemde." Mehir'den ses gelmedi. Miran tekrar arabanı çalıştırdı ve düşünceleriyle birlikte arabanı kendi evine doğru sürdü. Siteye geldiğinde arabanı park etti ve Mehir'i kucaklayıp yürüdü. Kesik kesik Mehir'den sesler geliyordu. Ama anlaşılmıyordu. Miran ne kadar merak etsede anlayamamıştı.
Bir kaç dakika sonra Miran eve varmış ve üst kata kendi odasına doğru ilerlemişti. Zorlanmadan kapını açmış ve Mehir'i kendi yatağına dikkatli ve nazikce yatırıp üzerini örtmüştü. Dikeleceği esnada Mehir buna izin vermedi.
Bileğinden tutmuş, onu kendine çekmişti. Miran boş bulunmuş ve dengesini kaybederek Mehir'in yanına, yatağın sol kısmına düşüvermişti. Şaşkınlıkla gözleri büyümüştü. Ne olup bittiğini kendi bile anlamamıştı Miran'ın. "Yanımda kal."diye fısıltıyla konuştu Mehir. Mehir Miran'a doğru hareketlenip sırnaştı. Alnı yanağına temas edince geriledi Miran. Normalda gerilemezdi ama bir sorun vardı. Sıkıntılı hemde.
Mehir'in ateşi vardı. Normal ateş değildi hemde.
Oturur pozisyona gelip elini alnına koydu. Ateşini bir kez daha yokladı Miran. Evet doğru tahmin etmişti. Ateşi yüksekti. Oturduğu yerden ayaklanıp Mehir'in olduğu tarafa doğru yürüyüp zorda olsa ayağa kaldırdı.
Banyoya vardığında buz gibi suyu açıp Mehir'i tam altına sokucaktı ki koluna soğuk su değmesiyle çığlık atıp geri Miran'a sarıldı Mehir. "Bu su çok soğuk!"diye gözleri kapalı konuştu. "Ateşin çok yüksek Mehir. Mecbur girmen gerek." Kafasını iki yana salladı inkar ederek. Kaşlarını çattı Miran ve Mehir'i zorla suya soktu. Miran kenarda bekleyeceğini sanmıştı fakat Mehir'den gelen ani hareketle ikside buz gibi suyla buluştu. Miran ters ters baktı Mehir'e. Sabır çekip öylece soğuk suyun altında durdu Mehir için... Bir tek Ay Parçası için..
Dakikalar sonra banyodan çıktıklarında sırılsıklamdı ikisininde kiyafetleri. Mehir'in giyecek hiç bir kiyafeti yoktu yanında. Miran odasından bol olmasına rağmen bir sweatshirt ve birde eskiden Mehir'in kendisinden kalan bir şortu vermişti. Rahatlıkla giymiş saçlarını kurutmadan kendini yatağa atıp uyumuştu. Üstünü değişip Mehir'in yanına gelen Miran, Mehir'in saçlarının ıslak olduğunu görünce kaşları daha da çatıldı. Kafasında dikilip kolunu dürtmeye başladı.
"Rahat bırak!"diye sesini yükseltti Mehir. "Saçların ıslak hastasın daha da kötü olacaksın kalk kurut şu saçlarını."diye Miran kızgınlığını belli etti. "Rahat bırak beni."dedi Mehir ve Miran oflayıp Mehir'i sırtına aldı. Mehir elektrik çarpmış gibi uyanmış ve sırtına vurarak küfür savuruyordu.
"Lan, hayvan herif bırak beni uyumak istiyorum ben! Olum saç benim hastalık benim SANANE!? Anam mısın babam mısın? Ebenin amına korum bırak lan beni!"diye sırtına vura vura bir hal etti. "Saçlarını kurut dedim dinlemedin!"dedi ve sırtından aynanın karşısına, kendi odasına, getirdi.
"İstemiyorum! Rahat bırak beni. Rahat rahat şu siktiğimin yatağında uyumak istiyorum. Neyini anlamıyorsun be adam, kıt mısın kafadan sakat mısın?!"diye daha da bağırdı Mehir. "Anlamıyorum tamam mı?! Ben hiç birşeyi anlamak dahi istemiyorum! Ya şimdi bu saçlarını kurutursun yada ben kurutmasını bilirim."diye şartını koydu Miran.
Mehir yıllar sonra Miran'ın tekrar saçlarına el vurmasını istemiyordu. Bu yüzden istemeyerek bile olsa saçlarını kuruttu.
Saatler sonra -> Sabah saatleri.
"Özür dilerim. Koruyamadım. Koruyamadım seni. Affet beni."diye geceden beri kaçıncı sayıklamasıydı artık saymamıştı Miran. "Mehir."diye sakin ve yorgun sesle seslendi. "Mehir uyan, kabus görüyorsun."dediğinde, "Özür dilerim, yemin ederim benim suçum değildi." Mehir hala sayıklıyordu.
Mehir birden uykudan uyanmış ve korkuyla hızlı hızlı nefes alıp veriyordu. "İyi misin?"diye sakin ses tonuyla sordu Miran. Tedirgin gözlerle baktı Miran'a. Miran komodinin üzerinden hızla bir bardak suyu Mehir'e içirdi.
"Anlatmak ister misin?"
Kafasını salladı. hayır.
"Uzun zamandır mı oluyor?"
Kafasını salladı. evet.
"Aynı kabuslar mı?"
Kafasını salladı. evet.
"Kimi görüyorsun?"
"Be-" Susdu. Konuşmadı. Dilini ısırdı. Kelimeleri yuttu. Sertçe yutkundu. İlk kez ona yalan söyledi.
Omuzlarını kaldırıp indirdi. bilmiyorum.
Kafasını salladı ve daha da bir şey sormadı Miran. "İzninle."dedi ve elini alnına ve yanağına dokundurup ateşini yokladı. Düşmüştü. "Ateşin düşmüş. Ama bu gece olmayacağı anlamına gelmez. Büyük ihtimal üşütmüşsün. Dikkat et kendine." Kafasını salladı Mehir. Sanki dilini yutmuştu.
"Benim çıkmam gerek, sen çıkırsan anahtarı ben senden sonra alırım."dedi Miran ve Mehir'e bakmadan odadan çıktı. Mehir yatağın içinde elini yanağına koymuş düşünüyordu.
Acaba bir gün öğrendiğinde ne söyleyecekti? Ne tepki verecekti? Kızar mıydı? Yıllar geçti ona söylemedim. Ne tepki verirdi acaba?
Bir yavrunun istemeden bile olsa elimden kayıp gitmesi yüzünden beni suçlar mıydı? Ama ben suçsuzdum. O zamanlarda bana tutunamayıp ölmeyi isteyen ve böyle olmasının tek sebebi o zamanlar yaşadığım olaylarda benim ne suçum vardı burda?
Özür dilerim. Koruyamadım. Tek tutunma yerin bendim ve sende benden kayıp gittin. Herkes gibi sende beni bırakıp gittin. Özür dilerim...
.......
Merhaba. Uzun zaman oldu biliyorum bölüm atmayalı. Bu bölüm biraz uzun oldu. Dersler çok yoğun. Anca yetiştirmeye çalışıyorum.
Sizce Mehir'in rüyasında gördüğü kimdi? Mehir kimden özür diliyor? Tahminlerinizi yoruma alayım.
İyi okumalar. Oy vermeyi unutmayın.🙃🖤