Mehir'den Anlatım.
Stüdyodan çıktıktan sonra Miran'ın evine gelmiştim. Ablamın nişanının olduğu evin yan tarafındaki evde kalıyordu. Çok iyi hatırlıyordum.
Bahçesine girdiğimde Nero beni gördüğü için iki kez havladı ve kulübesine çekildi. Kapıya doğru yaklaşıp alacaklı gibi çalmaya başladım. Ondan alacağım tek şey gerçeklerdi!
"Miran aç kapıyı!"diye kırar gibi kapını çalıyordum. Art arda beş altı kez vurdum. "Aç dedim şu siktiğimin kapısını Miran!"diye bağırdım. Kapı bir çırpıda açıldığında elim havada kaldı. Sinirli gözlerle baktı bana Miran. "Noluyor? Siteni başımıza toplayacaksın!"diye konuştu.
"Umurumda değil. Bana herşeyi anlatacaksın!"dedim ve omzundan itip içeri girdim. Kapını kapatıp arkamdan geldiğinde, "Neyden bahsediyorsun?"dedi. "Hani beni terk etme sebebinden, beni öylece bırakıp gitmenden, kalbimi paramparça etmenden bahsediyorum Alphan!"diye bağırdım. Kaşları havalandı. Ciddi olup olmadığımı yokladı.
"Anlat! Eğer gerçekten önemli bir sebebse sana yemin ederim o engeli tuzla buz ederim!"diye bağırdım sinirle. "Sakin ol ilk önce."dedi ve daha coşkuyla bağırdım. "Anlat dedim!" Kafasını salladı.
"İlk günü hatırlıyor musun? Benim doğum günüme gelmiştiniz. Annem o gün seni ve Firdevs'i tanıdığı da yüzünde olan ifadenin hatırlıyor musun?"diye sordu. Tabi ya! Annesi yüzündendi. O gün ablamı görünce gözleri ışıl ışıl patlamıştı. "Bu hale gelme sebebimiz senin annen mi?!"diye biraz daha sinirlendim. Kafasını salladı.
"O gün havuzun en köşesinde annemle konuşmamı hatırlıyor musun? İşte o gün ben annemle konuşmuyordum kavga ediyordum. Seni değilde Firdevs'i sevmemi istemişti benden pişkin pişkin. Benim aklımda, kalbimde, düşüncelerimde, rüyalarımda, her yerde sen varken bana Firdevs'i sev demiş senden de ayrılmamı istemişti."dediğinde şaşırmıştım. Beni seviyor muydu? Beni ezelden beri sevmiş miydi?
"Sen beni..."diyecektim ki kafasını salladı. "Ben seni hep sevdim, şimdi de seviyorum..."dediğinde susmadım. "Annen eski evde mi?!"diye sinirlendim daha da. Cevap vermedi ama daha sonra kafasını salladı.
Tam evden çıkacaktım ki kolumdan tuttu sıkıca. "Ay parçası."dediğinde kalbime dokundu resmen. Ben acıdan başka birşey getirmezdim hiç bir zaman. "Ben ay parçası değilim Miran. Kül Parçasıyım..."dedim ve kolumu ondan kurtarıp eski evine, annesinin olduğu eve doğru yola koyuldum. Banu hanım elimden kurtulamayacaktı artık.
Neredeyse yarım saat sonra Miran'ın eski kaldığı eve geldiğimde durmadan zile bastım. Bir kaç dakika sonra kapı açıldığında güzelliğinin hiç değişmediği, saçlarının bir kaç yerine tane tane saç tellerine ak düştüğünü gördüm. Fakat güzelliği hala yerindeydi Banu hanımın. Banu hanımın arkasından bir adam göründü. Miran'a çok benziyordu. Babasıydı galiba.
"Yıllar oldu Banu hanım. Bir görüp gerçekleri konuşalım dedim."dediğimde tek kaşı havada bana baktı. Kapıdan çekilip geçmeme izin verdi. Babası olduğunu bildiğim adam 'ne oluyor' der gibi bana bakıyordu. Banu hanım ise 'yapma' der gibi bakıyordu. Anlaşılan adamın hiç birşeyden haberi bile yoktu. Yazık olacaktı doğru.
Bir adım attım ona doğru. "Ne yaptıysanız hepsinden haberim var!"diye parmağımı ona doğru tutup kaldırdım. Sertçe yutkundu. "Senin yüzünden ablamın neredeyse katili olacaktım. Senin yüzünden intihara teşebbüs ettim ben. Senin yüzünden paramparça hale düşdük ikimizde. Mutlu musun? Ha! Mutlu musun öz be öz oğluna bunu yaptığına?!"dediğimde Miran'ın babası bana baktı.
"Neler oluyor Banu?"dediğinde yüzümü ona doğru kaldırıp baktım. "Ben size karınızın gerçekte kim olduğunu, gerçek yüzünü anlatayım öyleyse."dedim ve devam ettim.
"Sizin karınız benim sevdiğim adamla yıllar önce sırf beni sevmedi diye aramızı bozdu! Beni ondan ayırmaya kalktı ve yaptı da! Ben karınız yüzünden neredeyse ablamın cinayetkarı olacaktım. Ben intihara adım attım be bu kadın yüzünden!"diye bağırdım. Babası sakince dinledi.
"Senden nefret ediyorum! Alçak piç kurusu ahlaksız!"dediğinde Banu hanım elini kaldırıp tam tokat atacaktı ki kolunu yakalayacakken arkadan bir el kolunu sımsıkı tuttu ve sıkmaya başladı. Arkaya doğru baktığımda bu Miran'dı...
"Sakın!"diye dişleri arasında tısladı. "Beni doğuran, büyüten, annem demem Mehir'e kalkan her bir eli teker teker koparır, kırarım. Bu sen olsan bile anne!"diye sesi sinirle dolu, hayal kırıklığıyla geldi. "M-Miran,"dedi Banu hanım. Miran babasıyla selamlaştı ve yüzünü ona dönüp sordu. "Doğru mu tüm bunlar evlat?"dediğinde Miran kafasını salladı.
"Doğru baba. Karın, sevdiğim kadını ve ablasını ölüme sürükleyen biri. Sonsuz ve ebedi kinimi kazanan biri!"diye sinirle soludu.
"Oğlum."diye konuştu Banu hanım. "Sakın!"diye parmağını kaldırıp annesine doğru salladı. Diğer boşta olan eliyle bileğimi sımsıkı kavradı. Ve son noktayı koyup benimle birlikte evden ayrıldı.
"Sakın bir daha bana oğlum deme. Benim annem bu değil. Benim annem benim için 11 yıl önce öldü. Toprağa gömdüm. Sevdiğim kadını elimden alan, mutluluğumu bir hiçmiş gibi tuzla buz eden karşımda duran kadın benim hiç birşeyim olamaz bundan sonra. Ben yetim biriyim. Babam var, annem de var ama bu annelik mi yoksa düşmanlık mı artık bilemiyorum orasını. Bir kez daha hayata gelsem annem sen olma isterdim. Git şimdi babamı aldattığın o adamla birlikte ahlaksız kadınlar gibi onun koynundan, bunun koynuna geç. Sana anca bu yakışır. Ne halin varsa gör."
__________________
iyi okumalar.
Evet bir haftanın sonunda bir bölüm zorda olsa geldi. Zorlandım ama yazmaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz.
Sizce daha neler olacak? 😁
Ne yapabilirim??? 🤓
Gelecek bölüm görüşürüz.
🖤'e basmayı ve yorum da yapmayı unutmayın.
Hadi seviyorum sizleri. Seviliyorsunuz Çizgi ahaliis.
✨
🖤
🦋