Mehir'den Anlatım. -> Türkiye'ye geldikten uzun süre sonra.
Bir aydan fazladır artık Türkiye'ye gelmiştim. Ablamla barışmış ve anlaşmıştık. O, hayatıma dahil olmaya çalışıyordu belki ama ben buna müsade etmemeye çalışıyordum. En azından elimden geldiği kadar.
Yüzbaşı Bolat Bozkurt yani eniştem ablamla sonunda bu gün nişanları yapılmıştı. Ve evliliğe doğru adım atmışlardı. Sonunda babam vermişti ablamı. Turşumuzu kuracak sanki bu adam bizim!
Nişan gününde etrafa bakıyordum. Ablam ve Bolat eniştem dans ediyordu. Nefes alamadığımı hissettim. Daralıyordum. Boğuluyordum resmen. Elimi göğsümün üzerine koyduğumda ablamın yanına ulaşıp hava alamadığımı ve nefes almak için dışarı çıkacağımı haber etmiştim.
Havuzun kenarına geldiğimde derin derin nefes alıp vermeye başladım. Bir kaç dakika sonra telefonuma baktığımda Defne abla arıyordu. Bu gün nişana gelmemişti.
Kaçık hastane patronu yüzündendi hepsi. Kendi öz abisinin nişanına patronu izin vermediği için gelememişti. Bunun için çok üzülmüştü. Ama düğüne gelmezsen abin seni kardeşlikden reddeder dediğimde gülmüştük. Eniştemi tanıyorsam yapardı bu arada.
Telefonu sonlardırma sebebim yan evin bahçesinde gördüğüm kişiydi. Oydu. Miran'dı bu. Yıllar sonra karşı karşıya gelmek biraz garipti doğrusu. Kalbim sıkışıyordu ama umursamadan bir kaç adım atıp gerçekten de onun olup olmadığını öğrenmek istedim.
Gülen yüzü, buğulu gözleri, sonbaharın kurumuş yaprak rengi - bal rengi gözleri, kulübesinde uzanan Nero'nu okşadığında gülünce kısılan bir çift gözlerini gördüğümde onun olduğunu anladım...
İstemsiz adımlarım çalılara yaklaştığında Nero'nun çıtırtı sesine havladığını ve onun, "Kim var orada?"diyen sesini duyduğumda geri adımladım.
Nero gür bir sesle havlayarak, koşarak bana doğru geldiğinde geri adım atmadım. "Nero dur!"diyen ses ondandı ama Nero beni gördüğünde hafifçe elimi kafasına doğru yaklaştırdım. "Benim Nero, Mehir."dediğinde oda arkasından koşup yanımıza gelmişti. Beni izlediğini hissedebiliyordum.
"Aferin benim oğluma."dediğimde ondan bir ses gelmedi. Kalbimde bilmediğim bir sızı vardı. Sebebini bilmiyordum. "Kusura bakmayın birden elimden kaçıverdi."dediğinde ayağa kalkıp yüzüne baktım. "Sorun yok."dediğimde beni tanımıyormuş gibi mi yapıyordu yani? O ismimi de mi unutmuştu?
"İyi akşamlar."dediğinde kafamı salladım ve o Nero'nun tasmasından tutarak bahçeden çıkmaya yeltendi. Ben arkamı dönüp bir kaç adım atmıştım ki elim kalbimin tam üzerine gitti ve inleyerek dizlerimin üzerine çöktüğümde gözlerim kararmaya başlamıştı.
"Mehir!"diyen sesini duydum. Diyelim ki beni unutmuştu. O zaman ismimi nereden hatırlıyordu? Nero'nun havlama sesini ve onun ismimi bağıran sesini duydum en son. Sertce yere çarpmayı bekliyordum fakat yere düşmemiştim. Sanıyordum ki kollarına düşmüştüm. Havalandığımı hissediyordum ama bedenim güçsüz hissediyordu. Direnmeyi bırakmıştım artık. Karanlık beni kendine hapsettiğinde kendimi boş bırakıp derin uykuya daldım...
Gözlerimi açtığımda evdeydim. Gözlerimi ovuşturup baş ucumda gözleri kapalı, eli başına yaslı olan ablama baktım. "Abla?"dediğimde hızla gözleri aralandı. Üzerini değiştirmiş ve siyah pijamalarla uykulu gözlerle bana baktı korkuyla.
"Ablam? İyi misin? Bir yerin ağrıyor mu?"dediğinde ablam, kafamı salladım iki yana. "Ne oldu bana?"dediğimde dün gece olanların hepsi film şeridi gibi gözümün önünden geçip gitmişti.
"Gerçekten o muydu?"diye sorduğumda ilk yüzüme baktı sessizce ve sonra kafasını salladı onaylayarak. "Beni görmezden geldi... Beni tanımamış gibi yaptı..."dediğimde ablam sertçe yutkundu. Birşey yapmıştı değil mi? "Doğru söyle sen böyle yapmasını istedin değil mi?"diye sorduğumda sadece bana baktı. Gözlerindeki ifade onaylıyordu.
"Neden peki?"diye sakince sordum. "Üzülme diye, ağlama diye, kırılma diye, artık yıpranma diye."dediğinde kafamı salladım. "Bir dahakine bırak ne oluyorsa olsun. Karışma abla."dedim ve ayağa kalkıp odaya geçtim. Her ne oluyorsa kimsenin karışmasını istemiyordum.
Ben Mehir'dim. Yıllar sonra başka biriyle konuşmaya başlayandım. Fakat sonuçlarını bilmeden adım atmıştım..
Ben Mehir'dim. Nöbetlerin bıraktığı hasarı hiç kimse bilmiyor ve görmüyordu. Bildiklerinde bana acımalarını da istemiyordum...
Ben Mehir'dim. Ağladığım gecenin sabahına kadar Allah'ım al canımı nolur diye yalvarandım...
Ben Mehir'dim. Vazgeçtim diye sabaha kadar ağlayıp sabah uyandığımda yine onu sevendim ben...
__________
İyi okumalar dilerim hepinize.
Umarım beğenirsiniz bölümü.
🖤'e basmayı ve yorum da yapmayı unutmayın.
Gelecek bölüm görüşürüz.
✨