İçeriğe geç

Ay Kızı

Bölüm 11 · 7 dk okuma

Ay Kızı

Bölüm 11

9.ÇABA

Issız bir yerde bomboş bir odada duruyordum. Kapıyı açtım yürüdüm . Bir sürü kapı vardı. Neredeydim ben? Yürüdükçe kapı çıktı. Hangi kapıyı açacaktım ? derken bir kapı açıldı. Kapıdan yoğun bir ışık geliyordu. Işığın içinden biri çıktı , önce kim olduğunu seçemedim . Bal sarısı saçlarını görünce Berçin olduğunu gördüm. Bir şeyden kaçıyor gibiydi. Ellerinden kan damlıyordu . Berçin 'e seslendim ama beni duymuyor gibiydi . Yanına koştum ama benden kaçıyordu. Kapının ardında boyumuzu aşan tsunami büyüklüğünde su vardı. Berçin boğulmaktan kaçıyordu. Onunla birlikte kaçtım. Evden çıkmaya çalışıyorduk. Odaların kapısı açılıyordu. Biz dalganın derinliğinden kaçamıyorduk. Evin kapısına tam ulaşıyorduk. Koşmamız durdu . Ne kadar çırpınsak da koşamadık. Denizin dalgası bizi boğuyordu en sonunda boyumuzu geçti. Nefesimizi tuttuk. Berçin dayanamadı. Nefesini bıraktı derine gitti. Ben , Berçin' e doğru nefesimi tutarak yüzdüm. Nefesimi kaçırdım. Boğuluyordum. Suyun içinde çığlık attım ama sesimi duyan yoktu .Çığlık çığlığa gözlerimi açıp yatakdan sıçradım. Çok şükür ki bir rüyaymış , kabusmuş . Bu rüya bizi anlatıyordu . Berçin'in ellerindeki kan onun sorunlarıydı. Ona ulaşmamam için her yolu deneyeceğini gösteriyordu.

Annem hemen benim yanıma geldi.

"Alya çığlık atmamış . Sen çığlık attın son zamanlarda iyi değilsin . Arya neler oluyor ?"

"Anne kabus gördüm. Berçin beni bıraktı . (Komidinimdeki notu göstererek.) Ben dün annesiyle konuştum. Bugün evine gideceğim. O benden kaçıyor ."

Bana sorunlarını söylememek için benden uzaklaşıyor ANNE !

Annemin kucağına gömülerek ağlamaya başladım. Annem saçlarımı okşadı . Kafamı kaldırıp :

" Bak kızım eğer seni bırakıyorsa bıraksın . Sen de bırakmalısın ."

"Anne öyle düşündüm ama onunla ilkokuldaki anılarım geliyor. Ceza aldığımda o karşı çıkıp benimle birlikte ceza yemişti. Bana kötü davrandıklarında o beni korumuştu. "

"Kızım bazı şeyler geride kalır. Sende artık geride bırakmalısın ."

"Anne anlamıyor musun ? Sadece bir notla veda etti. Benim söz hakkım olmasın mı? Ona son sözü söylemeyim mi?"

- Tamam kızım ama ÇOK YIPRATMA KENDİNİ ! yoksa hasta olursun !zaten sınav haftanda geliyor.

"Tamam anne bana güvenebilirsin."

"İnşallah kızım."

Anne saat kaç ?"

" Saat beş oldu."

"Ben bugün okula gitmeyeceğim."

" Kızım onun içinse-"

"Hayır anne. Sınav haftası geliyor diye. Okulda dersler boş geçiyor. Dün programımı hazırladım. Derste ki eksiklerimi kapatmaya başladım."

"İyi kızım. Kaçta kalkacaksın?"

- Saat dokuz gibi kalkarım, saat dokuz buçuk gibi yola çıkacağım. Saat onda orada olmam lazım.

- Tamam ben seni bırakırım benim işim de on bir gibi başlıyor. Belki seni de alırım. Olmazsa otobüs kartını vereyim.

- Peki o zaman uyanınca görüşürüz .

- Hadi iyi uykular.

Saat beş olduğu için etraf kapkaranlıktı. Güneş daha doğmamıştı. Gözlerimi tekrar kapatıp bir rüyanın kollarına bıraktım kendimi.

.....

Gözlerimi açtım . Güneş doğmuş etrafı aydınlatmıştı. Güneşin ışıkları yüzüme vuruyordu. Saate baktım. Saat sekiz buçuktu. Dokuz olmasına yarım saat vardı . Uyumak yerine kalktım. Terliklerimi giyip banyoya gittim. Önce aynaya sonra kendime baktım dağılmış saçlarım, şişmiş yüzümü gördüm önce yüzüme buz gibi su çarptım. Cilt bakım malzemelerimi sürdüm , dişlerimi fırçaladım , son olarak saçlarımı tarayıp banyodan çıktım.

Odama geçip üstümü değiştirdim . Kıyafet olarak beyaz balıkçı yaka ,üstüne mavi kazak , altına bol beyaz pantolon giydim. Saçlarımı hafif dalgalandırdım. Perçemlerimi düzleştirdim. Her zamanki gibi dudaklarıma hafif kırmızımsı bir gloss sürdüm, mavi ojelerimi sürdüm , malum okulda izin yoktu. Kirpiklerime şeffaf rimel sürdüm son olarak lavantalı parfümümü sıkıp odadan çıktım..

Mutfağa girdiğimde annem ocağın başında kendine yumurta haşlıyordu. Ben yumurta yiyemezdim , o yüzden çörekleri ısıttım. Çörekler ısınınca tabağa koyup masaya bıraktım . Buzdolabından tereyağı , doğranmış kaşarları çıkardım. Sandalyeyi çekip oturdum. Çöreğin üstüne yağ sürüp yedim. Çörekle yağ çok güzeldi. Hazırlanmam yarım saat sürdüğü için saat dokuzu geçmişti . Çöreğimi yiyip masayı topladım. Mutfaktaki işimiz bitince montumu alıp üstüme atkıyı geçirip çantama kulaklığımı, telefonumu, cüzdanımı, suyumu ve atıştırmalıkları koyup botlarımı giydim evin yedek anahtarınıda alıp evden çıktık.

Dışarısı soğuktu ama hava güneşliydi. Arabaya binip yola çıktık. Bende telefonumun not kısmını açıp Meral teyzeye ne anlatacağımı planlıyordum. İstanbul trafiğinden dolayı saat ona geliyordu , iyi ki de erken çıkmıştık . Saat dokuzu kırk geçe gibi Meral teyzenin evine vardık. Annem Meral teyzeye selam verdi. Bana otobüs kartını verip işe gitti. Otobüs kartını çantama atıp içeri girdim. Meral teyze bana terlik verdi. Montumu çıkarıp askılığa koydum. Terlikleri giyip salona geçtim. Salon da bile Berçin' in çizdiği resimler vardı. Resim yeteneği çok iyiydi, o yüzden Uğur'un eski sınıfındaydı . Meral teyze bana bir bardak su uzattı teşekkür edip elindeki suyu içtim. Meral teyze konuşmaya başladı:

"Kızım bu aralar hiç iyiye gitmiyor. Odasına kapanıyor saatlerce çıkmıyor. Nasıl üstesinden gelinir bilmiyorum. Psikolog olduğum halde çözemiyorum."

"Merak etmeyin . Meral teyze onun bulunduğu durumu ancak kendi aşabilir. Biz bu durumda sadece ona yön verebiliriz. Nazik değil de bazı şeyleri yüzüne söylememiz lazım ,aksi takdirde bu haline devam eder. O şu an hiçbir şeyi görmek istemiyor. Ona göstermeliyiz. Ben ona seçenek sunacağım eskileri hatırlatacağım. Kendi kararını kendi verecek. Kararlıysa benim de yapabileceğim bu kadar. Ben yine dostluğumu yaparım gerisi ona kalmış . Siz zaten ne yapacağınızı biliyorsunuzdur. Bir psikolog olarak tecrübeniz var. Sıkı yönetim olmalı. Onu ancak siz toparlayabilirsiniz. Ben o notun üstüne zor sözler söyleyeceğim bunu dert etmeyin çünkü onu döndürmenin tek yolu bu. "

" Kızım söylediklerinde haklısın ama onunla konuşmak kötü olmaz mı?"

"Meral teyze onun buna ihtiyacı var."

"Tamam kızım ben günlerce çok narin davranıyordum belki iyi olur diye."

"Bazen ters psikoloji yapmak gerekir gerçekleri görebilmesi için."

"Pekala onunla kaç gibi görüşeceksin ?"

-"Yarın saat üç gibi okuldan dönünce ."

- Tama kızım . Sen haklısın bir psikolog olduğum için çok hassas davranıyordum ama daha kötü etkiliyormuş. Ben onu odasından nasıl çıkartacağım?

"Sizin bir şey yapmanıza gerek yok ben onun odasına gideceğim bu onun için büyük bir gerçek olur."

" Anlaştık . Çok teşekkür ederim. "

"O zaman yarın görüşürüz.:

"Görüşürüz kızım."

Yaklaşık bir saat sonra montumu giyip evden çıktım. Annemi aradım ,açmadı, meşguldü. Otobüs kartımı çıkardım. En yakın durağa gittim. Durakta oturdum, kulaklığımı takıp müzik dinlemeye başladım. Durakta beklerken annem aradı . İşi olduğundan bana dönememiş. Otobüs yaklaşık on dakika gibi geldi. Otobüs kartımı okutup içeri girdim. Kendime yer bulup oturdum. Buradan eve yarım saat vardı. Oturduğum yer boştu. Cam kenarından yolun üzerinde ki ağaçların geçişini izliyordum sonra bir durakta durduk. Kapı diğer tarafta olduğu için gelen kişiyi göremedim. Gözlerimi cama dönüp tekrar yolu izlemeye başladım. Bugün yolun geçişini izlemek istedim. Çantamda duran kitabımı çıkarmayı düşünmedim oysaki her yerde her zaman kitap olurdu. Kafam çok karışıktı bu yüzden aklımı kitaba veremiyordum.

- Bana da yer var mı? dedi bir tanıdık ses. Sesini seçemiyordum ama fazla tanıdık bir sesti.

Kafamı camdan çevirip olduğum yerde bakakaldım. Okula gitmemiş miydi ? Yeşil gözleri beni inceledi solgun yüzümü gördü sonrada düşünceli gözlerimi buldu. Kulaklığımı çıkarıp müziği durdurdum. On saniye beni süzdükten sonra ona ilk defa sakin cevap verdim.

" Tabi oturabilirsin ." dedim

"Hayret bugün fazla sakinsiniz ."

"Sen okula gitmedin mi?" konuyu değiştirmekte üstüme yoktu.

"Okula gitmek için bir sebebim yoktu bende gitmedim." o sebep benmiydim gelmeyeceğimi nereden biliyordu .

"Sen de okula gitmemişsin. Fazla düşüncelisin . Notu düşünüyorsun değil mi?" deyince beni nasıl anladığını düşünmeden edemedim.

"Şu sıralar stresliyim ve gerginim sınav haftasıyla birlikte daha da arttı. " diye cevap verdim.

" Peki fizik anlatsam dinler misin?" deyince şaşırdım . O anlatırsa dinlerdim.

"Burada mı?" dedim şaşırarak.

"Neden olmasın dersin yeri zamanı yoktur." Gerçekten ciddimiş!

" Kafam kaldırır mı şu otobüste ?" dedim naz yaparak.

- Kaldırır kaldırır sen fiziğin başını bir dinle . Şimdi bu Newton adamımız ağacın yanına oturmuş biraz düşünmüş sonra kafasına bir elma düşmüş . O elmanın zaten..

"Devam et "dedim merakla. Her ne kadar bu hikayeyi bilsem de Uğur'dan duymak çok keyifliydi.

- İşte o elma kafasına çarptığı an Newton'un aklı da yer çekimi olduğunu kanıtlamış ve tüm bu saçma formülleri çıkarmış ve bizim meşhur fizik adlı ders olmuş.

"Bu kadar mı? "dedim gülerek

"Evet " dedi gözleri gülüşümü buldu.

"Pekala sen bana ne anlatacaksın ?"

"Ben de kimya anlatayım. "

"Tamam seni dinliyorum." deyince anlatmaya başladım .

" Bizim kimyanın eski adı simya . Bu simyanın amacı madenleri altına dönüştürmek ve hayat iksirini bulmakmış. Bunları gerçekleştirmek için toprağı pişirmişler, madenleri eritmişler. Simya amacına ulaşamayınca' Robert Boyle diye' bir adam cisimlerin elementlerden oluştuğunu öne süren bir kitap çıkarmış . Sonrada elementler çıkmış hepsini bir kategoriye ayırmışlar ve bir çok formülle madde elde etmişler. Kimya da bu şekilde bir ders olmuş.

- Vay be bu kısmı bilmiyordum .Çok güzel anlattın.

- Teşekkür ederim. Hakkını yememek lazım sende güzel anlattın.

- Rica ederim.

Evin oraya yaklaşınca yerimden kalkıp:

"Benim inmem lazım görüşürüz Uğur ."

" Görüşürüz. Kendini fazla yorma olur mu?" deyince herkesin bunu söylemesini anlamıyordum.

" Bunu dikkate alacağım."

El sallayıp otobüsten indim. Eve kadar yürüdüm . Henüz öğle saatleriydi. Anahtarı çıkarıp anahtar deliğine soktum. Eve girip montumu asıp botlarımı koyup anahtarı yerine koydum. Odama girip kendimi yatağa bıraktım sadece uyumak istiyordum ama çalışmamda lazım. Neyse bir uyuyayım sonra çalışırdım . Yatağıma kıvranıp gözlerimi kapattım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.