Ertesi sabah Defne, okulun koridorunda yürürken önceki geceden kalan düşünceleri kafasından atmaya çalışıyordu.
Eylül'ün söylediği tek cümle sürekli aklına geliyordu:
"İyi ki o gün yağmur yağmış."
Defne bunu neden bu kadar önemsediğini bilmiyordu.
Belki de Eylül'ün yanında kendini farklı hissediyordu.
Daha rahat.
Daha mutlu.
Ve en önemlisi, daha çok kendisi gibi.
Sınıfa girdiğinde Eylül sırasının yanında bekliyordu.
“Günaydın.”
“Günaydın.”
Eylül elindeki küçük kâğıdı ona uzattı.
“Bu senin.”
Defne kâğıdı açtı.
Üzerinde küçük bir çizim vardı: Yağmur altında duran iki kişi ve üstlerinde bir şemsiye.
Defne şaşkınlıkla baktı.
“Bunu sen mi çizdin?”
“Evet.”
“Çok güzel.”
“İstersen sende kalsın.”
Defne kâğıdı dikkatlice çantasına koydu.
“Kesinlikle.”
---
Öğle arasında yine kütüphaneye gittiler.
Fakat bugün Defne'nin dikkati sürekli dağılıyordu.
Eylül bunu fark etti.
“Bir şey mi oldu?”
“Hayır.”
“Emin misin?”
Defne başını salladı.
“Evet.”
Eylül birkaç saniye onu inceledi.
“Bana söyleyebilirsin.”
Defne derin bir nefes aldı.
“Bazen sana bir şey söylemek istiyorum.”
Eylül bekledi.
“Ama sonra vazgeçiyorum.”
“Ne söylemek istiyorsun?”
Defne gözlerini kitaba indirdi.
“Bilmiyorum.”
Aslında biliyordu.
Eylül'e karşı hislerinin değiştiğini söylemek istiyordu.
Onu gördüğünde neden mutlu olduğunu...
Mesaj geldiğinde neden hemen telefonuna baktığını...
Yanında başka birini gördüğünde neden garip hissettiğini...
Ama bunların hiçbirini söyleyemiyordu.
Eylül sessizce:
“Hazır olduğunda söylersin,” dedi.
Defne başını kaldırdı.
“Ya çok geç olursa?”
“Bazı şeyleri söylemek için doğru zamanı beklemek gerekir.”
“Ya doğru zaman hiç gelmezse?”
Eylül gülümsedi.
“O zaman insan kendi doğru zamanını yaratır.”
Bu cevap Defne'nin içinde bir şeyleri değiştirdi.
---
Ders çıkışında ikisi okuldan birlikte ayrıldı.
Hava açıktı. Önceki günün aksine gökyüzünde tek bir bulut bile yoktu.
Yolun bir kısmını sessizce yürüdüler.
Sonra Eylül:
“Defne?”
“Hmm?”
“Dün gece seni düşündüm.”
Defne'nin adımları yavaşladı.
“Beni mi?”
“Evet.”
“Niye?”
Eylül gülümsedi.
“Bilmiyorum.”
Defne de gülümsedi.
“Bunu benden öğrendin.”
“Olabilir.”
Birbirlerine bakıp güldüler.
Fakat ikisi de aynı şeyi hissediyordu.
Aralarındaki bağ artık sadece arkadaşlık gibi görünmüyordu.
Ama henüz hiçbiri ilk adımı atmaya cesaret edemiyordu.
Eylül otobüs durağında durdu.
“Yarın görüşürüz.”
“Yarın görüşürüz.”
Otobüs geldi.
Eylül binmeden önce Defne'ye baktı.
“Ve Defne?”
“Efendim?”
“Ne söylemek istiyorsan... bir gün söyle.”
Otobüs uzaklaşırken Defne olduğu yerde kaldı.
Elini cebine attı.
Eylül'ün verdiği küçük çizimi çıkardı.
Çizimin arkasında daha önce fark etmediği bir cümle vardı:
"Bazı karşılaşmalar tesadüf değildir."
Defne kâğıda uzun süre baktı.
Ve ilk kez, kendi duygularından kaçmanın onları değiştirmeyeceğini anladı.