İçeriğe geç

Ay Işığında Kalanlar

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Ay Işığında Kalanlar

Bölüm 2

Kütüphanedeki Kız

Ertesi sabah Defne, alarmı çalmadan birkaç dakika önce uyandı.

Gözlerini açtığında aklına gelen ilk şey okul değildi.

Eylül'dü.

Defne tavana bakarak birkaç saniye hareketsiz kaldı.

“Ben ne yapıyorum?”

Dün tanıştığı birini neden daha şimdiden bu kadar merak ettiğini kendisi de anlamıyordu.

Yatağından kalkıp hazırlanırken bunu düşünmemeye çalıştı. Çantasını aldı, odasından çıktı ve okula doğru yola koyuldu.

Okulun koridorları her zamanki gibi kalabalıktı. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor, öğretmenler sınıflara giriyor, öğrenciler birbirleriyle konuşuyordu.

Defne sınıfa girdiğinde arkadaşlarından biri ona seslendi.

“Defne, dün seni yağmurda gördüm.”

Defne çantasını sırasına bıraktı.

“Evet, yağmur yağıyordu.”

“Yanında biri vardı.”

Defne bir an durdu.

“Eylül.”

“Eylül mü?”

“Evet.”

Arkadaşı merakla gülümsedi.

“Yeni arkadaşın mı?”

Defne omuz silkti.

“Sanırım.”

Dersler başladığında Defne'nin dikkati sürekli dağılıyordu. Öğretmenin anlattığı konuya odaklanmaya çalışıyor ama aklına durmadan kütüphane geliyordu.

Çünkü Eylül dün, onu kütüphanede sık sık gördüğünü söylemişti.

Belki bugün de orada olurdu.

Öğle arasında Defne kararını verdi.

Kütüphaneye gidecekti.

---

Kütüphanenin kapısını açtığında içerisi her zamankinden daha sessizdi.

Rafların arasından ilerledi.

Sonra onu gördü.

Eylül, pencerenin kenarındaki masada oturuyordu. Önünde açık bir kitap vardı ama okumuyordu. Dışarıdaki bahçeye bakıyordu.

Defne birkaç saniye kapının yanında durdu.

Eylül başını çevirdi.

Onu görünce yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

“Geleceğini düşünmemiştim.”

Defne şaşırdı.

“Neden?”

“Dün ‘belki’ demiştin.”

“Belki geldim.”

Eylül güldü.

“Güzel cevap.”

Defne karşısındaki sandalyeye oturdu.

“Ne okuyorsun?”

Eylül kitabı ona doğru çevirdi.

“Eski bir roman.”

“Güzel mi?”

“Henüz karar veremedim.”

“Kaç sayfa okudun?”

“Yüz yirmi.”

Defne kahkaha attı.

“Yüz yirmi sayfa okuyup hâlâ karar veremediysen kitap biraz sorunlu olabilir.”

“Belki sorun kitapta değildir.”

“Kimde?”

Eylül birkaç saniye Defne'ye baktı.

“Okuyanda.”

Defne gülümseyerek başını eğdi.

İkisi bir süre kitaplarıyla ilgilendi.

Sonra Eylül sessizce sordu:

“Sen neden hep burada oturuyorsun?”

Defne pencereye baktı.

“Bilmiyorum. Sessiz.”

“Sen de sessizsin.”

“Bunu dün de söyledin.”

“Çünkü doğru.”

Defne gülümsedi.

“Peki sen neden buradasın?”

Eylül kitabını kapattı.

“Çünkü burada kimse benden bir şey beklemiyor.”

Defne onun sesindeki değişikliği fark etti.

“Ne demek o?”

Eylül birkaç saniye sustu.

“Bazen insanların yanında olduğum kişi gibi davranmak yorucu oluyor.”

Defne cevap vermedi.

Sadece onu dinledi.

Eylül ilk kez birinin gerçekten onu dinlediğini hissediyordu.

“Senin yanında konuşmak kolay,” dedi.

Defne hafifçe şaşırdı.

“Neden?”

“Bilmiyorum.”

Eylül pencereye baktı.

“Belki de beni yargılamıyorsun.”

Defne başını salladı.

“Yargılamam.”

O anda ikisinin arasında kısa ama anlamlı bir sessizlik oluştu.

Dışarıda rüzgâr ağaçların yapraklarını hareket ettiriyordu.

Defne saatine baktı.

“Derse dönmem gerekiyor.”

Eylül kitabını çantasına koydu.

“Yarın yine gelir misin?”

Defne bu kez hiç düşünmeden cevap verdi.

“Gelirim.”

Eylül gülümsedi.

“Tamam.”

Defne kapıya doğru yürüdü.

Tam çıkacakken arkasını döndü.

“Eylül?”

“Efendim?”

“Dünkü şemsiye için tekrar teşekkür ederim.”

Eylül gülümseyerek cevap verdi:

“Bir dahaki yağmurda yine paylaşırız.”

Defne'nin yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.

“Anlaştık.”

Kütüphaneden çıktığında kalbi biraz hızlı atıyordu.

Ve ilk kez bunun nedenini düşünmeye başlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.