31/12/1999
"Sence bu elbise nasıl?" dedim üstümdeki mavi elbiseyi Atlas'a gösterirken,"Mükemmelsin baby" dedi beni döndürdü sırıttım ve aynadan kendime bakmaya devam ettim Atlas o sıra kravatını bağlamaya çalışıyordu "Gel buraya" diyip kravatını düzelttim, "Sağol ablaların bir tanesi" diyip şov yapmaya başladı ki çok uzun sürmedi annemin odaya girmesi ve bize bağırmasıyla aşağıya indik.
Geleneksel yılbaşı partisi için köşkün her yeri süslenmiş ve kokteyl taşıyan beyaz önlüklü çalışanlar herkese yetişmeye çalışıyorlardı.
Ben ve Atlas annemizin zoruyla masada oturup uslu çocuklar gibi davranmamızı istedi,ama biz oyun oynamak istiyorduk.
"Herkese selamlar, biz geldik" Ufuk amcanın sesiydi yanında Özlem abla da yanındaydı ikisi beraber çok şık görünüyorlardı, yanında oğulları ve kızlarıda vardı "Bulut" ve "Dila" pek konuşmadım onlarla annem hep onlarla arkadaş olmamızı isterdi ama biz istemezdik.
"Atlas!, Havaifişeklere bak" dedim gözlerime inanamayarak "Çocuklar geri sayım başlıyor herkes buraya" ufuk amcanın sesiyle hep beraber geri sayıma başladık son 2 saniye kala Bulutla göz göze geldim ve bana gülümsedi ama sonra hemen havaifişeklere döndü o andan sonra o hep aklımda kaldı.
__________
02/06/2018
Mira saatçi, adım bu soy adımdan belli olduğu gibi babam bir saatçi dünyaca ünlü bir holdingi var, bir köşkte yaşıyorum ve benim için çok değerli birisi var Atlas, erkek kardeşim aramızda bir yaş var sinir de olsam en yakın dostum Atlas olabilir küçüklükten beri egosu tavan, tamam yakışıklı olabilir ama bu ego da fazla canım
Liseyi bir kolejde okudum ve mezun oldum üniversiteye geçtiğim sırada kararsız kalmıştım ne okumam hakkında ailem bizim holdingimizde çalış demişti ama ben istemiyordum kendi istediğim bir iş yapmak istiyordum en sonunda iç mimarlık okumaya karar verdim.
Birde başımın 2 belası olan Çağatay ve Azra, en yakın arkadaşlarım aynı üniversitede okuyoruz liseden beri beraberiz...
"ATLAS!, artık gelir misin annemler seni bekliyor yoksa saçlarını teker teker yolar tüm karizmanı yok ederim!" diye bağırdım merdivenlerin başından.
"Bana herşeyi yap ama saçlarımı yolma güzel ablacım ben bu saçlarımdan kazanıyorum kızları" diye uyuz uyuz indi mervidenlerden
saçını çektim ve sofraya doğru yürüdük, "Ceylan, annemler nerde geç kalıyoruz okula" diye sordum Ceylana kahvaltıyı hazırlarken, "Mira Hanım onlar çıktılar, sizlere hazırlıyorum sofrayı".
İçimden annemlere laf ettikten sonra çantamı alıp kapıya doğru yürüdüm, arabaya binip sosyal medyada dolaşmaya başladım.
Onun gönderisi karşıma çıkınca dikkatlice yüzünü izledim bu çocukta çözemediğim bir sürü şey vardı, etkilendiğim söylenemezdi ama ne hissettiğim hakkında da bir fikrim yok açıkçası "Ver lan telefonu neye bakıyorsun öyle" Atlas elimden telefonu alıp dalga geçmeye başlayana kadar hayatım gayet iyiydi,Angut.
Okula girdiğim andan beri bahçede oturup müzik dinliyordum dersin başlamasına henüz 25 dakika vardı ve rahatça oturabiliyordum, Azra ve Çağatay daha gelmemişlerdi.
Bulut, Toprak, Belen karşı bankta oturuyorlardı, Bulutun çizim defteri ve kalemi elindeydi ve resim çiziyordu toprak ve belen başında birşey anlatıyorlardı çok umrunda olduğunu sanmıyorum.
Gökyüzünü izlerken gözlerim kapandı bir anda bir el tarafından, Çağatay.
"Selam güzellik" gülümsedim kulaklığımı çıkarıp onlara döndüm"Siz uğrar mıydınız okula?" diyip makara geçtim "Arada öyle şeyler yapıyoruz tatlım" dedi Azra ona sıkıca sarıldım bir kaç aydır görüşemiyorduk biraz sohbet edip kahve içtikten sonra, zil çaldı karşı tarafa baktığım zaman Bulutlar çoktan gitmişlerdi.
Amfiye girdiğim zaman en arkalara geçip bilgisayarımı açtım ve tasarı hesaplama ödevimi gözden geçirirken hocanın gelmesiyle dersler başladı.(yaşlının teki)
Son iki derse girmedim çok önemli değildi zaten.
Yolda yürüyüş yaparak gitmek isterdim ama babam hiçbir zaman yürüyerek gitmeme izin vermediği için remzi abinin arabasını aradı gözlerim ama ortalıkta yoktu, "Baba Arıyor..."
"Alo remzi abiyi göremiyorum?"
"Seni Ufuk Amcanın şoförü alıcak"
"Tek gidebilirdim?"
"Mira"
"Görüşürüz baba"
Dememle telefonun suratıma kapanması bir oldu, Ufuk Amcanın şoförü Rıza Beyi aradı gözlerim ama göremedim bir türlü
"Burdan gidiyoruz" koluma bir el değmesiyle irkildim ve tanıdık suratı gördüm BULUT. "Sende mi geliyorsun girmen gereken dersler yok mu?" diye sordum meraklı gözlerle, cevap yok.
"Birşey sordum" dedim ama cevap vermedi arabanın önüne gelince kolumu kendime doğru çektim ve öfkeyle baktım gözlerine.
Oturuyordu karşımda domuz, domuz
Yayılmış çizim defterine bakıyordu camdan dışarı baktığım sırada yaklaştığımızı anladım çantamı sırtıma takıp inmeyi bekledim "Hayırdır?" dedi bir anda "Pardon?" dedim anlamayarak "Gitmeye bu kadar meraklı mısın?" dedi boş boş baktım ve cevap vermedim "İnebilirsin Mira Kızım" dedi Rıza Bey inerken gene seslendi"Boşuna kaçma akşam sizdeyiz"dedi o an beynimden kaynar sular döküldü, bu uyuzu tekrar görücek olmak? Ölsem yeridir.
Anahtarla kapıyı açarken kapı açıldı Ceylan kapıyı açtı "Hoşgeldiniz" dedi hızlıca içeri geçip merdivenden yukarı çıktım koridordan yürüdükten sonra odama kendimi attım odaya girmemle yatağa atlamam bir oldu telefonu alıp Azraya mesaj attım
Azra
-Bulutlar akşam yemeğe geliyorlar
+Şaka yapıyorsun
-AZRA
+Tamam tamam sakin ol prenses
-Bir bahane bul beni al
+Toprakta gelir mi miraaaa
Şu an yanımda olsa kafasına iki tane geçirirdim
-AZRA NE DİYORUM BEN
Telefonu kapatıp duşa girmem gerektiğini anladım ve duşa doğru istemsizce gitti ayaklarım
Sıcak suyu açıp üzerimdekileri çıkarıp ayağımı küvete soktum biraz şarkı açıp keyif yaptım buna ne engel?
"Mira nerdesin?" Annem, eğer şuan burda keyif yaptığımı öğrenirse beni keser ve sokağa atar
"DUŞTAYIM ANNEE" diye seslendim cevap gelmesini bekledim
dolap kapağımın açılma sesini duydum ve sesi geldi "Elbiseni yatağa bıraktım hazırlan aşağıya gel" dedi ve kapıyı kapatıp gitti, bu kadın niye bu kadar kaba?
Keyfimi yarıda bölüp bornozuma sarıldım ağır ağır banyodan odama geçen kapıyı açtım, yatağa göz gezdirdikten sonra annemin benim için seçtiği elbiseye baktım, bu kadar güzel bir elbiseyi neden BULUT ve ailesi için giyiyorum?
Bornozu çıkarıp iç çamaşırlarımı giydim saçlarımı havluya sarıp geriye attım, elbiseyi elime alıp aynanın karşısına geçip baktım mırın kırın etsemde en sonunda giydim, makyaj masasına oturup kremlerle yüzümü yumuşatmayı denedim ama cildim çok kurumuştu bu aylarda, fondötenle dudağımın kenarındaki beni kapattım.
Tüm makyaj bitince pembemsi tonlarda bir ruj sürüp masadan kalktım, saçlarımı hala yapmadım, tebrikler.
Fön makinesini alıp saçlarımı hemen kurutup dalgalandırmaya geçtim.
Kumral saçlarım elbisemin üstüne dökülüyordu en sonunda beyaz topuklu ayakkabılarıda giyinip kendimi aynada süzdüm, fazla abartılı değil miydi?

Ve kapı açıldı"YUH KİMİN ABLASI BE" diye odaya daldı Atlas, "Annemin zoruyla seçe seçe bu elbiseyi seçmiş" diye gevelendim Atlas beni döndürüyordu ve dans ediyorduk, şaşkın.
"Buyurun matmezel" diyip kapıyı açtı ve önümde eğildi koluma girip merdivenlerden aşağıya indik evde hazırlık vardı babamın ortağı geleceği için herkes pür dikkat sofrayı hazırlıyordu, "Bence kış bahçesine gidelim, hadi" diyip Atlası kolundan çekip koridorun en sonuna gittik ve bahçeye açılan kapıdan içeri girdik, "Annemler seslenirler" dedi Atlas bende ona göz devirdim şömineyi yakıp sallanan sandalyeye kuruldum, "Burdan geldiklerini görebiliriz gelince içeri geçeriz ne var bunda" dedim Atlas'a sosyal medyaya girdim ve bu anı ölümsüzleştirmek için fotoğrafımızı çektim Atlas şebek şebek hareketler yapsada güzel çıkmıştık, hemen hikaye olarak paylaştım. Bulut hikaye atmıştı onun profiline tıklayıp ne paylaştığına baktım, bir portre vardı ama çok bulanıktı bilerek bulanık çekmiş olmalıydı dikkatli baksam bile anlayamadığım için uygulamadan çıktım telefonu kapattım.
Remzi abi büyük bahçe kapısını açtı ve siyah bir araba bahçeye girdi, Bulutların arabası, "Geldiler" dedim Atlas'a, ayağa kalktı elini uzattı kalkmam için ama kalkmadım "Sen git geliyorum" dedim,emin misin der gibi bir bakış attı kafamla onayladım, Atlas gitti bende kafamı şömineye çevirdim ve ateş sesini dinledim.
İçeri girmişlerdi hatta gireli 10 dakika olmuştu bile.
Kış bahçesinin kapısı açıldı, "Geliyorum Ceylan" dedim ve önüme döndüğüm sırada karşımda Ceylan değil, simsiyah giyinmiş kara bulut vardı.
"Ne işin var burda kara bulut?"
"Kara bulut?"
"Birşey sordum?"
"Sana kötü bir haberim var"
Dedi, onun bana vericeği kötü haber ne olabilir, iflas mı ettik
"Neymiş?" dedim uyuz uyuz
"Evleniyormuşuz" dedi, güldüm
"Evlenmek, kara bulut ve mira?"
"Salağa yatma içeri gel annenler anlatır"
Öfkeyle kalktım ve suratına bir tane tokatı yapıştırdım.
Beğenirsiniz umarım...