Yıllar geçmişti.Soo-a artık köyün en iyi dansçısıydı ama hâlâ bazen eteğine takılıp düşüyordu.Haneul ise krallığın tek veliahtı olmuş, ama sarayın duvarlarında hapsolmuştu.O gece, yıllar sonra köyde yeniden Ay Festivali düzenlendi.Saraydan gizlice kaçan biri vardı: sırtında koyu mavi bir cübbe.Kimse onun kim olduğunu bilmiyordu… O, kendisini özgür hissetmek için bugünkü Ay Festivali’nin yapıldığı yere gitmişti.Soo-a dans sahnesinde dans etmeye başladı dans ediyordu ama birden yere düştü elbise yine takılmıştı kahkahalar yükselmeye başladı soo-a utanmıştı yüzü kızardı.Tam o sırada biri elini uzattı.“Eğer izin verirsen,” dedi kendiyle hemen aynı yaşta olan bir çocuk, “bu gece seninle dans etmeyi isterim. Hiç dans etmeyi bilmiyorsun galiba.”Kahkaha atarak güldü.Soo-a şaşırdı.“Sen dans etmeyi biliyor musun?”“Hayır,” dedi çocuk gülümseyerek,”Soo-a,“Sen de mi top çalıyorsun yoksa?” dedi gülümseyerek.Çocuk bir an duraksadı, sonra sessizce güldü.“Ben top çalmam,” dedi sırıtarak. soo-a elini tuttu çocuğun.Soo-a ve çocuk ay ışığı altında dönmeye başladılar.Soo-a’nın saçları rüzgârda savruluyordu, Haneul’un eli onun elinde sıkıca duruyordu.“Ayağıma basma sakın,” dedi Soo-a gülerek.“Bu sefer söz veremem,” dedi Haneul. “Yine eteğine dolanabilirim.”Ve o anda… ay tam üzerlerine vurdu.Işık, Haneul’un gözlerini parlatıyordu.müzik bitti.Haneul, “Eğer adımı öğrenmek istiyorsan yarın köyün dışındaki kapıda bekle,” dedi.Sonra kalabalığın arasına karışıp kayboldu.Soo-a daha bir şey demeden.Soo-a arkasından bakarken sadece bir şey düşündü:“Şimdi söylese de olurdu…” dedi iç geçirerek.Haneul hızlıca koşmaya başladı. Koştuktan sonra belli bir yerden ormana gelmişti.Hemen saraya gitmesi gerekiyordu çünkü eğer gitmezse çok ağır bir cezayla karşılaşabilirdi ve bu durum hiç iyi olmazdı.Bir an durdu ve, “Bugün ne yaptım ben?” dedi.Kollarını sardı bedenine ve güldü.“Ah, doğru… Bugün ilk defa biri benimle samimi konuştu. Hep böyle birini istemiştim. Nedense saraydakiler bana hiç samimi gelmiyor,” diye iç geçirdi.Sonra hemen gözlerini açtı.“Hemen saraya gitmem lazım,” dedi ve koşmaya başladı.Soo-a ise ailesiyle yemek yiyordu.“Anne, bunu çok güzel yapmışsın! Yemeğin adı ne?”Annesine bakarak gülümsedi.Annesi bugün bir şey olduğunu hemen sezmişti.“Soo-a, bugün bir şey mi oldu?” dedi, Soo-a’nın gözlerinin içine bakarak.Annesi hemen anlardı Soo-a’nın yalan söylediğini.Ama Soo-a yine yaptığını yaptı:“Evet anne— ah hayır! Aptal kafa, neden bunu söylüyorsun?” diye içinden geçirdi.“Hayır anne…”Belli etmemek için çok uğraşıyordu ama annesi anlamıştı.Annesi hemen şöyle dedi:“Soo-a, sana söylemedim mi? Yalan atmaya uğraşma, anlıyorum.”Annesi sanki her an Soo-a’yı öldürecekmiş gibi bir bakış attı.Soo-a endişeyle sordu:“Çok mu belli oldu?”“Evet!”“Hâlen mi oluyor?”“Evet!”“Peki şimdi?”“Evet, Soo-a!”Soo-a bir şey söyleyecekken annesi hemen araya girdi:“Soo-a, eğer söylemezsen bugün yiyeceğin çikolataya el koyacağım!”Annesi ciddi söylüyordu.Soo-a’nın kardeşi ise sadece olayları izliyordu.“Hayır! Tamam, söyleyeceğim sana ama çikolatama el koyma! Sadece haftada bir kez yiyebiliyorum!”“Sen söyle, el koymam. Merak etme,” dedi annesi.
Bugün yeni bir çocukla tanıştım benimle aynı yaşlarda olan utanarak söyledi her sözü yutkunarak.
Annesi Ee! Ne olmuş?
Sonra devam etti soo-a, ben sahnedeyken düştüm ondan sonra o çocuk bana el uzattı ve bende onun elini tuttum birlikte dans ettik bana yardım etti kısaca. İlk defa birisi bana yardım etmişti.
Tam o sırada kapı gıcırdayarak açıldı.Soo-a ve annesi bir anda sessizleşti.Kapıdan babası girdi; elinde bir sepet dolusu meyveyle.“Ne oluyor burada?” dedi kaşlarını kaldırarak.“Yoksa yine biri çikolatayı erken mi yedi?”Soo-a hemen ayağa fırladı, ellerini savurdu.“Hayır baba! Ben yemedim! Sadece... yani... belki yedim ama yanlışlıkla!”Babası gözlüklerinin üzerinden ona baktı.“Yanlışlıkla çikolata yenir mi kızım?”Soo-a kekelerken annesi kollarını bağladı.“Çikolatayı değil, kalbini kaptırmış bence.”“Anneee!” diye bağırdı Soo-a, yüzü kıpkırmızı olmuştu.Babası bir anda durdu.“Ne? Kime kaptırdı?”Annesi gülmemek için dudaklarını ısırdı.“Birine değil de… belki ay ışığına diyelim, değil mi Soo-a?”Soo-a hemen ellerini salladı.“Hayır! Hayır! Ben sadece dans ettim. Yani düştüm. Sonra biri elimi tuttu ama”Bir anda sustu, yüzü pancar gibi kızardı.Babası kaşlarını çatıp ciddi bir sesle sordu:“Biri senin elini mi tuttu?”Ardından dramatik bir sessizlik…Sonra babası kollarını iki yana açıp, abartılı bir şekilde bağırdı:“Demek artık kızım büyüdü! Benim küçük dansçım büyüdü!”Soo-a yere kapandı.“Baba lütfen yaaaa…” diye inledi.Annesi kahkahalarına engel olamadı.Soo-a'nın kardeşi ise sandalyeden düşene kadar gülüyordu.“Ama o gece, Soo-a’nın kalbinde bir şeyler değişmişti. Belki de ilk defa… gerçekten biriyle aynı ritimde dans etmişti.”