İçeriğe geç

Ay'a Güven

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Ay'a Güven

Bölüm 6

6. Bölüm : Büro

Sahafın yan tarafındaki dar, gıcırtılı ahşap merdivenleri tırmanırken havadaki eski kağıt ve rutubet kokusu Luna’nın genzini yaktı. Gabriel, cebinden çıkardığı ağır, döküm demir bir anahtarla kilitli kapıyı açtı. İçeri girdiklerinde onları karşılayan şey; tavanı yüksek, duvarları ağzına kadar kitaplar, haritalar ve gazete kupürleriyle kaplı geniş bir odaydı. Köşedeki devasa maun masanın üzeri darmadağınık dosya yığınlarıyla doluydu.

Gabriel siyah dökümlü osmanlı stilindeki paltosunu çıkarıp tek hareketle ahşap askılığa fırlattı. Ardından masanın arkasındaki yüksek arkalıklı deri koltuğa kuruldu. Parmaklarını çenesinin altında birleştirip, masanın üzerindeki masa lambasının sarı ışığında Luna’yı süzmeye başladı.

"Bütün gün sokaklarda adımı aradın ama aslında kime laf yetiştirdiğini bile bilmiyorsun, değil mi?" dedi adam. Yüzündeki o alaycı, ukala tebessüm yeniden belirmişti. "Ben Gabriel. Gabriel Crescent."

Luna, Gabriel’ın bu özgüvenli duruşu karşısında istifini bozmadı. Masanın karşısındaki ahşap sandalyeyi çekip oturdu.

"Luna," dedi net bir sesle. "Luna Vance."

Gabriel "Vance" soyadını duyduğu an yüzündeki o alaycı tebessüm bir anlığına dondu. Bakışları derinleşti, kaşları hafifçe çatıldı. Zihninin karanlık bir köşesinde eski bir dosyanın kapağı açılmış gibi gözlerini kıstı. Bu soyadı daha önce tozlu bir arşivde ya da çözülmemiş eski bir vaka kaydında görmüş gibi kısa bir duraksama yaşadı ama çabuk toparlandı.

"Vance..." diye mırıldandı ince sesiyle. Bakışlarını Luna'nın gözlerine dikti. "Luna... Latincede Ay anlamına gelen bir isim. Bu gece dolunayın altında, gözlerinde tamamen gökyüzüyle dolaşıyordun Bayan Vance. Şimdi söyle bakalım, beni buraya kadar getiren o 'üstü örtülmüş' dosya nedir?"

Luna derin bir nefes aldı. Yıllardır zihninin karanlık köşelerinde sakladığı, her gece rüyalarında yeniden yaşadığı o anı dile getirmek hiç kolay değildi. Ellerini masanın üzerinde kenetledi.

"Annem..." dedi Luna, sesi bu kez pürüzsüz ama hüzünlüydü. "Yıllar önce, ben henüz küçük bir çocukken sokak ortasında öldürüldü. Polis kayıtlarına basit bir sokak cinayeti, faili meçhul bir vaka olarak geçti ve dosya kapatıldı. Ama o gece sıradan bir gece değildi. Annem ölmeden hemen önce elimi tuttu ve kulağıma tek bir şey fısıldadı: Aya güven."

Gabriel’ın yüzündeki ukala tavır tamamen silindi. Maun masaya doğru hafifçe öne eğildi. Gözlerindeki o takıntılı ve keskin ışık, gaz lambasının alevinde parladı.

"Aya güven mi?" diye tekrarladı Gabriel yavaşça. Sesi artık dalga geçmiyordu.

"Evet," dedi Luna. "Yıllarca bunun sadece beni teselli etmek için söylenmiş bir veda cümlesi olduğunu sandım. Unutmamak için her gece Ay’a baktım. Ama zamanla annemin yüzünü unuttum, hatıraları silindi ve ben Ay’a küstüm. Ta ki son zamanlarda o rüyaları tekrar görene kadar... Annemin yüzü rüyalarımda yeniden belirmeye başladı. O geceye dair her detay geri dönüyor. Benim adım bile Ay demek Gabriel. Annem bana o gece bir kehanet ya da bir kilit bıraktı. Bu dosya sıradan bir cinayet değil. Annemin neden öldürüldüğünü öğrenmek istiyorum."

Gabriel Crescent sandalyesinde geriye yaslandı. Odadaki sessizlik derinleşti. Bakışlarını Luna’nın yüzünden ayırmadan uzun süre düşündü. Zihninde gezinen o "Vance" ismiyle annesinin ölümü arasında bir bağ kurmaya çalışıyordu.

"Rüyalar, silinen yüzler ve semboller..." dedi Gabriel, parmaklarıyla masaya hafifçe vurarak. "Normalde soyut saçmalıklarla vakit kaybetmem Bayan Vance. Ama polisin hızlıca kapattığı dosyalar ve arkasında bilmece bırakan cesetler... İşte onlar benim uzmanlık alanım."

Gabriel çekmecesinden boş, sararmış bir dosya çıkardı ve üzerine mürekkepli kalemle Vance Vakası yazdı.

"Sana beş dakika vermiştim ama görünen o ki bu gece uzun olacak," dedi Gabriel gözlerini Luna’ya dikerek. "Bana o geceden hatırladığın en ufak detayı bile anlatacaksın. Yağmurun kokusundan, annenin üzerindeki paltonun rengine kadar."

Bölüm sonu

4 yorum