İçeriğe geç

AVCI

Bölüm 1 · 5 dk okuma

AVCI

Bölüm 1

Daha yeni başlıyor...

●●●

- Başım çatlayacak gibi. Ne işin içine düştük biz böyle?

- Bir bilsem, hadi biraz çıkıp hava alalım. Bizimkiler gelsin ,sonra en baştan başlayalım. Belli ki ,gözden kaçırdığımız çok şey var

-Çıkalım hadi

●●●

Güneşli bir gün, karakolun önünde gölge bir yerde bir grup polis oturuyordu, öyle yorgun,öyle bitkinler ki, sanki günlerdir uyumuyorlar. Bir seri katil öyle çökmüş ki üzerilerine sanki bir daha çıkamayacaklar bu döngünün içinden.

-Ne düşünüyorsun, Karakurt?

-Böyle canilik ne sebepten ötürü yapılır ki?

-Hadi ama, yıllardır bu işlerin içindeyiz, neler gördük, nasıl cinayetleri çözdük en iyi sen biliyorsun.

-Doğru, ama hepsi boş sebeplerden ötürü. Aklım almıyor.

-Hadi ama Savaş, başka şey konuşalım. Ee..Elif nasıl? Yurtdışında okumaya gönderecektin, ne oldu o iş?

-Her zamanki gibi, Elif bu yakınlarda gidecek, İngilterede okumak çocukluktan beridir hayali. İçim pek rahat değil, böyle şeyler gördükten sonra yanımda kalması iyi olur ama öyle mutlu olacaksa göndermekten başka çarem kalmıyor. Biliyorsun, klasik ergenlik, söz dinlemiyorlarki..

-Ah, iyi bilirim, kardeşimden çok çektim zaten.

İkisi de güldü. Geçmek bilmeyen iki haftadan sonra gülmek iyi gelmişti. Savaş ve Karan yıllardır arkadaşlar, iyi günleri , kötü günleri hep bir arada olmuştu. Bir operasyonda, Karana düzenlenen saldırıda, Savaş önüne atlamıştı. Böyle candan yakın arkadaşlardı işte. Hoş, bu zamanda arkadaş bulmak kolay değil.

-Neyse, çocuklar gelmiştir herhalde , hadi içeri geçelim.- dedi,Karanın sırtına şakacıktan bir yumruk atarak

-Geçelim,Karakurt.-Karan gülümsedi.

●●●

Büroda fazla gürültü yoktu, bu yüzden çalışmak zor olmuyordu. Odada büyük bir panoda, kurbanların fotağrafları ve diğer detaylar vardı.

-Ee,dökülün bakalım. Yeni ne gelişmeler var?-Savaş dedi. Geçip panonun önündeki koltukta oturdu.

-Patron, en başından başlasak daha iyi olur sanki.

-Başlayalım o zaman.

İşin ilginç kısmı oydu ki, neyin baş olduğunu bulmak bile zordu.

-Şehirde, bir-birinden çok uzak olmayan bölgelerde,- diye söze başladı Anıl- öldürülmüş dört kurbanımız var. İlk kurbanı bulduğumuz tarih 22 Ağustos, akşam 6 civarı. Aylin Karapınar, 20 yaşında genç bir kızdı. Kendisi İTK de bilgisayar mühendisliği öğrencisiydi. Yanlız yaşıyordu, ailesi başka şehirde yaşadığı için. Tanıdığı herkesin ifadesini aldık- elindeki bir dosyayı uzatarak devam etti- üniversiteden arkadaşları ,hocaları,komşuları, ailesi ve s. Bir sevgilisi yoktu, daha önce hiç olmamış zaten. Takıntılı bir aşığı var ama çocuk korkağın teki.

-Korkak olması, şüphelenmemiz gerektiğini göstermiyor ama.

-Doğru, zaten onun da ifadesini aldık. Devam edelim, Aylin yazın ek işte çalışarak geçimini sağlıyormuş. Şimdiye kadar iki iş yeri değiştirmiş. İlk işi bir restoranda garsonlukmuş.

-İlk işinden neden ayrılmıştı? -Karan sordu.

-Pek de iyi kazanmıyormuş. Sonraysa bir marketde işe başlamış. Maaşı da iyiymiş. O gece marketden dönerken öldürülmüş.

-İşyerinde, üniversitede kimseyle bir sorunu, kavgası olmuş mu?

-Her kesle iyi geçinen, sorun yaratmayan biri olduğunu neredeyse bütün ifadelerde görüyoruz.

Savaş ayağa kalktı, bir bardak su alıp ilacını içti. Bu an kapı açıldı. Bir polis içeri girip:

-Savcılıktan haber var, insanlar endişe içinde.Bir an önce bu davayı çözmemiz gerektiğini söylediler.

-Onu biz de biliyoruz zaten. Ne yaptığımızı sanıyorlar? Oyun oynamıyoruz herhalde. Yaptıkları ancak konuşmak. Çok sinirbozucular- dedi Kerem.

-Sakin ol şampiyon, işlerini yapıyorlar onlar da. Ben gidip bununla ilgileneyim. Bu gece nöbetçiler kimler?

-Kerem ve Yusuf- dedi Anıl.

-İyi, çaylaklar, boş boş oturmazsınız her halde. Kaydadeğer her hangi bir noktayı ,bir detayı bile gözardı etmeyin.Yarın erkenden burada olacağım.Görüşürüz

Savaş bürodan ayrıldı.

●●●

-Alo, baba?Nerdesin? Ne zaman geleceksin?

-Yoldayım,güzelim. On dakikaya evde olurum. Bir şey mi oldu? Bir şey lazım mı?

-Hayır,her şey yolunda. Merak ettim sadece. Patlamış mısır alırmısın, akşam birlikte film izleriz.

-Peki, alırım, güzelim.Görüşürüz.

●●●

-Ama,abi, hile yapıyorsun. Kaç kere söyledim gözlerini açmak yasak. Hiç dinlemiyorsun beni.

-Yasak olduğunu biliyorum,fıstık. Seni sinirlendirmeyi seviyorum.

-Çok kötüsün. Dondurma istermisin?-mutfağa gidip dondurma getirdi.

Karan akşamları kardeşiyle vakit geçirerek dinleniyordu. Anne ve babaları öldükten sonra kardeşini o büyütmüştü.

-Karaca, Elifle aranızdakı sorunu çözebildiniz mi?

-Oooo,çoktan. Yanlış anlaşılma olmuştu. Şimdi her şey gayet iyi.

-Güzel. Resim kursun nasıl gidiyor? İlerleye biliyormusun?

-Kardeşin Picasso olmuş ta haberin yok, bayağı güzel gidiyor. Ama abi, dershaneye gitmek zorundamıyım? Biraz dinlensem olmaz mı?

-Abicim, iyiliğin için gidiyorsun ya. Sadece resim kursuyla olmaz ki ama. İyi 1 aylık dinlen ama sonra mızmızlanmak yok. Devam edeceksin. Anlaştık mı?

-Anlaştık.-Karacanın yüzünde güller açtı. Abisine sarılıp, yanağından öptü- hadi dondurmanı ye. Eee, senin işlerin nasıl gidiyor,seri katil vakası mı yine? Ayy çok heyecanlı. Şüphelileriniz var mı? Henüz bulamadınız mı avcıyı?

-Avcı mı? Hem sen ne meraklısın öyle. Kafam şişti zaten bu katil yüzünden. Evde rahat olayım bari

-Ay tamam, kızma hemen. Sorduğuma pişman oldum.

-Fıstık, yarın akşam napıyorsun? Birlikte parkta koşu yapalım mı?Sonra da bir şeyler içeriz.

-Olur. İşten çıkınca alırsın beni.

-Anlaştık, Picasso.-dedi Karan gülerek.

●●●

Yağmurlu bir gündü. Eylül ayı kendini göstermeye başlamıştı. İlk cinayetin üstünden tam 16 gün geçiyordu. Savaş Elifi kütüphaneye bırakıp emniyete geçti.

-Alo, Karan. Geliyormusun?

-Yarım saate ordayım, Karakurt. Ne o, çok mu özledin beni-dedi sırıtarak.

-Şapşal, fazla oyalanma.

●●●

-Bu akşam unutma tamam mı? Arayacağım seni, abi. Resim kursundan çıkıp eve döneceğim.

-Tamam, fıstık. Dikkatli ol. Seni seviyorum.

-Ne oldu sana? Bu günlerde fazla romantiksin- Karaca güldü

-Sen de bir şey beğenmiyorsun. Bir şey söylemeyeceğim daha sana.

-Hadi ya, şaka yapıyorum. Hadi öptüm , görüşürüz.

Karaca siyah şemsiyesini alıp çıktı. Karan da 20 dakika sonra emniyetteydi.

●●●

-Eee, çaylaklar. Neler yaptınız bakalım?

-Kamera kayıtlarını yeniden inceledik,patron. Kaydadeğer bir şeyler bulamadık. Ama..-dedi Yusuf.

-Ama?

-Cinayet aletleri bulamamıştık ya. Kurbanların hepsi çorapla boğulmuş.

-Çorap mı?

-Evet, çorap. Katil onları boğup sonra da çorap onlarınmış gibi bir süs verdi. Bildiğiniz üzere, çorapta parmak izi kalmıyor.

-Düşündürücü, çorapla boğacak kadar zahmete mi girmiş yani?-sordu Karan.

-Belki de kurbanın daha çok acı çekmesini istemiştir.

-Canice.Delilik bu.

O sırada telsizlere anons geçildi. "Kurtuluş sokağında genç bir kız ölü bulundu. Tekrar ediyorum. Kurtuluş sokağında genç bir kız ölü bulundu." Anons sona ermemiş herkes emniyeti terk etmişti bile.

●●●

-10 dakika içinde olay yerinde olacağız.

-Daha hızlı sür. Yağmur yağıyor.İzler silinmeden varmamız gerekiyor.

-Adli tıp orada zaten. Önlem almışlardır.

Olay yerine geldiler. Ağacın altında bir kız yatıyordu. Öylece, soluksuz, ıslanmış, boğulmuş, yağmur kanını yuyup ortalığı kan gölüne çevirmişti. Biraz aralıdaysa taşa takılmış siyah bir şemsiye görünüyordu

●●●

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

2. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

1 yorum