Natasha'nın yıllardır kayıp kardeşisin. Bir süikastçisin ve ajansın. Güçlerin var ama daha yeni yeni kontrol sağlıyorsun ve kimseye göstermemeye çalışıyorsun.
Kapsülünün açılışıyla nefes aldın. Her şey bir anda netlik kazanmışken tekrar bulanıklaşmaya başlamıştı. O ani netlik anında bir an ablanı gördüğünü sanmıştın. Red room' dan kaçtığı andan itibaren onu görmemiştin ama o yüz asla aklında netliğini yitirmemişti. Bir süikastçi olmuştun. İstemeden insanları öldürmüştün. Sadece ona kavuşabilmek için kurtuluşun kapını çalana kadar hayatta kalmalıydın. Bunu cevabı ise bundan geçiyordu. Şimdi ise çevrendeki hiçbir şeyi algılayamıyordun. Onlar dost muydu yoksa düşman mı? Gözlerin kapanırken son bir ses duydun belli belirsiz " Onu kuleye götürelim,"
Kurtuluyor muydun yoksa daha çok mu tutsaklaşıyordun?
Gözlerini açtığında gözüne dikilmiş korkunç bir ışık vardı. Elinle gözüne siper yaptığın sırada serumu fark ettin.
Serum mu bağlamışlardı?
Yerinde doğrulup serumu attın. Ayakkabının içindeki hançeri çıkardın. Buraya bakmayı akıl edememişlerdi.
Laboratuvar boştu. Sadece bir şarkı mırıldanan önüklü biri vardı. Sessizce arkadan yaklaştın ve silahı boğazına dayadın. Tehditkar bir sesle " Çağır arkadaşlarını gelsinler," diye fısıldadın.
Bir butona bastı ve bir kaç dakika sonra bütün Avangers toplanmıştı.
O da oradaydı. Sana doğru bir adım atıp " Y/n bırak o bıçağı," dedi. Bu o mu kesin emin olmak istiyordun,
Bıçağı tutmaya devam edip " Sadece benim ve Natasha Romanoff'un bildiği bir şey söyle," dedin.
O ise sinirle soluyup " Oyunu bırak inatçı keçi," dedi. Bıçağı indirip " İkna oldum," dedin. Az önce bıçak dayadığın adamın omzuna vurup " Bunun için üzgünüm. Aslında üzgün olduğum için üzgünüm," dedin. Robot zırhlı adam " Üstünde şu an kaç bıçak var?" Diye sorunca tek düze bir sesle " Yirmi sekiz," dedin. Üstünden çıkardıklarını saymıyordun bile. Kenardaki kavanozdan bir lolipop alıp ağzına attın " Ee? Benden tam olarak ne istiyorsunuz?" Dedin. Mavi kostümlü ve kalkanlı adam " Senden bir şey istemiyoruz. Sadece bilgilere göre Nat'ın kardeşisin ve bu da burada kalabileceğin anlamına geliyor," dedi. Onları böyle tarif ediyordun çünkü topluluğun adı dışında hiçbir şey bilmiyordun.
Bunu da bazı gazete haberlerinden öğrenmiştin.
Damağındaki bıçağı kontrol edip " Odamı göstererek başlayabilirsiniz," dedin. Nedense herkese soğuk davranırdın.
Odan son kata yakın, koridorun sonundaydı. Sadece büyük boy bir yatak,çalışma masası, banyo, dolap ve kitaplıktan oluşuyordu. Odana göz gezdirdikten sonra " Silahlarımı verir misiniz?" Dedin. Hepsi sana şaşkınlıkla bakınca " Onları size bırakacağımı falan sanmayın," dedin. Natasha " Birazdan odana koyarım. Bu arada yemek zamanı," dedi.
Mutfak salonla birleşikti. Bir elma aldın ve koltuğa geçtin. Ablan " Bunlar Steve, Tony, Bruce, Clint, Thor, Wanda, Pietro, Loki, Vision, Sam ve Bucky," dedi. Sense sadece başını salladın.
Bruce " Neden yemek yemiyorsun?" Diye sorunca ona işime karışma der gibi baktın ama yine de " Yemek yeme alışkanlığım yok," dedin. Dokuz gün aç, susuz ve uykusuz kalabilirdin. Tony " Kaç yaşındasın?" Diye sordu. Biraz düşündün. Yaşını düşünmen tuhaftı biliyordun ama hafızanda nedensiz yere boşluklar vardı. Başını eğip " On altı demişlerdi," dedin.
Steve " Nasıl yani, kendi yaşını bilmiyor musun?" Diye sordu. Anlını ovuşturup " Hafızamda bazı boşluklar var. Dolayısıyla bazı şeyleri hatırlamıyorum. Bazıları ise tekrar gün yüzüne getirmedikçe unutuldu," dedin. Bruce " İstersen bir kontrolle-"
" Bedenime dokunmaya kalkma!" Dedin. Açıkçası bedenindeki yaraların görülmesini istemiyordun.
Sonra kendini toparlayıp " Oyununuz var mı?" Dedin.
Clint bir anda yerinde kalkıp " Çok iyi bir oyun biliyorum," dedi. Bir oyun açtı. Zamanla bunun bir süikastçi oyunu olduğunu anladın ve dakikalar içinde oyunu beş el kazandın. Hepsi sana şaşkınlıkla bakarken arkana yaslandın.
Derken hissettin. Deşifre olmaya başladığında bedenine yerleştirilen çip bir hafıza silici zehir salgılardı.
Biran önce o çipten kurtulmalıydın. Bir bahane uydurup odana gittin.
Duşta damağımdaki bıçağı kınından çıkardın ve bacağında bir delik açtın. Çipi çıkardığında daha sadece çok azı
kanına karışmıştı. Muhtemelen yarın biraz hasta gibi olacak, unutkan olacaktın ve bugünü unutacaktın. Bacağındaki yaraya baskı yaptın ve duştan çıktın. Çipi ve havluyu yaktın. Küllerini yıkadın. Odandan çıkıp halsiz bedenine bir şeyler geçirip yatağa attın kendini.
Sabah uyandığında ölü gibiydin. Ateşin vardı. Dokuz gündür hiçbir şey yemediğinden olduğunu düşündün.
Sonra yatağını fark ettin. Burası da neresiydi? Dışarıdan gelen seslerle yerinden kalktın. Başın döndü. Kulakların
çınlarken komidine tutundun. Kendine gelince kalktın ve dikkatlice seslere gittin. Kahvesini yudumlayan bir adam ve sarı saçlı, kuvvetli biri vardı. Bıçağını askere benzeyene attın. Bıçağın yolundan kaçtı ama yine de kulağında bir çizik bıraktın. Şaşkınlıkla sana bakıp " Y/n ne yaptığını sanıyorsun?" Dedi sen ise " Kimsiniz siz! Ve adımı nereden biliyorsunuz!" Dedin. İkisi de şaşkınlıkla baktığı sırada onun sesi duyuldu " Y/n yine mi?!" Dedi. Arkanı döndün " Sadece benim ve Romanoff'un bildiği bir şey söyle!" Dedin. Sana göz devirdiğinde " Söyle!" Diye bağırdın. Sana " Çok inatçısın," dedi. Diğerlerine dönüp " Şimdi bu ikisi beni nereden tanıyor?!" Dedin. Natasha " Dün tanıştın Y/n " dedi.
" Yalan söylüyorsun!" Dedin. Derken kahve içen adam " Yalan söylemiyor. Friday ona dünkü kayıtları göster," dedi.
Hemen ardından televizyonda senin görüntülerin belirdi. Doğruyu söylüyorlardı.
Koltuğa çöküp başını ellerin arasına aldın. Ablan yanına oturup " İyi misin?" Diye sordu. O sırada eli alev alev yanan anlına değdi. Natasha endişeyle kalkıp " Y/n senin ateşin var," dedi. O sırada içeri gir miş olan Bruce ( kayıttan adını öğrenmiştim,) " Neler oluyor burada?" Diye sordu. Natasha " Bruce Y/n iyi değil," dedi sen ise ayağa kalkıp " Sadece biraz uyurum ve geçer dedin ama aniden gelen bir mide bulantısı ile tuvalete zor yetiştin. Kusabildiğin kadar kustun. En sonunda kendi başına bile yürüyemediğin bir beden ile odadan dışarı çıktı. Etraf tekrar bulanıktı. Belki de dokuz günden uzun süredir aç ve susuzdun. Sadece şunu diyebildin " Kendimi iyi hissetmiyorum," sonrasında bedenini taşıyamaz hale geldin ve diğerlerinin kolları tarafından tutuldun.
Odanda uyandın.
Göz kapakların çok ağır geliyordu ama aralamayı başardın.
Hala biraz ateşin vardı ve boğazın zımpara gibi olmuştu. En son ne olduğunu hatırlamaya çalışırken doğruldun. Sadece bazı şeyler vardı onlar da bölük pörçüktü. Yataktan kalktın. Artık başın dönmüyordu ama yine de hızlı kalktığında biraz ağrıyordu. Halsizliğin ise devam ediyordu.
Mutfağı bulmaya çalıştın ama koridorlar bir labirent gibiydi. Üstünde siyah bir eşofman, tişört ve büyük bir hırka vardı.
Sol gözünün önüne düşen saç tutamını gözünün önünden çektin o sırada asansörün kapısı açıldı. Bu yaşıtın bir çocuktu. Kahverengi saçları vardı. Ani bir refleksle bıçağını fırlattın ve onun kolunu sıyırttın. Neden herkese bıçak
fırlatıyordun ki? Çocuk sana " Sen de kimsin?" Diye sordu. " Y/n Romanoff" onun bir kalleşlik yapmayacağından emindin bu yüzden adını söyledin. Çocuk sana bakıp " Bekle sen Bayan Romanoff'un kardeşi misin?" Başını sallayıp " Salonun yerini biliyor musun?" Diye sordun.
" E-evet. İstersen -yani götürebilirim. Peter Parker bu arada," dedi. Sıkman için elini uzattı. Sense yanından geçip bıçağını aldın " Önden git," dedin. Peter'a karşı içinde diğerlerine göre farklı bir şey hissediyordun. Ona güveniyordun. Belki de dünyanın asıl yüzünden habersiz hali yüzündendir. Belki de o bıçağı normal karşılamasıydı. Gerçi burada yönünü bulabiliyorsa, buraya daha önce gelmişti bu da bu tür şeylere alışık olduğu anlamına geliyordu. Peter seni salona götürdü. Salonda bir bardak su aldın. O sırada ablan ve arkadaşları odaya giriş yaptı. Ablan hemen " Y/n yataktan neden kalktın?!" Dedi endişeyle. Sen ise omuz silkip " Susamıştım ve kendimi daha iyi hissediyordum," dedin. Derken aklına geldi. Ateş, hafızada boşluklar... paçanı sıyırdın ve daha kabuk bağlamamış yaranı gördün. Bunun tek bir anlamı vardı. Çip. Ablana " Bu sadece bir ilaç yüzünden," dedin. Sonra " Kurtardırdığınız örgüt bize öğrenmememiz gereken şeyler öğrendiğimiz zaman geçmişi unutturmak için bir ilaç verirdi," dedin. Bruce " O zaman üzerinde bir kontrol yapalım. Bir yan etkisi olabilir," dedi. Sen ise " O ilacı yıllardır herkese veriyorlar aynı zamanda inceledim. Tek yan etkisi alındığı gün ve ertesi gün unutkanlık, ateş," dedin. Derken bir sinyal yandı. Ablan " Şimdi gitmeliyiz, dönene kadar dinlen," dedi sen ise " Dışarı çıkmak istiyorum," dedin. Ablan bıkkınlıkla iç geçirirken Tony " Peter sana göz kulak olabilir," dedi. Sen ise onlar giderken bağardın" BEN BEBEK DEĞİLİM!! KİMSENİN GÖZETİMİNE İHTİYACIM YOK!!!" Dedin ama kimse geri dönmedi.
Devam edecek...