Auralis Akademisi’nde sabah erken saatlerde hafif bir sis vardı. Taş kulelerin etrafında dolaşan serin rüzgâr, öğrencilerin pencerelerinden içeri giriyor ve yeni bir günün başladığını haber veriyordu.
Liora ilk uyanan kişi oldu. Yatağından doğrulup pencereye baktı. Avluda birkaç öğrenci ejderhalarıyla yürüyüş yapıyordu. Alev ise odanın köşesinde uyukluyor, ara sıra kanatlarını hafifçe oynatıyordu.
“Günaydın Alev,” diye fısıldadı Liora.
Alev gözlerini açtı ve küçük bir homurtu çıkardı.
Tam o sırada Mira ve Aris de uyanmaya başladı.
“Bugün ders programımız çok dolu,” dedi Mira esneyerek.
“Önce büyü stratejisi, sonra ejderha uçuş eğitimi var.”
Aris yatağından kalkıp hızlıca hazırlandı.
“Ejderha uçuşu en sevdiğim ders!” dedi heyecanla.
Biraz sonra üçü birlikte yemek salonuna gitti. Salon her zamanki gibi kalabalıktı. Uzun masalarda öğrenciler sohbet ediyor, bazıları ders notlarına bakıyordu.
Bugün birkaç yeni isim de duyuluyordu.
Masalardan birinde Riven, Talya, Niro ve Sera adlı öğrenciler konuşuyordu. Onlar ana karakter değildi ama akademideki öğrencilerden bazılarıydı.
“Dün ejderham neredeyse ters uçacaktı!” dedi Niro gülerek.
Sera başını salladı.
“Benim ejderham ise gölette yüzmek istedi.”
Liora gülümseyerek Mira’ya baktı.
“Görüyor musun? Herkesin ejderhası farklı.”
Kahvaltıdan sonra öğrenciler derslere dağıldı.
İlk Ders: Strateji ve Büyü
Profesör Mavric sınıfa girdiğinde herkes hemen sessizleşti.
“Bugün büyü kullanırken akıl ve sabrın ne kadar önemli olduğunu öğreneceğiz,” dedi ciddi bir sesle.
Öğrenciler küçük gruplara ayrıldı. Liora, Mira ve Aris birlikte çalışıyordu.
“Diyelim ki düşman seni çevreledi,” dedi profesör.
“Direkt saldırmak yerine ne yaparsın?”
Liora düşündü.
“Önce dikkatlerini dağıtırım. Sonra ejderhamla hızlı bir manevra yaparım.”
Profesör başını salladı.
“Güzel düşünce.”
İkinci Ders: Ejderha Uçuş Eğitimi
Öğleden sonra öğrenciler geniş uçuş alanına geldi.
Gökyüzü açıktı ve rüzgâr uçuş için mükemmeldi.
Alev, Sis ve Aris’in ejderhası havalanmaya hazırdı.
“Hazır mısınız?” diye bağırdı eğitmen.
Bir anda onlarca ejderha gökyüzüne yükseldi.
Kanatların sesi gökyüzünde yankılanıyordu.
Liora ve Alev hızlı bir dönüş yaptı. Mira ve Sis daha sakin ama dengeli uçuyordu. Aris ise biraz daha cesur hareketler deniyordu.
“Aris dikkat!” diye seslendi Mira.
Ama Aris kontrolü toparladı ve gülerek bağırdı:
“Merak etmeyin!”
Uçuş dersinden sonra herkes biraz yorulmuştu ama mutluydu.
Küçük Bir Gariplik
Tam öğrenciler ejderhalarıyla yürüyüş yaparken Liora bir şey fark etti.
Alev birden durdu.
Sonra başını ormana doğru çevirdi.
“Ne oldu?” diye sordu Liora.
Alev hafif bir hırıltı çıkardı.
Sis de aynı yöne bakıyordu.
Mira kaşlarını çattı.
“Garip…”
Aris fısıldadı:
“Sanki bir şey hissediyorlar.”
Ama birkaç saniye sonra ejderhalar tekrar sakinleşti.
“Belki de yanlış alarmdır,” dedi Mira.
Liora yine de içinden bir his geçti.
Sanki uzakta bir şey hareket etmişti.
Ama ne olduğunu kimse bilmiyordu.
Akşam
Akşam yemeğinde öğrenciler günün yorgunluğunu konuşarak attı.
Liora, Mira ve Aris yine aynı masada oturuyordu.
“Bugün güzel bir gündü,” dedi Aris.
“Evet,” dedi Mira.
“Ama ejderhaların o davranışı biraz tuhaftı.”
Liora düşünceli görünüyordu.
“Belki de sadece doğa…”
Ama içinde küçük bir merak kalmıştı.
Gece olduğunda üç arkadaş tekrar odalarına döndü.
Masalarına oturdular.
Liora birkaç yeni plan çizdi.
Mira ders notlarını düzenledi.
Aris ejderha uçuş hareketlerini karalamaya başladı.
Bir süre sonra yorgunluk bastı.
Alev, Sis ve diğer ejderha köşede kıvrılıp uyudu.
Liora yatağa uzandı.
“Bugün iyi iş çıkardık,” dedi.
Mira gülümseyerek cevap verdi.
“Yarın daha da iyi olacak.”
Aris de battaniyesini çekti.
“Kesinlikle.”
Bir süre sonra oda tamamen sessizleşti.
Ama Auralis Akademisi’nin üzerinde gece rüzgârı eserken, uzak ormanda çok küçük bir hareket oldu.
Henüz kimse bunun ne olduğunu bilmiyordu…