Sabah annemin 3.kez attığı, "Kalk artık" çığırışından sonra artık yorganımı üstümden atmam gerektiğine karar verdim.
Tuvalete gidip işlerimi bitirip, aşağıya indim.
Halime Sultan yine döktürmüştü anlaşılan. Hemen kendi yerime oturdum ve patates kızartmasına gömüldüm.
Sırasıyla, babam ve annem de masaya oturduğunda artık tamamdık. Ben çayımı elime aldığımda babam söze atıldı, "Kızım gelip anlatmıyorsun hiç nasıl gidiyor bakalım dersler?"
Bekletmeden hemen cevap verdim, şükürler olsun derslerim iyiydi ve buna düşünmeme gerek kalmıyordu.
"İyi babacığım, hiçbir sorun yok şuanlık." Dedikten sonra babamda gülümseyer karşılık verdi.
"Aferin benim akıllı kızıma." Babamın bu sözlerine karşılık ona öpücük atıp, önümdeki yemeğe geri döndüm.
Yaklaşık 15 dakikalık kahvaltıdan sonra üstümü giyinmiş ve okula gelmiştim, şuan Bora'nın basketbol takımındaki arkadaşlarıyla kantinde oturuyorduk.
"Geçen yoldan geçerken bir kız görmüşüm bildiğin alev atıyor, düştüm arkadaşlar. " Çağatayın bu dediğiyle hepimiz Alev'e dönmüştük, buradaki herkesin Çağatay'ın, Alev'e olan aşkını bildiğine yemin edebilirim ama kanıtlayamam.
Şaka ya şaka kanıtlarım, bakın şimdi; "Çağatay" dememle Çağatay, Alev'e olan sevgi dolu bakışlarını bana çevirdi, "Efendim Okyanus. " cevabı aldığımda zaman kaybetmeden can alıcı sorumu Çağatay'a yönelttim, "Senin yolda gördüğün kız kim? Tanıdıksa bir şeyler yaparı-" dememe kalmadan Çağatay delici bakışlarıyla hepimizin aslında bildiği ama sadece duymadığımız o gerçekleri söylemeye başladı.
"Okyanus saçmalama Alev'e deli dehse