İnsanlar bu hayatta ki her şeyden daha tehlikeliydi.Düştüğünde açılan bir yarayla bir insanın açtığı yara asla karşılaştırılamazdı.Geleceğim için çıkacağım bugünkü yolculukta her türlü insanla karşılaşacaktım.Ama kimseye ise güvenmeyecektim…
Hizmetkârım Rieka’nın beni uyandırmasıyla yeni bir güne gözlerimi açtım.Aklıma bugünün yolculuğumuzun ilk günü olduğu geldiğinde hızlı bir şekilde yatağımdan fırladım.Zihnimde bir sürü soru dönüp dönüp duruyordu.Acaba geç mi kalmıştım?Acaba Liora uyanmış mıydı?Acaba vârisler şu an hazır mıydı?Acaba yolculuğumuz güzel geçecek miydi?Acaba bu yolculukta sağ kalabilecek miydim?Sorularımı bir kenara atıp elimi yüzümü yıkayıp kendime gelebilmek için odamdaki banyoma doğru yöneldim.Soğuk suyu açıp elimi yüzümü yıkadıktan sonra birkaç süreliğine aynadan yeni uyanmış halime baktım.Gerçekten çok garip görünüyordum.Liora şu an burada olsaydı kesinlikle bu halime gülerdi.Banyodan ayrılıp tekrardan odama geçtim.Dolabımı açıp bugün giyeceklerimi hazırladım.Dün gece hazırladığımın tıpa tıp aynılarıydı.Dün hazırladıklarım hizmetkârlar tarafından atlara yüklenmişti.Gerekecek eşyaların hepsini atlara yüklemişlerdi.Tabii ki de yükümüz çok ağır değildi.
Geceliğimi üzerimden çıkarıp siyah pantolonumu ve siyah uzun kollu ve dar kazağımı üzerime geçirdim.Bir çift siyah botu alıp yatağıma oturdum.İlk önce sol bottan başlayarak botlarımıda giydim.Tarağımı alıp aynanın karşısına geçtim.İlk önce ateşi andıran kızıl saçlarımı taradım.Sonrasında ise saçlarımı yukardan sıkı bir şekilde bağlayıp at kuyruğu yaptım.Son olarakta pelerinimi üzerime atıp başlığımı kapattım. Rieka ise saraydan ayrılacağım için ve bir süre olmayacağım için bana hüzünle bakıyordu.Ben de hüzünle gülümseyerek yanına gidip ona sarıldım.İlk başta çekindiği için tereddüt etsede en sonunda o da bana sarıldı.Kollarımdan ayrılıp ellerimi tuttu.
“Kendinize dikkat edin efendim.Umarım en kısa zamanda tekrardan sizi aramızda görürüz.Ben size alıkoymayayım aşağıda sizi bekliyorlar.”Ellerimi bırakarak artık gitmem gerektiğini söyledi.Odamdan çıkıp Liora’nın odasına doğru ilerledim.Kapısını tıklattığım da kapısını açıp gülümsedi.
“Günaydın Liora.”dediğimde o da küçük bir neşeyle
“Günaydın Lamia.”dedi.Dün onun için hazırladığım kıyafet parçalarını giymişti.Mavi saçlarını ise iki yandan örmüştü.Son olarakta elimdeki onun için getirdiğim pelerini verdim.
“Pelerini unutmuşuz.”dediğimde pelerini alıp üzerine geçirdi.Odasından ayrılıp her zamanki gibi koluma girdi.Koridorlarda yavaş yavaş yürüyerek merdivenlere ulaştık.Saraya uzun bir süreliğine elveda diyecektik.Bazılarımız için ise saraylarını son görüşleri olacaktı.Onlardan biri bizde olabilirdik.Merdivenlerden inip bir alt kata ulaştığımızda önünden geçtiğimiz bir misafir odasının kapısı açıldı.Odadan hangi vârisin çıkacağını merak ettiğimiz için durup bekledik.Odadan çıkan vârisi gördüğümde ise merakım yerle bir oldu.Dün gece gördüğüm siyah saçlı prensti bu.Kıyafetini düzelten prens bizi gördüğünde hemen işine son verip bize selam verdi.
“Günaydın leydim.”dedi centilmen bir şekilde.İlk Liora’ya baktı.Sonrasında ise beni gördüğünde gülümsedi.
“Ben Eldrin.Sizin isminizi öğrenebilir miyim?”dedi Liora’ya bakarak.
“Ben Liora tanıştığımıza memnun oldum.”Liora’nın kolunu elimle hafifçe sıkarak gitmemiz için işaret verdim.
Eldrin’in gözleri bu sefer beni buldu.
“Sizin isminizi de dün gece öğrendim prenses Lamia.”dedi gülümsemesini yitirmeyerek.Kaşlarımı çattım.İsmimi neden ve kimden öğrenmişti?Liora’ya bir kez daha gitmemiz için işaret verdiğimde Liora sonunda verdiğim işareti anladı.
“Bizim gitmemiz gerekiyor görüşürüz.”dedi Liora.Eldrin kaşlarını çattı.
“Şansa bak!Aynı yere gidiyoruz,yolumuz aynı.”dedi sırıtarak.Gözlerimi devirdiğimde topuklarının üzerinde dönüp yanımda belirdi.Sarayın büyük kapısına doğru yürümeye başladık.
“Sizinle zaten ilk karşılaşmamız değil leydim.”dedi bana bakarak.Dün geceden bahsediyordu.
“Evet , dikkatinize hayran kaldım doğrusu.”dediğimde Eldrin burnundan güldü.Nihayet saray kapısına ulaştığımızda muhafızlar bizim için kapıyı açtı.
“Prensesler önden.”diyerek geri çekildi ve geçmemiz için sol kolunu açarak işaret verdi.Yaptığı bu hoşgörülü harekete karşılık gülümsemeden duramadım.Biz kapıdan geçip dışarı ulaştığımızda Eldrin tekrardan yanımıza ulaştı.
Gözlerim bahçede bulunan diğer vârislerin üzerinde geziniyordu.
“Herkeste toplanmış, geç kalmışız.”dedi Eldrin dudaklarını büzerek.Eldrin bir bana bir de vârislere bakıyordu.
“Drusilla’nın yanına gidip ona yardım etmem gerekiyor leydim,sonra görüşürüz.Sizinle konuşmak benim için büyük bir zevkti.”diyerek aramızdan ayrıldı Eldrin.O aramızdan ayrıldığında biz de kendi atımıza doğru ilerledik.Bize verilen ar simsiyah bir attı.Geceleri andırıyordu.Elimi atın siyah saçlarının üzerinde gezindirdim.Liora ise vârisleri incelemeye devam ediyordu.Liora koluma iki kere dokunup kulağıma doğru yaklaştı.
“Bak,şurada ki pembe saçlı prensesin saçları çok hoş değil mi?”diye fısıldadı.Gözlerim bahsettiği vârisi arıyordu.Onu bulmam çok uzun sürmedi.Çünkü pembe saçlarıyla dikkat çekiyordu.Dikkatimi çeken bir başka vârisler daha olmuştu.Beyaz saçlı prens ve beyaz saçlı bir prensesti bu vârisler.Gözleri masmavi bir buzu andırıyordu.Atlarıda beyazdı, ikizlere uyumlu bir at seçilmişti.Bana doğru gelen tanıdık bir yüze sahip prenses dikkatimi dağıtarak tüm dikkatimi ona toplamamı sağladı.Kahverengi gözleriyle ve kahverengi kıvırcık saçlarıyla onu hatırlamama yardımcı oldu.Bu prenses çocukluk arkadaşım olan Victoria’ydı.
Kollarını açarak yanıma gelmiş olan prensese karşılık vererek ona sarıldım.
“Görüşmeyeli uzun zaman olmuş.Çok değişmişsin.”dedi Victoria.
“Evet,gerçekten uzun zaman oldu.En son minik adımlarımızla sarayda dolaşıp yaramazlık yapardık,şimdi ise burada uzun bir yolculuk için toplanıyoruz.Zaman çok hızlı geçiyor.”dedim derin bir nefes alarak.Victoria’nın kollarından ayrılıp etrafıma baktım.Bazı prens ve prenseslerin gözlerinin üzerimizde olduğu barizdi ama bu benim umrumda değildi.Bir insan neden eski dostuyla özlem gidermekten çekinsinki?Victoria geri çekildi.
“Amara’yla atımızı hazırlamamız gerekiyor.Yolculukta mola verdiğimiz zaman tekrardan görüşürüz.”diyerek uzaklaştı ve atına doğru ilerledi.Liora’ya döndüğümde ise hâla vârisleri incelediğini fark ettim.İlk defa insan görmüş gibi bakıyordu vârislere.Bakışlarını takip ettiğimde ise gözlerinin bu sabah tanıştığımız karanlık prenste olduğunu anladım.Omuz silkerek Liora’nın önüne geçtim ve bakışlarının üzerimde olmasını sağladım.
“Prensleri incelemen bittiyse artık hazırlanabilir miyiz Liora?”Liora irkilerek kendine geldiğinde başıyla onayladı.
“Evet, hadi hazırlanalım.”dedi sessiz bir şekilde.Ata yüklenen eşyaları kontrol ettim.Kıyafet parçaları,su dolu şişeler,uyku tulumları ve silahlar yüklenmişti atlara.Yolculuk için gerekli olduğunu düşündüğüm her şey bulunuyordu atlarda.Zaten arada sırada bizim için ayarlanan evlerde konaklayabilecektik.Ormandan çıktıktan sonra o evler her birimize birer cenneti hissettirecekti.İlk gecemizin ormanda geçeceğini tahmin ediyordum.Yolculuk başlar başlamaz bizi evlere tıkayacaklarını sanmıyordum.Yolculuğun ne kadar süreceği hakkında kimsenin bir bilgisi yoktu.Tek bildiğimiz bu yolculuğun uzun ve zorlu geçeceğiydi.Babamın sesini duymamla eşyaları kontrol etmeyi bırakıp babama odaklandım.Bu onu son görüşüm olabilirdi.
“Evet sevgili prenses ve prensler.Yolculuğunuz birazdan başlayacaktır.Hepinize iyi yolculuklar diliyorum.Umarım sağsalim sihirlerinize ulaşmış bir şekilde saraylarınıza dönebilirsiniz.Şimdi atlarınıza binseniz daha iyi olacaktır.”
Bakışlarımı Liora’ya çevirip ata binmesi için işaret verdim.
Liora ata binmeyi bilmediği için dudaklarını büzerek ata yaklaştı.Elbette binmesine yardımcı olacaktım.Atın oraya yaklaştığımda Liora benden destek alarak ata binmeyi başardı.Benim ata binebilmek için bir desteğe ihtiyacım yoktu.Tek hamlede ata binerek Liora’nın önüne yerleştim.Dizginleri sıkıca kavrayıp atı babama doğru döndürdüm. Liora ise belimi kollarıyla sararak bana sıkıca tutunuyordu.Vârislere baktığımda ise hepsinin atlarına yerleşmiş olduğunu gördüm.Babam birazdan gitmemiz için işaret verecekti.Babam ilk işareti verdiğinde Arwen ve adını bilmediğim gri saçlara sahip olan prens önden yavaşça sarayın dışına yani ormana doğru yürümeye başladılar.
“Önden gidenler size bu yolculukta liderlik yapacak kişiler.Sizlere yolu onlar gösterecek.Onların sözünden çıkmasanız iyi olur.”Ve babam cümlesini bitirip ikinci işareti verdi.Diğer vârisler babamın işaretini gördüğünde Arwen ve grili prensin peşine takıldı.Biz ise son bir kez babama ve saraya bakıyorduk.Çok zaman geçmeden bizde onların peşine takıldık.Onlar saraydan çıkmış ormana ulaşmıştı bile.Atın hızlıca ilerleyip onlara yetişmesini sağladım.Amacımı gerçekleştirdiğimde ise atın adımlarını yavaşlattım.Bunu fırsat bilen Eldrin atını bizim atımıza doğru yaklaştırdı.
“Merhaba leydim.At kullanışınız beni benden aldı.Kimden öğrendiniz?”dedi içten bir gülümsemeyle.Önümüzdeki beyaz saçlı prens başını çevirip arkasına döndüğünde iki saniye boyunca bize bakıp tekrardan önüne döndü.
Siyah saçları ve siyah giyinimiyle birlikte karanlığı andıran prensin sorusunu yanıtsız bıraktığımı fark ettim.
“At binmeyi babamdan öğrendim.Yedi yaşımdan beri atlarla aram çok iyidir.”dedim konunun kapanmasını dilerken.Eldrin onaylar bir şekilde başını salladığında gözleri saçlarımda gezindi.Ateşi andıran saçlarım herkesin dikkatini çektiği gibi onunda dikkatini çekmiş olmalıydı.Başlığımı örtmeme rağmen saçlarımı yine de görmüştü.Bu prensin dikkati içimde bir ürpertiye sebep oluyordu.Başlığımı saçlarımı gizlemek için takmamıştım.Saçlarım veya insanların düşüncesi umrumda değildi.Prensin gözleri bu sefer gözlerimdeydi.Arkasında duran aynı onun gibi karanlık olan prensese döndüm.O da Liora’yla konuşuyordu.Bakışlarımı tekrardan Eldrin’e yönelttim.
“Kız kardeşin mi?”diye sordum arkasında ki prensesi göstererek.Eldrin onaylar bir şekilde başını salladı.
“Evet kız kardeşim.Adı Drusilla.”Sohbete dalmış prensese gülümseyerek baktım.Gözlerim bu sefer diğer vârisleri buldu.Diğerlerinin arkasında kalmıştık.Herkes hâla yavaş adımlarla ilerliyordu.
“Biraz hızlanalım arkadaşlar daha gitmemiz gereken çok yol var.Güneş batmadan konaklayacağımız ormanda bulunmamız gerekiyor.”diye yüksek sesle konuştu Arwen.Arkada kalanlarada sesinin gitmesini sağlamıştı.Diğerlerinin koşarak ilerlediğini fark ettiğimde atımın dizginlerini sıkıca kavradım.
“Sıkı tutun Liora.”dediğimde bana daha sıkı tutundu.Korktuğunu anlayabiliyordum.Atımızın diğerler atlar gibi koşmasını sağladım.Hızla ilerlerken Eldrin’in tekrardan bana ulaştığını fark ettim.
“Yarışa var mısın prenses?”diye sordu sırıtarak.
Diğer vârislere baktığımda kalabalığın içinde olduğumuzu fark ettim.Bu vârislerin arasında yarış yapmamız olanaksızdı.
“Bir yarışa hayır diyemem ama burada olmaz Eldrin.”Eldrin verdiğim cevap karşısında dudaklarını büzüp hızlanarak benim önüme geçti.Bir yandan koşup diğer yandanda etrafımı kontrol ettim.Sağ tarafımızda atı süren kişi sarı dalgalı saçlara ve mavi göze sahip bir prensesti arkasında ise Liora’nın hayran kaldığı pembe saçlı prenses bulunuyordu.Önümüzde Eldrin ve Drusilla vardı.Sol tarafımızda ise kumral bir prens atı sürüyordu.Arkasında kahverengi , hafif dalgalı saçlara sahip bir prens oturuyordu.
Etrafımı incelemeyi bırakıp dikkatimi ata verdim.Ormanın sonuna yaklaşmıştık.Buradan kasabaya inecektik.Onca insanın arasından koşarak ilerleyemezdik.Bu yüzden adımlarımızı yavaşlatmamız gerekecekti.Nihayet ormanın içinden çıkıp kasabaya doğru ilerledik.Arwen ve grili prensin adımlarının yavaşladığını gören vârisler adımlarını yavaşlattı.Kasabayı yürüyerek atlacaktık.Halkın arasından yavaşça yürüyerek ilerledik.Bizi gören herkes aralarında konuşmaya başlamıştı.Dikkatimi onların konuşmasına vererek kulak misafiri oldum.
“Sihirleri için uzun yolculuğa çıkacak olan vârisler.”
“Aa bakın bakın prenses Liora orada.”dedi aralarından biri seviçle.
“Ya prenses Liora sağ çıkamazsa ve tahtın başına prenses Lamia geçmek zorunda kalırsa.O zaman halkın başına gelecekleri düşünemiyorum bile.”Bunu söyleyen kişiye delici bir bakış attım.Bu bakışımı fark eden kadın ilk başta biraz ürpersede Liora’yı görünce rahatladı.Başımı çevirip Liora’ya baktığımda ise el sallayarak halkı selamladığını fark ettim.Liora’yı izleyen insanların bazıları Liora’yı neşe ve gururla izliyor, bazıları ise başına geleceklerden korktuğu için endişeyle izliyordu.Yavaş yürümemizi fırsat bilip etrafımdaki vârisleri incelemeye devam ettim.Arwen’in arkasında kumral ve dalgalı saçlara sahip bir prenses oturuyordu. Eldrin’in onunla aynı hizada olmamız için adımlarını yavaşlattığını fark ettim.Amacına ulaşan prens sırıtarak bana doğru baktı.Gözleri halkın, bir benim, birde Liora’nın üzerinde geziyordu.En sonunda gözleri gözlerimi buldu.
“Halkını neden selamlamıyorsun?”diye sordu çekinerek.
Halka göz atıp Liora’ya karşı sevgi ve saygı içeren bakışlarını fark ettim.Sorusunu yanıtlamak üzere karanlık prense geri döndüm.
“Onlar benim halkım değil, onlar Liora’nın halkı.Selamlamayı Liora hak ediyor.”Eldrin kaşlarını çatıp Liora’ya döndü . Liora’ya karşı bakışları çok soğuktu.Bu soğukluk irkilmeme sebep oldu.Bana döndüğünde ise bakışları düzeldi.Bana olan bakışları Liora’nın tersine sıcaklık içeriyordu.Gülümsüyor ve gülümsemesi içime belli belirsiz bir sıcaklık yayıyordu.
“Nedenmiş?Bence bu halkı en çok hak eden kişi sensin.”Omuz silkerek bir kez daha halka baktım.Gözlerim tekrardan prensi bulduğunda sorusunu yanıtladım.
“Ben uğursuz prensesim.Halk bunu hoş görmez.”Karanlık prens sıkıntı dolu bir nefes verdi.Ters bakışlarıyla halkı izliyordu.
“Ben onların yerinde olsaydım… sana karşı asla böyle davranmazdım.”dedi gözlerini halktan ayırmayarak.
Öndekilerle aramızdaki mesafenin açıldığını fark ettim.Diğerleri Arwen’in işaretiyle adımlarını biraz olsun hızlandırmışlardı.Eldrin’e gözlerimle öndekilerin hızlandığını işaret ettim.İşaretimi anlayan prens başıyla onaylayıp hızlanmak için beni bekledi.Dizginleri sallayarak atın hızlanmasını sağladım.Benimle birlikte hızlanan Eldrin yanımdan ayrılmayacağa benziyordu.Prens yol arkadaşını çoktan seçmişti. Liora biraz hızlandığımızı anladığında nihayet halkını bırakıp bana tutunmayı tercih etti.
“Aa Eldrin ne zamandan beri buradasın?”diye sordu Liora. Sanırım halkını o kadar çok özlemişti ki etrafında olan hiçbir şeyi fark etmemişti .Eldrin kaşlarını çatarak Liora’ya baktı.
“Ben hep buradaydım.Tabii sen halkını selamlarken fark etmemiş olabilirsin.”dedi Eldrin. Aslında haklıydı ama yine de Eldrin’e ufak bir uyarıda bulunmak istemiştim.
“Eldrin, çok üstüne gitmesen.O hassas bir kızdır.”Eldrin bir Liora’ya bir de bana bakıyordu.
“Nasıl isterseniz leydim.Özür dilerim.”derken gözleri benim üzerimdeydi. Liora’dan değil benden özür dilemişti. Yine de omuz silkerek özrünü geçerli saydım.Kasabanın sonuna gelmemize az kalmıştı.Kasaba aslında bu kadar küçük değildi, sadece ormana giden yol biraz kısaydı.Sonunda bu kalabalıktan kurtulacak ormanın sessizliğinin içinde koşturacaktık.Koşturmayı yavaş yavaş yürümekten daha çok seviyordum.Sonunda kalabalığın arasından kurtulup ormana varmaya başarmıştık.Grili prensin komutuyla hızlanıp beklediğim an olan koşturmaya geçtik.Ormanlarda hızla ilerliyor, kasabalarda ise yavaş ilerliyorduk.Yolumuzun düşeceği bir sonraki krallık Eldoria krallığıydı.Bu krallık Victoria’nın krallığıydı.Bu krallıklardan sonra ise yolumuzun hangi krallıklara düşeceğini bilmiyordum.Belki de Eldoria krallığı yolumuzun düşeceği son krallık olabilirdi.Nasıl bir yol izleyeceğimizi bilmiyordum.Sadece mantık yürüterek tahminde bulunuyordum.Sürekli Liora’dan kaynaklı ‘uf’ seslerini duyuyordum . Liora çok sıkılmış olmalıydı.
“Lamia ne zaman mola vereceğiz?”dedi bıkkın bir ses tonuyla.Etrafıma bakınıp sorusunu yanıtladım.
“Bunun hakkında hiçbir fikrim yok ama bir süre daha beklemen gerekeceği ortada.”dediğimde Liora’nın yüzü düştü.En kısa sürede mola vermek istesede mola vereceğimiz yerin orman olduğunu biliyor olmasını umuyordum.Aksi takdirde ormanı gördüğünde daha da çok
yüzü düşecekti.Uzun bir süre Eldrin’in konuştuğunu duymadığım için etrafıma bakındım.Prens yine bizim tam önümüze geçmişti.Koşuşturduğumuz zamanlarda hep önümüze geçerdi.Arkada kalan Victoria ve Amara hızla ilerleyerek bizim yanımızda yerlerini aldılar.
“Merhaba Lamia.”dedi Victoria.Atı süren kişi Victoria değil Amara’ydı.Amara’nın adını Victoria söylemişti.O yüzden ismini biliyordum.
“Merhaba Victoria.”dedim gözlerimi yolumdan ayırmayarak.
Atın dizginlerini daha sıkı kavradım.Atın biraz daha hızlanmasını sağlayarak önümüzdekilerle aramızdaki mesafeyi kapattım.
“Bir sonraki ormanda mola vereceğiz sonrasında ise yolumuza devam edeceğiz ve kalacağımız ormana gidene kadar durmayacağız.”dedi Arwen.Sesi her zamanki gibi yüksek çıkmıştı.En arkadakilerin duymaması imkansızdı.
“Liora beklediğin gerçekleşti bir sonra ki ormanda mola vereceğiz.”dedim ama yanıt alamadım.Tekrardan Liora’ya seslendim ve yine bir yanıt alamadım.Uyuyor olmalıydı.Kafasını sırtıma yaslamış, kollarını ise belime dolayarak bana tutunuyordu.Yolculukta sıkılmış, sabredememiş en sonunda da uyuyakalmış olmalıydı.Bir an önce mola verip biraz istirahat etmek için can atıyordum.
Bu yolculuğumuzun ilk günüydü.Henüz bir zorlukla karşılaşmamış ve hiçbir şey henüz bizi engellememişti.
Atların başında olan vârisler dışında tüm vârisler gayet rahat görünüyordu.Bazıları uyuyor bazıları ise öndeki arkadaşına yaslanarak dinleniyordu.Beyaz prenses ise atı sürmemesine rağmen öndeydi.Arkasındaki kardeşi olduğunu tahmin ettiğim beyaz saçlı prensin göğsüne yaslamıştı bedenini.Gayet konforlu bir yolculuk yapıyordu.
Bu orman sandığımdan daha büyük bir ormandı.Henüz ormanın dışına çıkamamış, Eldoria krallığına varamamıştık.Tüm yolu koşarak gitmemize rağmen hâla ormanı aşamamıştık.İleri doğru bakarak ormanın bitişini gözüme kestirmeye çalıştım.Karşılaştığım manzara ise ormanın derinlikleriydi.Koşuşturmayı her ne kadar sevsem de şu an çok sıkılıyordum.Zaten bu yolculukta önemli olan şey eğlenmek değildi.Biz bu yolculuğa sihirlerimize ulaşmak için çıkmıştık eğlenmek için değil.Sadece konaklayacağımız evlerde biraz eğlenme hakkına sahip olabilirdik.Eğlenmek çok takıldığım bir konu değildi.Eğlenmeden de bu yolculuk tamamlanabilirdi.Ama yine de kendime kesin bir söz veremezdim.Aylar boyunca bir kere bile olsun, azıcıkta olursa olsun eğlenmeden duramazdım.Bugün de eğlenmediğim söylenemezdi.Eldrin’in sohbetleri insanın eğlenmesine yol açıyordu.Bazen her ne kadar onunla konuşmak istemesemde onun konuşmalarının beni eğlendirdiğini açıkça söyleyebilirdim.Şu an her birimiz ne kadar rahat bir şekilde yolumuza devam etsekte her an bir şey yaşanması an meseleydi.Bu diyarda insanlar, hayvanlar ve bitkiler dışında birçok canlı türü bulunurdu.Periler,devler,elfler ,goblinler, küçük cüce cinler ve nice farklı canlı türüyle karşılaşma durumunda kalabilirdik.Normalde hiçbir canlıdan korkmazdım.Bunlar ise kâbuslarımın birer kaynaklarıydı.Düşüncelerim irkilmeme sebep oldu.Zihnimi toparlayıp dikkatimi yola vermeye çalıştım.Tekrardan ormanın bitişini gözüme kestirmek için çabaladım, ve beklediğim sonuç sonunda gerçekleşti.Kasabaya varmamıza az kalmıştı.Oraya varmamız sadece dakikalarımızı alırdı.Başımı hızla çevirip arkamızda kalan Victoria’ya baktıktan sonra hemen önüme döndüm.Prenses sarayını son bir kez göreceği için mutlu görünüyordu.
Kasabaya bu kadar kolay varmamızı istemeyen hava bizim için kuvvetli bir rüzgar estirdi.Bu rüzgar pelerinimin başlığının başımı terk etmesine sebep oldu.Rüzgarın kuvvetine karşı gözlerimi kıstım.Atları yavaşlatmamız gerekiyordu ,rüzgar sayesinde etrafta saçılan toz ve topraklar görüşümüzü engelliyordu.Pelerinimin başlığını iyice çekerek gözlerime herhangi bir şey gelmesini engelledim.Rüzgar şiddetini hâla koruyordu.Eldrin ilk önce kardeşini kontrol edip ardından atını yavaşlatarak yanımda yerini buldu.
“İyi misin?”diye sordu endişeli bir tavırla.Gözlerimi ovuşturup gözlerimin gözlerini bulmasını sağladım.Bana olan bakışları şu an endişe içeriyordu.
“İyiyim merak etme.”dedim endişeli prensi sakinleştirmeye çalışarak.Cevabım karşısında rahatlayan prensin yüzüne bir gülümseme yayıldı.
“Yolculuk arkadaşımı ilk günden kaybetmek istemem.Daha çok yolumuz var leydim.”dedi sıcak gülümsemesini sürdürerek.Gülümsemesine karşılık yüzümde küçük bir gülümseme oluştuğunu hissettim.Ciddiyetimi koruyarak gülümsememe son vermek zorunda kaldım.Şu an gülüp eğlenmem için doğru bir zaman değildi.Yine de Eldrin yanımda olduğu sürece eğlenmeden duracağımı sanmıyordum.Öndekilere ayak uydurabilmek için adımlarını inceledim.Hızlanmışlardı ama koşmuyorlardı. Eldrin’e öndekilerin hızlandığını işaret ettim.Eldrin işaretimi onayladığında ikimizde hızlanmaya başladık.
“Sonra görüşürüz leydim.”diyerek önüme geçti Eldrin.Her koşmaya başladığımızda önüme geçmekten sıkılmayacağı barizdi.Bu davranışının sebebini merak etmiyor değildim.Yine de bu hareketini normal karşılamayı tercih ettim.Esen rüzgar yavaşlamamıza sebep olsada kasabaya ulaşmayı başarmıştık.Bir sonraki ormanda mola vereceğimizi hatırlamam kendimi daha iyi hissetmeme sebep oldu.Adımlarımızı yavaşlattığımızda Eldrin her zaman ki gibi benimle aynı hizaya gelerek yanımda yerini buldu.Bu sırada bende Liora’ya seslenerek uyanık olup olmadığını kontrol ettim.Evet sonunda ondan bir yanıt alabildim.
“Ah,uyuyakalmışım.Ne zaman mola vereceğiz?”diye sordu uykulu bir ses tonuyla. Liora’nın bu hali kıkırdamama sebep olmuştu.
“Bir sonraki ormanda mola verecekmişiz, biraz daha sabretmen gerekiyor.”Verdiğim yanıt karşısında huzurlu bir şekilde oh çekti Liora. Gözlerim Eldrin’e çevrildiğinde soğuk bir yüz ifadesine sahip olduğunu gördüm.Kaşlarımı çattım.Az önce neşeyle yaklaşan prensin yüzünde şu an somurtkan bir ifade vardı.
“Hey Eldrin,”diye seslendim ona.Prensin gözleri gözlerimi buldu.
“Sorun ne?İyi görünmüyorsun.”Bu soruyu sormasaydım asla rahat etmeyecektim.Sorumu duyan prensin yüzündeki ifade soğukluğunu kaybetti.Sıcak gülümsemesini tekrardan göz önüne sunduğunda nihayet soruma bir cevap ekleyebildi.
“İyiyim prenses, bir sorun yok endişelenme.”Eldrin’in ruh halini anlamakta güçlük çekiyordum.Ruh hali sürekli değişiyordu.Onunla konuştuğum zamanlar onu gülümserken görüyordum.Sessiz kaldığımızda ise gülümsemesinin yerini ters ve bir o kadarda keskin bakışları alıyordu. Düşüncelerimden kopup etrafımı incelemeye karar verdim. Kasaba çok kalabalık değildi. Etrafta sadece Victoria’yı görmek için can atan insanlar vardı. Kimse prensesin saraydan ayrılmasını istemiyor, başına geleceklerden korkuyorlardı. Victoria büyük ihtimalle onlara selam veriyordu.En arkada kaldıkları için onları görmem zorlaşmıştı.Ayrıca selam verme işini Liora kadar abartmadığını düşünüyordum…
SELAMMM
Ana erkek karakter olan prensimizz hakkında yorumlarınızı alalımmm sevdiniz miii baree???
💘💝🎀❤️🔥
BU BÖLÜM HAKKINDA Kİ YORUMLARINIZI YAPMAYI UNUTMAYINNN ŞEKERLERİMMM💝🙏🏻
Bir sonra ki bölümde kaldığımız yerdenn görüşmek üzereeee 💘🧚🏻♀️
