[AYÇA]
-Hayır hayır hayırr!
Hadi ama!
Sadece beş dakika başından ayrıldım ve of gerçekten mi?!
-Üzgünüm...(Ekin)
-Tamam sakin ol bu 4. Makarna yakışımız. En fazla hoca not kırar değilmi?!
Sabahtan beri mutfak sınıfındayız ve kendi makarnalarımızı yapmaya çalışıyoruz. Gerçekten buna ne gerek var diye sormayın, bende bilmiyorum. Neymiş genelde şefler kendi makarnalarını kullanırmış gelde külahıma anlat!
Takım halimde yapmamız gerekiyordu. Ben Ekin,(bu çocuk gerçekten benim peşimden ayrılmıyor)ve koyu tenli,Yeşil gözlü,gözlüklü bir kızla olduk. Ekin hayatında en fazla dört beş kere yemek yapmıştır. Onun burda ne işi var diyebilirsiniz çünkü bunu bende dedim.
"Ailemin neredeyse tüm üyeleri yemekle ilgili bir meslek yapıyor yada çok güzel yemek yapıyorlar. Benimde onlar gibi olmamı onların soylarının devamını getirmemi istiyorlar" dedi.
Bende daha fazla eşelemedim. Ekinin anlattığına göre onun ailesinin kökeni Fransızlara dayanıyormuş. Ne şanslıyım ki bendede Fransa kanı var.Babam Fransa da çalışıyor.
-Tamam artık pes ediyorum. Bu kadar yeter!(Ayça)
O kadar sinirlendimki bir anda önlüğü üstümden çıkartıp sert bir şekilde masaya koydum. Kapıyı açıp ordan çıktım. Zaten öğlen zili çalmıştı.
Kantine gittimde bir topluluğun olduğunu gördüm. Birden o topluluktan gülme sesleri yükseldi. Tam oraya gidecekken topluluğun içinden Çilem çıktı. Şaşkın şaşkın Çileme baktim o ise bana göz kırpıp koluma girip beni kantinden çıkarttı. Bahçede bir banka oturduk. Ben Çileme şaşkın şaşkın bakarken Çilem benim merakımı giderdi.
-Şu popüler çocuğu bilirsin. Ona basketbol topu yalattım. Hemde çamurlu.(Çilem)
-Ne, Neden?!(Ayça)
-Bu çocuk Damlayla "yakın arkadaş" olmaya başlamış. Ne araysa artık. Bende eğer onu gerçekten seviyorsan basketbol topu yala dedim. Oda kabul etti. Kabul etmeliyim rol bile yapsalar bunu yapacağını tahmin etmemiştim.(Çilem)
-Nerden anladın rol yaptıklarını?(Ayça)
-Çok belli rol bile olmasa en az 1 hafta sonra konuşmayı bitirirler.(Çilem)
Bir süre daha sohbet ettikten sonra zilin çalmasıyla sınıflara geri dağıldık.
*
5. Dersin bitiminde ellerimi yıkamak için lavaboya gittim. O derste Ekin sınıfta değildi. Lavaboya girdikten sonra bir takım konuşma sesleri duymaya başladım. Tuvalette biri daha vardı ve telefonla konuşuyordu. İlk önce çok önemsemedim tam kapıdan çıkacakken yalvarma sesleri duydum. Durdum ve bir süre sesleri dinledim.
"Yemin ederim bir daha yapmıycam. Zamanında yetişicem!"
Daha da meraklandığım için kabinlere doğru yaklaştım. Ses 3. Kabinden geliyordu. Kafamı hafif kapıya yasladım ve sesi dinlemeye başladım.
İçerideki kız ağlıyordu ve yalvarıyordu. Sesi buğuk buğuk şekilde gelmeye başladı ve bir anda durdu. Hemen geri çekildim ve lavabodan uzaklaştım. Benim orda olduğumu fark etmişti. Ama daha önemlisi o neden yalvarıyordu. Merdivenlerden aşağı inmeye başladım. Tam kapıyı açacaktimki Ekini gördüm. Elinde bir çuvalla bodrum katına iniyordu. İlk başta tereddüt ettim ama bende onun peşinden gittim. Beni görmesin diye duvara saklandım. Eski kütüphaneye girdi. Tedirgindi ve sanki kimsenin görmemesi gereken birşey yapıyordu. Aşağı indim ve kapıya yaklaştım. Tam kapıya ellerimi koyuyordum ki koyduğum gibi kapı açıldı. Kapının açılmasıyla yere düştüm. Kafamı kaldırdığımda kimse yoktu. Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başladım.
Buraya daha önce hiç gelmemiştim. Bir süre sonra konuşma sesleri duymaya başladım. Kitaplığın arkasına saklanıp oradaki kişileri tanımaya çalıştım.
Ekin orda değildi 3 kişi vardı. Bu kişileri daha önce okulda hiç görmemiştim.
Ellerinde siyah poşetlerle birşeyler konuşorlardı. Birden çocuklardan biri elinde bir çakı çıkartıp diğer bir çocuğun boğazına yakınlaştırdı. Ben ise nutkum tutulmuş bir şekilde onlara bakıyordum. Birden o çocuk,çocuğun boğazını kesti. Bağırmamak için ellerimle ağzımı kapattım. Çocuk ilk yere çömeldi ve sonra yere yığıldı. Hemen ordan uzaklaşmam gerektiğini anladığım için hemen ayağa kalktım. Ama Birden başım dönmeye başladı. Zar zorda olsa kendimi toparladım ve koşarak oradan uzaklaştım. Koşarak bahçeye çıktım.
Derin derin nefes alıp verdim. Az önce gözümün önünde biri ölmüştü. Yaşadıklarımın şokunu atlamamışken Ekin yanıma geldi. Onu görünce iyice dehşete düştüm.
Ekindemi onlardandı?
Ya oda bizi öldürmek istiyorsa?
O elindeki siyah poşetler de neydi?
-Ayça?(Ekin)
Kafamı kaldırdım ve onun suratına baktım. Bir dakika neden yüzünde bant vardı?
Korkumu gizledim ve derin bir nefes alıp dikildim.
-İyiyim
-Neden sınıfta değilsin?(Ekin)
-Hava almak istedim.
-Peki sınıfa gitmek istermisin?(Ekin)
Hiç birsey söylemeden yürümeye başladım. Gerçekten hiç birsey yokmuş gibi mi davranıyordu?
Sınıfa girdik. Genelde Ekinin yanına otururdum ama şuanda hiç onunla oturmak istemiyordum. Ama eğer onun yanına değilde,başkasıyla oturursam dikkat çekerdim. O yüzden mecburen onun yanına oturdum.
Tirtir titriyordum o kimdi? Daha önemlisi Ekinde mi onlardandı?
Kafamı sıraya koydum ve düşüncelerimle boğulmaya başladım.
Zil çaldı Ekinin dokunmasıyla irkildim.
Ekin elini geri çekti.
-İyimisin iyi görünmüyorsun?(Ekin)
-Evet evet sadece-
Sadece gece uyumadım o kadar.(Ayça)
Ekin hiç birsey demeden kalktı ve sınıftan çıktı.
Acaba bunları kızlara söylemeliyim? Ama neyi söyliycem ki hiç bir şey net değil. Bir dakika kütüphane?
Ayağa kalktım ve sınıftan çıktım. Kütüphaneye doğru yürücekken karşıma Şeyma çıktı;
-Çilemi gördünmü. Ondan bir kaç tavsiye istiycektim.(Şeyma)
-Hayır görmedim.(Ayça)
Onu kenara alıp yoluma devam ettim.
Kütüphanenin önünde durunca içimi bir korku bastı. Tereddüt ettim ama sonra kapıyı yavaşça açtım. İçeri yavaşça ses çıkarmadan girdim. Bir dolabın arkasına saklandım ve o çocuğun öldürüldüğü yere baktım.
Bir dakika ne?!
O burada değil!?
Gözlerim faltaşı gibi açıldı ve etrafı izlemeye başladım. Etrafta kimse yoktu. Nasıl ama 10 dakika da nasıl saklamışlardı?
Dolabın arkasından çıkıp yürümeye başladım. Çocuğun vurulduğu yere geldim. Yere baktım ama ne kan izi nede bir leke yoktu. Yere eğildim ve parmağımı sürtüp parmağımı kokladım. Hayır kan kokmuyordu. Aksine deterjan kokuyordu. Evet belliydi burası yeni silinmişti ama 10 dakikada yapmaları imkansızdı. Hemde 3 kişinin yapması daha zordu.
Ayağa kalktım ve etrafı izledim. Kitaplar ve bağzı heykeller dışında hiçbir şey yoktu. Kitaplara baktım. Hepsi çok tozluydu. Elime herhangi bir kitabı aldım.
"Kırmızı gül"
Sayfalarını karıştırdım ama anlamadığım bir dilde yazı vardı. En arka sayfalarını çevirdim. Bir kağıt gördüm. Kağıt eskiydi içini açtım. Gözlerim kocaman oldu kağıdı elimden düşürdüm ve koşmaya başladım. Ordan çıktım. Sınıfa girdiğimde bir kalabalık olduğunu gördüm. Kalabalığın içine girmeden kendi Sırama oturdum ve başımı sıraya koyup yattım.
-İşte orda. O yaptı!
Kafamı kaldırdım ve etrafa bakmaya başladım. Bir dakika neden herkes bana bakıyordu?
Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken ordan biri gelip elimi havaya kaldırdı. Herkesin gözleri kocaman oldu ve bana korkmuş gibi bakmaya başladılar. Ne olduğunu anlamadığım icim elime baktım.
Aman Allahım!
Elimde kan var!?
Ne olduğunu anlamadığım için etrafıma bakmaya başladım.
-Bunun nasıl geldiğini bilmiyorum!?(Ayça)
-Bize yalan söyleme sen yaptın değilmi!
-Yemin ederim hiçbir şey yapmadım ne olduğundan haberim bile yoktu sadece oraya gir-(Ayça)
-Söyle o zaman Pelinin yüzü niye bantlarla kaplı ve kanıyor?!
Peşine baktım ve yüzünün aynı Ekin ve Toprağin ki gibi bantlarla kaplı olduğunu gördüm, fakat onun yüzü daha fazla bantla kaplıydı.
Ellerimi kafama koydum ve sırama yattım. Başım dönmeye başladı. Neler oluyordu?
Niye herkes de bu bantlardan vardı ve neden beni suçluyorlardı?
Ağlamak üzereydim. Bunlar ne demekti?!
Ekin yanıma geldi.
-Bunu nasıl yaparsın Pelin bizim ekip arkadaşımız!?(Ekin)
İyice kafayı yemiştim. Çığlık atmak istedim ama sanki biri boğazımı sıkıyordu. Birden boğulmaya başladım. Nefes alamıyordum burdan çıkmam lazımdı. Durumumu fark etmiş olmalılarki Ekin bana tam dokunacakken gözlerimin kapandığını hissettim. Ondan sonra ne oldu hiç birşey hatırlamıyorum.
*
Uyandığımda kendimi okulun revirinde buldum. Yanımda Çilem vardı. Beni görünce ayağa kalktı ve yanıma geldi.
-İyimisin? Bayıldığını söylediler.(Çilem)
Oturdum ve birşeyler hatırlamaya çalıştım. Herşeyi hatırladığımda korkuyla Çileme baktım. Çilem anlamamış bir yüzle bana bakarken konuşmaya başladım;
-Birşey saklıyorlar!(Ayça)
Bizden birşey gizliyorlar ve bu suçu birilerinin üstüne atıyorlar.(Ayça)
Çilem ne dediğimi anlamaya çalışıyordu.
-Eski kütüphanede gördüm. Birini vurdular. Ama 10 dakika sonra gittiğimde orda kimse yoktu.(Ayça)
-Ne! Ne diyorsun sen?(Çilem)
-Yemin ederim o kızı ben yaralamadım! Elimde nasıl kan olduğunu bilmiyorum.(Ayça)
Bir dakika durdum ve aklıma birsey geldi.
O kağıt.
O kağittada kan vardı. Elim o yüzden kan olmuştu. Ama o kağıtta neden kanla 23.00 yazıyordu.
-Artık anlatırmısın!?(Çilem)
*
Herseyi Çileme anlattım. Bir süre birbirimize baktık ve düşünmeye başladık. Evet bir terslik vardı ama ne?
Bir süre sonra Çilem başını kaldırdı ve bana baktı.
-Bunu araştırıcaz. Sen Ekini bende Toprağı araştırıcam. Bulduğumuz bilgileri birbirimize söyliycez. Ne yaptıklarını çözücez!(Çilem)
-İyide nasıl?(Ayça)
-Şimdilik bende bilmiyorum ama kızlara birşey söylemiyelim.(Çilem)
Kafamı salladım ve sedyeye geri yattım.