İçeriğe geç

ATEŞLE OYNAMAK

Bölüm 17 · 3 dk okuma

ATEŞLE OYNAMAK

Bölüm 17

GÖLGELERİN ARDINDAN

Bölüm 17 – Gölgelerin Ardından

Kampa döndüklerinde hava hâlâ nemli, zemin çamur içindeydi. Diğer katılımcılar onları görünce rahatladı ama Haluk’un yüzünde soru işaretleri vardı.

“Neredeydiniz?” dedi sertçe. “İkiniz de ortadan kayboldunuz. Böyle bir fırtınada tek başınıza gitmek sorumsuzluk!”

Toprak, Haluk’un gözlerinin içine bakarak kısaca “Elif kayıyordu, ben de onunla kaldım,” dedi. Elif, suçlulukla başını önüne eğdi ama aynı zamanda içinde tuhaf bir huzur vardı: Toprak onu korumuştu.

Ancak kampçılardan biri, Elif’in üstündeki erkek montunu ve saçlarının hâlâ nemli olduğunu fark etmişti. Kendi aralarında fısıldaşmalar başladı. Elif, bu bakışların ne anlama geldiğini hemen anlamıştı. Kalbi sıkıştı. Herkes onların arasında bir şey olduğunu sezmişti.

O gece, Elif kulübesine kapanmıştı. Dışarıda hava açmıştı ama içindeki huzursuzluk büyüyordu. Olanlar güzeldi, ama bu kadar çabuk ifşa olmayı beklememişti. İnsanların merakı, onu endişelendiriyordu. Ya biri ağzından kaçırırsa? Ya ailesi bir şekilde duyarsa?

Bir süre sonra Toprak sessizce kapısını çaldı. Elinde küçük bir termos vardı. “Sıcacık çikolata,” dedi gülümseyerek.

Elif önce direndi. Ama sonra kapıyı araladı. Toprak içeri girdi, battaniyeye sarılmış Elif’in yanına oturdu. Sessizce içtiler.

Toprak bir süre sonra sordu:

“Pişman mısın?”

Elif bir an durdu. “Hayır,” dedi. “Ama korkuyorum. Bizi böyle yargılamaları... bana çok tanıdık.”

Toprak, gözlerini kaçırdı. Derin bir iç çekti. “Aslında... sana söylemediğim bir şey var.”

Elif başını ona çevirdi.

“Geçmişim… pek temiz değil. O yüzden dikkatliyim. Birkaç yıl önce... başka bir kampta, biriyle yakınlaştım. Ve işler kötü gitti. Ailesi suç duyurusunda bulundu. Ben hiçbir şey yapmadım ama... onlar için ‘suçsuz olmak’ yeterli değildi.”

Elif’in gözleri irileşti. “Sana inanıyorum,” dedi hemen. Ama kalbinde bir titreşim vardı. Bu bilgi, her şeyi biraz daha karmaşıklaştırmıştı.

Ertesi sabah, kamp alanında büyük bir hareketlilik vardı. Yeni bir katılımcı gelmişti. Kızıl saçlı, oldukça özgüvenli ve sivri dilli bir kız. Adı Derin’di. Kamp alanına adımını attığı anda dikkatleri üzerine çekmişti.

Haluk, yeni katılımcıyı tanıttı:

“Bu, Derin. Son gruba son anda dahil oldu. Eski bir doğa rehberi, ama bu sefer katılımcı olarak bizlerle olacak.”

Elif’in içi tuhaf bir şekilde ürperdi. Toprak’ın yüzü ise donmuştu. Gözlerini Derin’den ayırmıyordu.

Derin, gülümseyerek Toprak’a yürüdü.

“Uzun zaman oldu, değil mi Toprak?”

Ortam bir anda sessizleşti. Elif, o an bir şeylerin ters gittiğini fark etti.

O günkü yürüyüş sırasında Elif’in aklı Derin’deydi. Toprak sessizleşmişti. Sanki geçmişi elini uzatıp onu boynundan yakalamıştı. Elif, fırsatını bulunca yanına yaklaştı.

“Tanıyor musun onu?”

Toprak, kısa bir duraksamadan sonra cevap verdi.

“Derin… o bahsettiğim kız.”

Elif’in kalbi bir an yerinden fırlayacak gibi oldu. Bu kadar çabuk, bu kadar doğrudan gelmesini beklememişti. Duyduğu güven bir anlığına sarsıldı.

“Yani... burada olması tesadüf değil mi?” diye sordu Elif, sesi çatallanarak.

Toprak gözlerini kaçırdı. “Sanmıyorum.”

Elif’in içini bir kıskançlık dalgası kapladı. Aynı anda korku da… Derin’in gelişi her şeyi karıştırmak üzereydi.

Akşam yemeği sırasında Derin, Toprak’ın hemen karşısına oturdu. Elif uzaktan izliyordu. Derin, gülerek konuşuyor, Toprak ise her zamanki sakinliğiyle ama temkinli duruyordu. Yine de, aralarındaki elektrik inkar edilemezdi.

Elif’in kalbi daraldı. O gece kendi kulübesine dönmeden önce son bir kez Toprak’a baktı. Toprak, Derin’le göz göze geldiği anda bir anlığına Elif’i unutur gibi olmuştu.

Bu bakış, Elif’in içinde eski korkularını canlandırdı:

“Ya sadece ben değilsem?”

“Ya Toprak hâlâ onun etkisindeyse?”

Ama ne olursa olsun, Elif kararını vermişti. Bu hikâyeyi yarım bırakmayacaktı. Ya savaşacak, ya da kalbiyle birlikte çekip gidecekti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.