İçeriğe geç

Ateşkes

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Ateşkes

Bölüm 2

1.Bolum - Gece Yarısı İttifakı

İyi Okumalar🤍

Aşağıdaki salonda devam eden lüks sosyete davetinin sahte gürültüsü, otuz kat yukarıdaki helikopter pistine ulaşmıyordu. Şehrin tüm ışıkları ayaklarının altındayken, soğuk gece rüzgârı siyah elbisesinin eteklerini savuruyordu. Serena Valerius, o sıkıcı kalabalıktan, babası Aron'un otoriter bakışlarından ve sinsi akrabalarının yapmacık gülüşlerinden kaçmak için kendini buraya, gecenin karanlığına atmıştı.

Hemen arkasında duran kız kardeşi Venessa, üşüyen omuzlarını silkerek ablasına baktı. Dışarıdan bakıldığında kırılgan bir porselen bebeği andıran o masum yüzünün altında, aslında sosyetenin tüm kurallarına meydan okuyan gizli bir asilik saklıydı.

"Aşağıdaki yılanların arasından sağ çıkmamız tam bir mucizeydi abla," dedi Venessa, dudaklarının kenarında sinsi bir tebessümle. "Annem Elena yine evlilik imaları yapıyordu, yengem Ayla ise elmaslarıyla gözümüzü kör etmeye çalışıyordu."

Serena, derin bir nefes alarak rüzgâra karşı döndü. Bakışlarındaki o gözü kara ve dik başlı duruş, kimseye boyun eğmeyeceğinin kanıtı gibiydi. "Valerius holdingini o sinsi amcam Dorian’a da, onun kıskanç kızı Selen’e de bırakmayacağım Venessa. Bu oyunun kurallarını ben koyarım."

Tam o sırada, helikopter pistinin ağır demir kapısı büyük bir gürültüyle açıldı.

Rüzgâr anında yön değiştirdi. Karanlığın içinden iki gölge belirdi.

Önden yürüyen adam, kusursuz siyah takım elbisesi, keskin çene yapısı ve insanın ruhunu okuyan kömür karası derin bakışlarıyla mutlak bir otorite gibiydi. Bu, Blackwood imparatorluğunun veliahtı, jilet zekâlı Araf Blackwood’dan başkası değildi. Hemen arkasında ise her an tehlikeli bir hamleye hazır olan ama dudaklarındaki o serseri ve fırlama gülüşü hiç eksik etmeyen sadık sağ kolu Liam yürüyordu. Önemli bir iş sevkiyatını kontrol etmek için buradaydılar.

İki büyük güç, gecenin köründe, şehrin en tepesinde ilk kez karşı karşıya geldi.

Araf Blackwood adımlarını durdurdu. Bakışları, rüzgâra karşı dimdik duran ve kendisine hiç çekinmeden meydan okuyan Serena Valerius’un gözlerine kenetlendi. Araf, hayatı boyunca karşısında ezilen kadın görmeye alıştı; fakat bu kadının gözlerinde zerre korku yoktu. Aksine, saf bir asilik parıldıyordu.

Liam, öndeki gergin havayı dağıtmak ister gibi bir adım öne çıktı ve bakışları hemen yan taraftaki melek yüzlü Venessa’ya kaydı. "Plazanın çatısında iki küçük kuş bulacağımızı tahmin etmemiştim," dedi ukala ve fırlama bir sesle.

Venessa, o cici kız maskesini saniyede indirdi. Gözlerindeki gizli deli anında uyandı ve Liam’a jilet gibi keskin bir bakış fırlattı. "Yanılıyorsun," dedi sesi tatlı ama zehir gibi çıkarken. "Doğru yere bakarsan, arkandan iş çeviren o sinsi akrabalarını bile avlayacak iki avcı görebilirsin."

Liam, bu beklenmedik dişli cevap karşısında duraksadı. Dudaklarındaki fırlama gülüş daha da büyüdü. Bu kız göründüğü gibi uslu değildi ve onunla didişmek acayip eğlenceli olacaktı.

O sırada Araf, mesafeli ve kelimelerini tartarak konuştu. Sesi rüzgârı bile kesecek kadar netti.

"Valerius ailesinin burada, bu saatte ne işi var?"

Serena, bir adım bile geri atmadan Araf’ın tam karşısında durdu. Gözlerini adamın kömür karası gözlerine dikti.

"Asıl Blackwood holdinginin sahibinin benim çatımda ne işi var, Araf Blackwood?"

Araf, karşısındaki bu gözü kara kadının dik duruşuna içten içe derin bir hayranlık duydu. Serena onu ezmeye çalışmıyordu, tamamen eşit şartlarda meydan okuyordu. Babası Domian'ın holdingdeki o sert baskısından sonra, karşısında böyle dimdik duran bir kadın görmek Araf’ın tüm ezberini bozmuştu.

"Sınırlar," dedi Araf, sesindeki o ulaşılamaz soğuklukla. "Bazen yıkılmak için vardır, Serena Valerius."

Gecenin saat 02:00’sinde, o esintili çatı katında iki güçlü lider birbirinin gözünün içine bakarken, gelecekte tüm sosyeteyi sallayacak olan o büyük savaşın ve ilan edilecek olan o tehlikeli Ateşkes’in ilk kıvılcımı ateşlenmişti.

Bölüm sonu

5 yorum