İçeriğe geç

ATEŞİN PEŞİNDE

Bölüm 2 · 3 dk okuma

ATEŞİN PEŞİNDE

Bölüm 2

Avlar ve Avcılar

BÖLÜMÜ PUANLARMISINIZZZ AŞKLAR ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLERS

Siz hiç bir yıldıza aşık oldunuz mu ben oldum :Oriona

Küçüklüğümde hep saraydan kaçıp ormana dalardım ve bir ağaca tırmanıp orda yıldızları izlerdim.

Her gece oriona bakıp bu benim yıldızım derdim. Onunla sabahlara kadar konuşurduk. Hiçbir gece Orion beni yalnız bırakmadı. Bir gece hariç:

Savaş günü…

Savaş gecesinde kardeşim Apolloyla beraber annemin bizim için hazırladığı atlı arabaya binip kaçmaya başladık. Araba Ateş Krallığı sınırlarına yaklaştığı sırada Ateş Muhavızları tarafından şiddetle sarsılıp parçalandı. Bizi götüren arabacı öldü. Apolloyla askerlerden kaçmak için uçurumdan atlayıp bayır aşağı yuvarlandık . Sabah bilincim tekrar kendine geldiğinde bir köle taşıma arabasında üstümüz başımız toz ve kir içinde uyandık.

Şimdi bakınca en azından Apolloyu o gece kaybetmedim.Sanırım bunun için Zeus’a teşekkür edeceğim.

Geçmişin dışında şuanda çiftliğimizin yanındaki ormanda üvey annem ve babam için avlanmaya çıkıyordum. Bu avlanmalar aynı zamanda ok atma becerimi geliştiriyordu.

Ve eve ekmek getirecek birisi lazımdı-ki üvey annem ve babam bu konuda çok sönük kalıyordu- bu işi ben üstlenmiştim.

Aslında bugün de avlanmaya çıkmayı planlıyordum fakat kırık olan çatımızdan damlayan sular şiddetli bir yağmur yağdığının göstergesiydi.

Fakat bugün Dolunay vardı ve dolunayda hayvanların derisinin Daha kıymetli olduğuna inanılırdı ve bu bizim ilerdeki 1 ayımızı çok rahatlabilirdi.Belki en az 2 hafta avlanmaya çıkmazdım ve bir çift yeni bot için şehre inerdim kim bilir.

“Biraz düşündüm ve düşünmenin saçma olduğuna karar verdim.”

“Hey Artemis gerçekten bu yağmurda dışarı çıkmayı düşünmüyorsun değil mi?”

”Evet aynen öyle düşünüyordum Ap.”

”Yani bu doğa işlerinden anlayan sensin ama sencede biraz tehlikeli değil mi. Yağmur vahşi hayvanların sesini bastırabilir aynı zamanda bugün dolunay var ve vahşi hayvanlar etrafta kol geziyor.” Apollo küçüklüğümden beri bana abi olmaya çalışırdı onu anlayabiliyordum.

”Ben de bir vahşi hayvanım unuttun mu App?”

”haha çok komik” Apolloya gülümsedim o da gülümsedi (beni gerçekten gülümseten ve umursayan tek kişi olabilirdi)

Apolloyu ardımda bırakıp hızlanan yağmura doğru ilerledim. Orman evin çok yakınındaydı sadece bir bayır aşağı inmem Kendimi ormanın içinde bulamamı sağlıyordu.

Eskimiş botlarımın çamurlu toprak üzerinde bıraktığı izlerle beraber ormana girdim . Bu orman Nefes Ormanı olarak geçiyordu ve ormanın ortasında Toprak ve Ateş krallığı sınırı vardı. Buraya gelmeyi bu yüzden de seviyo olabilirdim.

Çamurlu toprak ve yağmurdan ıslanmış saçlarımla yaptığım uzun ve yorucu bir yarım saatin ardından ormanın iyice içindeydim. Hızlı davranıp geyik tuzaklarımı kurdum. Ve bir ağaca tırmanıp beklemeye başladım.

Biraz zaman sonra kapandığını bile fark etmediğim göz kapaklarım bir çıtırtı sesiyle açıldığında ağaçtaki rahat pozisyonumu düzelttim ve tuzağa baktım.

Lakin bu bir geyik değildi .

Bir Ateş Muhavızıydı!

Hemen ağaçtan atladım ve kurduğum sivri dişli düzeneğin Ateş Muhavızında bıraktığı kanlara baktım.

Kadın muhafızın bacağında sivri diş izleri vardı ve kadın büyük ihtimalle dişlinin ucundaki zehirden dolayı bayılmıştı.

İçimde hiçbir vicdan azabı olmadan yayımı da alıp bu kadını orda bırakıp gitmeyi düşündüm lakin kadının göğsünde kimliklerini belli eden yerde bir simge parlamaya başladı.

Orion..

Benim yıldızım..

Uzun zaman sonra ilk kez gördüğüm yıldızım.

Orion bana bir ateş muhafızı göndermişti.

Orion bana benim vücudumda bu kadını göndermişti.

Çünkü eski dostum Ateş olmamı istemişti.

O an fark ettiğim şeyle beraber gözlerim kocaman açıldı ve dolunaya bakıp mırıldandım

“O zaman ben de Ateş olurum.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.