Lütfen yorum yapmayı ve oy kullanmayı unutmayın. Sevgilerle...
Keyifli Okumalar!!!
Şarkılar: Molly Kate Kestner - Prom Queen Halsey - Control
Karanlık , boşluk , hissizlik , simsiyah. Peki bu karanlığı aydınlatacak şey... Ateş . Aydınlıktır ama bir o kadar da sıcaktır ona yaklaşmak istersin ama tenini yakar , canını acıtır. Sadece uzaktan seyredebilirsin ve ısınabilirsin . Ama su içine girersin ferahlarsın , yüzersin , serinlersin ve hep girmek istersin. Su bu kadar masumken ateş neden bu kadar suçlu? Ya da neden bu kadar can yakıcı?
Bana her zaman ateşten uzak durmam gerektiği öğretildi yanarım diye canımı acıtır diye ateşin hep şeytan olduğunu söylediler fakat su , suyu hep sevdirdiler onsuz yaşayamayacağımı söylediler ama su o kadar da masum değildi eğer yüzme bilmiyorsan suda boğulurdun nefessizlikten . Yanarken bağırabilirdin , çığlık atabilirdin fakat suda boğulurken çığlık atamazdın atsan da imse seni duymazdı.
Evet peki hayatında ateşi ve suyu bu kadar kıyaslayan kimdi? Tabi ki de bendim. Ben kimdim? Ben su krallığının prensesi leydi Adelaide . Evet çocukluğumdan beri bana ve tüm krallığa ateşi sevmek ve ona hayranlık duymak yasaktı. Sadece ısınmada ve gece aydınlatmada kullanılırdı , o da zorunluluktan. Bu kararı babam almıştı çünkü ateşi sevmiyordu daha doğrusu ateş krallığını sevmiyordu. Onlarla uzun yıllardır savaş içerisindeydi. Nedenini bende bilmiyordum. Ama bu çok kanlı bir savaştı.
Ben yine mumumun üzerindeki ateşi hayranlıkla izlerken kapım tıklatıldı büyük ihtimalle hizmetkarım Darla gelmişti. "Gir" dediğimde kapı yavaşça açıldı ve içeri uzun kahverengi saçlı hizmetkarım girdi. Uzun saçlarını özgür bırakmıştı , üzerinde hizmetkarların üniformasından vardı ve çimen yeşili gözleriyle bana bakıyordu "Leydim sizi uyandırmaya gelecektim ama siz çoktan uyanmışsınız. " İçeri girip kapıyı kapattı ve dağınık olan yatağımı toplamaya başladı "Evet bugün erken kalktım, hazırlanmama yardım eder misin? Yemeğe erken inmek istiyorum. " Yatağımı toplama işi bittiğinde dolabıma doğru yöneldi ve kapısını açtı "Tabi bugün ne giymek istersiniz , efendim?" Ayağa kalkıp bende dolaba doğru yöneldim ve uzun beyaz zarif bir elbise aldım "Bunu giymek istiyorum. " Elbiseyle beraber paravanın arkasına geçtim Darla da yanıma gelip giyinmeme yardım etti . Giyinme işim bittiğinde boy aynasından kendime baktım ve çok güzel görünüyordum . Makyaj masam oturduğumda Darla da gelip saçımı yapmaya başladı. Kızıl saçlarımı ördüğünde çok güzel görünüyordum hafif makyaj yapıp odadan çıktım ve merdivenlerden inmeye başladım.
Yemek odasına geldiğimde kral ve kraliçe dışında herkes sofradaydı. Benden iki yaş büyük olan ablam Perla gökyüzü mavisi bir elbise giymişti sap sarı saçlarını topuz yapmıştı ve nefret saçan gözlerle bana bakıyordu . Perla ile birbirimizi sevmezdik onunla sürekli kavga ederdik . Yanımda ise on yaşındaki kız kardeşim Maya vardı o da pembe bir elbise giymişti çok tatlı gözüküyordu , sarı saçları bukle bukleydi ve sevimli sevimli bana bakıyordu. Ona dönüp "Günaydın" dedim o da yanağıma kocaman bir öpücük koyup adeta şakıyarak "Günaydın , dünyanın en güzel ablası." Perla kıskanmış olacak ki hafifçe öksürdü ve çatık kaşlarıyla bize bakmaya başladı , hiçbir zaman bizim aramızdaki bağı sevmemişti çünkü Maya ondansa beni daha çok seviyordu. Ona hızlıca gözlerimi devirip önüme döndüm ve çok geçmeden yine o tiz sesiyle konuşmaya başladı "Sana da günaydın Adelaide ." ona umursamaz bir şekilde bakıp "Sana hiç gün aymamış gibi gözüküyor baksana yüzün beş karış. " tam ağzını açıp bir şey söyleyecekti ki içeri kral ve kraliçe girdi. Hepimiz ayağı kalktık ve onları selamladık , onlar yerlerine geçtiğinde bizde yerlerimize geri oturduk ve yemeğe başladık.
Sessiz geçen dakikaların ardından annem Belinda bana doğru dönerek konuşmaya başladı "Adela yemekten sonra odama gelir misin seninle özel bir şey konuşmak istiyorum." içimi bir korku kaplamaya başlamıştı annem benimle kolay kolay konuşmazdı , konuşacağı şeyler genelde önemli şeyler olurdu . Perla sırıtmaya başladığında daha da sinirlendim için sesim biraz yüksek çıkarak "Tabi kraliçem uğrarım. " dedim ve yemeğime geri döndüm.
Yemeğim bittiğinde kral ve kraliçeye selam vererek sofradan kalktım ve odamın yolunu tuttum annemin benle ne konuşacağını deli gibi merak ediyordum . Kafamda bu düşüncelerle odama girdim ve kapımı kapattım kendimi direk yatağa attım .
Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan kitap okurken uyuya kalmıştım. Uyandığımda gün batmak üzereydi. Yataktan bir hışımla kalkıp içimden kendime küfürler saydırmaya başladım , annemin yanına gitmeyi unutmuştum ve bu da onun gözünde kendimi umursamaz göstermeme neden olacaktı. Annem bu dünyada en çok iki şeyden nefret ederdi : saygısızlık ve geç kalma. Hemen aynadan kendime çekidüzen verip odadan çıktım ve annemin odasının yolunu tuttum. Bu saatlerde odasında balkonunda manzaraya bakarak çay içerdi bir nevi çay saatiydi. Annemin odasının kapısına vardığımda kapıya hafifçe tıklattım ve beklemeye başladım. Annem "Gir!" diye seslenince nazikçe kapıyı açtım ve içeri girdim. Tam tahmin ettiğim gibi annem balkonunda manzaraya bakıp çayını yudumluyordu.
Onun yanına gittim ve hafifçe eğilerek selam verdim "Üzgünüm kraliçem uyuya kalmışım, geç kaldığım için özür dilerim " . Nihayet yüzünü bana döndüğünde "Adela seni kaç defa uyaracağım geç kalma konusunda !" Sesi biraz yüksek çıkmıştı böyle konularda hep merhametsiz olurdu . En sonunda öfkesi biraz dindiğinde "Geç karşıma seninle bir konu hakkında konuşmam lazım." dedi bunu dedikten sonra onun karşısına oturdum "Kraliçem benimle hangi konu hakkında konuşmak istiyorsunuz ?" son kez çayından bir yudum aldı ve bana doğru dönüp konuşmaya başladı " Adela biliyorsun yakında 21 yaşına gireceksin ve ben senin artık evlenip yuva kurmanı istiyorum." ben şok olmuş bir şekilde onu dinlerken aklımdan bir sürü şey hakkında konuşacağı gelmişti ama evlilik hakkında konuşacağını hiç düşünmemiştim "Ama kraliçem daha çok erken değil mi? Hem benden önce ablam Perla'nın evlenmesi gerekmez mi?" annem yüzünü asarak konuşmaya devam etti "Ablanın durumunu biliyorsun o soyumuzu devam ettiremez. " evet geçen haftalarda Perla'nın kısır olduğunu bir bebek sahibi olamayacağını öğrenmiştik "Maya da daha çok küçük bu yüzden soyumuzu tek sen devam ettirebilirsin. " bir yerde haklıydı şu anda soyumuzu tek ben devam ettirebilirdim " Bu yüzden yarın bir balo vermeyi düşünüyorum baloya krallığımızın asil dostlarını çağırıp baloda onlardan biriyle tanışmanı istiyorum bunu kralımızla da konuştum o da mantıklı buldu ." bir karar vermem gerekiyordu ya baloda biriyle tanışım ona aşık olacak ve evlenecektim ya da oturup bir ömür hayatımın aşkını bekleyip yaşlanacaktım. Ve ben çoktan kararımı vermiştim birinciyi seçmek her yönden daha mantıklıydı "Tamam kraliçem teklifinizi kabul ediyorum. " Annem yüzünde tatmin olmuş bir gülümsemeyle manzaraya bakıp çayını yudumlamaya devam etti. Ben ise kraliçeye selam verip odadan çıktım ve bahçenin yolunu tuttum .
Ve ahırın yolunu tuttum biraz derdimi atım Felix'e anlatmam gerekiyordu . Bir derdim olduğunda sürekli Felix'e anlatırdım evet gören biri beni deli sana bilirdi ama güveneceğim kimse yoktu. Ahıra girdiğimde her yer yine tezek kokuyordu burada kraliyet ailesinin atları olurdu. Felix'in yanına gittiğimde kahverengi yelesini okşamaya başladım "Merhaba Felix beni özledin mi? Evet buraya yine sana derdimi anlatmaya geldim ." aslında amacım onunla biraz tur atmaktı ama hava kararmaya başlamıştı ve akşam yemeğine de çok az kalmıştı. Felix ile biraz konuşup tırmıkla önüne biraz saman koyup ahırdan çıktım.
Saraya girdiğimde ilk iş olarak odama girdim ve banyoya yöneldim küvetin suyunu açtım ve üstümdekileri çıkardım . Küvet ağzına kadar dolduğunda kendimi sıcak suyun içine bıraktım. Yavaş yavaş mayışmaya başladığımda gözlerimi kapatıp düşüncelerimi toparlamaya çalıştım . Anneme göre evlenmem gerekiyordu ve soyumuzu ilerletmem gerekiyordu ama ben evlenmek için daha erken olduğunu düşünüyordum. Eğer bu fikrimi anneme söyleseydim beni artık bir hayal kırıklığı olarak görürdü aynı Perlayı gördüğü gibi. Perla'nın bebek sahibi olamayacağını öğrendiğinde Perlaya bir hayal kırıklığı ile bakmıştı ve Perla yıkılmıştı hayatım da ilk defa o zaman Perlaya acımıştım ama bu kısa sürmüştü ardından sanki ondan bebek sahibi olmasını ben almışım gibi bana nefretle bakmıştı ve eskisinden daha kötü bakmaya başlamıştı.
Küvetten çıktığımda ilk iş olarak önce sıcak demirlerle saçlarıma şekil verdim ve üstümü giymek için dolabımı açtım ve elbiselere bakmaya başladım en sonunda mor bir elbiseyi alıp paravanın arkasına geçtim ve üzerimi giyindim. Ardından hafif bir makyaj yapıp odadan çıktım. Merdivenlerden inerken aklıma Darla geldi sabahtan beri onu görmemiştim. Nihayet yemek salonuna geldiğimde masada tek maya vardı. Onun yanına oturdum ve yanağına ufak bir buse kondurdum bana otuz iki diş sırıtarak karşılık verdi. Biz birbirimizle şakalaşırken içeri Perla girdi gözleri kıpkırmızıydı ve burnunun ucu kızarmıştı o ağlamış mıydı? Masaya oturdu bize dönüp bakmadan elleriyle oynamaya başladı. Ona ne olduğunu sormak istiyordum ama beni ters karşılayacağını biliyordum. Maya benim fark ettiklerimi fark etmiş olacak ki oda Perlayı incelemeye başlamıştı.
Aradan bir kaç dakika sonra kral ve kraliçe odaya girdi ve bizde ayağı kalkıp onlara selam verdik onlar oturunca bizde oturduk. Yemeğe başlamadan önce annem kaşığıyla bardağına iki kere vurdu ve tüm dikkatleri üstüne topladı "Size çok önemli bir haberim var." dedi şakıyarak "Adela yakında evlenecek ve soyumuzu devam ettirecek ." bu sözlerinin ardından yüzüme sahte bir tebessüm kondurdum. Maya şaşırmışa benziyordu, Perla'nın ise gözleri dolmuştu büyük ihtimalle annemin soyumuzu devam ettirecek lafına kırılmıştı gözlerini büyük bir nefretle bana çevirdi ve bende hemen gözlerimi kaçırdım. Kralımız Ares'e yani babama döndüğümde onun pek umurunda değilmiş gibi gözüküyordu. Onun bu dünyada umurun da olan tek şey Ateş Krallığını nasıl yıkacak olmasıydı. Bizim Ateş Krallığı ile ilgili konuşmamız yasaktı. Anneme döndüğümde neredeyse mutluluktan düşüp bayılacaktı neden bu kadar mutlu olduğunu anlamıyordum. Soyunu devam ettirecek olmak mı onu mutlu ediyordu?
Yoksa bunun içinde başka bir iş mi vardı?
Caaaaaaaaaaaaaaaannnnnnnllllllllllaaaaaaaarrrrrrrrrr!!!!!!!!!!!!!!!!
Hikayeyi nasıl buldunuz? Adelaide dı sevdiniz mi? peki Perla ya da Mayayı? Su Kralığı hakkında ne düşünüyorsunuz? Ya da neden Kral Ares Ateş Krallığın dan nefret ediyor? Kraliçe Belinda neden hemen Adelaide dı evlendirmek istedi?
Lütfen oy kullanmayı ve yorum yapmayı unutmayın. İkinci Bölüme dek kendinize iyi bakın!!!!!!!!
Sevgilerle...
