Her savaşın bir sonu olur,benimde savaşımın bir sonu olacaktı ya iyi bitecek ya da kötü..
Ormanlık bir alandaydık, gökyüzü bulutluydu,hava soğuktu.
Arabadan hızlıca inmiştim, Elçin ile göz göze gelmiştik.Suat Sargın'ın evine yürüyerek gidicektik,hep birlikte ilerlemeye başladık.yanımda Elçin vardı,arkamizda ise diğerleri
elimi telefonuma attım saat bakmak için saat 12.08 di sarjıma baktım %20 içimden kahretsin demiştim. Elçin konuştu" ne oldu"dediğinde başımı ona döndürdüm.
"Sarjım azalmış sabah telaştan şarja vermeyi unuttum"dedim."şarjın kaç"diye sordu
"20"dedim.Sadece bana baktı hiçbir şey demedi,ama unutmuştum.
Evet yolları ayırma sırası gelmişti. Ben başka yere yönelip gidicektim,onlar başka yöne dönüp gidicekti.
Elçin konuşmaya başladı, arkasına dönerek."Leyal bu yoldan gidicek,bizde biraz daha yürüyüp başka bir yola geçicez"dedi. Herkes bana bakıyordu,bende onlara hepsiyle göz göze geldim. Hepsiyle gözlerinin içine bakarak konuştum.
"Gidiyorum ben o zaman" diyip arkama döndüm, ilerlemeye başladım. Arkama döndüğümde onlarda ilerlemeye başlamıştı.Elçin'in yanında açıkkahve rengi saçlı,uzun boylu bir kız vardı, adı Sinemdi, birlikte birşeyler konuşuyorlardı.
Ağaçların arasından geçerken sonunda Suat Sezginin evi görünmüştü. Neden böyle bir yere ev yaptırırdıki bir insan?
Bir ağacın önüne geçip,evi gözetlemeye başladım.evin önünde iki koruma vardı daha varsada göremiyordum.
Aradan belki üç belki beş dakika geçmişti, ön kapıdaki korumaların değişim vaktiydi,biri elini kulağına uzatıp kulaklığa birşeyler dedi ve kapının önüne çok geçmeden siyah bir araba geldi.
Binip gittiler ve birkaç dakika sonra bir silah sesi geldi kulağıma,sonra bir daha...
Hızlıca kapının önüne doğu yürüdüm ve kapının önüne geldim,belimden silahımı alıp ön kapıya doğru tuttum. Temizdi birşey yoktu, ve içeriye girdim kapı açıktı, galiba Elçin açmıştı,kolaylık olsun diye içeriye girdim. Evde bir kaç koruma yerde yatıyorlardı, işleri hâl olmuştu. Bir odaya daldığımda odada bir sürü kitap vardı,kitaplara doğru ilerlerken ayağım halıya takılmıştı ve tam yere düşerken kitapların olduğu kitaplığa tutunup, düşmekten kurtulmuştum.
Takıldığım yere doğru yürüdüm ve bir kare şeklinde küçük kapak vardı, kapağı açtığımda bir yer ile karşılaştım hemen merdivenlerden indim ve kocaman bir oda ile karşı karşıyaydım.
Odada kocaman bir sandık, duvarlarda mantar panolar ,silahlar ve birkaç fotoğraf vardı hemen önümde duran sandığa doğru yürümeye başladım.
Açmaya çalıştığımda açılmadı zaten açılmasını beklemiyordum. Sağıma baktığımda masa vardı ve masanın üstünde demir ince bir alet vardı onu alıp hemen sandığın arasına sıkıştırdım,ve hızlıca bir güç uyguladım ilkinde açılmadı ama ikincisinde açılmama gibi bir durumu yoktu.
Açılmıştı bir kutu vardı aradığımız kutu ve yanında küçük bir kız çocuğu fotoğrafı.Fotoğrafı elime alıp incelemeye başladım. Siyah saçlı 3,4 yaşlarında küçük tatlı bir kız çocuğuydu.
Onu yerine bıraksamıydım yoksa almalımıydım, bilmiyordum ama ben almama tarafındaydım.hızlıca kutuyu alıp yürümeye başlamıştım,fazla durmuştum Her an gelebilirlerdi.
Kapıya yönelip çıktım ve ağaçların olduğu yöne ilerlemeye başladım,sonra bir araba sesi ve tanımadığım bir ses bana"Dur!"demişti. Durucakmıydım hayır kutuyu evden çıkmadan önce çantaya koymuştum. Onu elimle sıkıca tutup koşar adım yürümeye başladım ve bir silah sesi arkama döndüğümde beş kişi olduklarını gördüm.
Hemen bir ağacın arkasına geçip ateş etmeye başladım,onlarda aynı şekilde bana ateş ediyorlardı.Hemen diğer ağacın arkasına geçtim yine ateş ettim,ve biri yere yığılmıştı.
Hızlıca arkama dönüp koşmaya başladım, kurşunlar ard arda geliyorlardı.Adımların dahada hızlanırken önüme dönüp durdum ve ateş ettim. İki kişi daha gitmişti kaldı geriye iki kişi,baya uzaklaşmıştık.Tam önüme döndüğümde,birine çarptım.
Tanımadığım, yüzünü görebilmek için birkaç adım geri gitmem gerekicek olan, karşımda kollarını öne uzatmış elinde bir silah olan ve komufulajlı bir asker duruyordu.
Şaşkınlıkla öylece kaldım , silahını indirdi ve başını bana eğdi gözleri yeşile çalan bir renkti. Ona bakmaya devam ettim,oda bana bakmaya devam etti. Arkama baktığımda ikiside yere yığılmıştı.
Şokumu daha sonra yaşamam gerekiyordu. İki adım geriye çekildim ve boydan aşağı baktım karşımda durana.Oda yine aynı şekilde bana baktı, ne diyeceğimi bilmiyordum arkamı dönüp gitmelimiydim. Yoksa birşeyler demelimiydim. Hemen arkamı dönüp ilerlemeye çalıştım ama maalesef olmadı, beni kolumdan tutttup"Nereye " dedi . Şaşkınlığım sürüyordu. Konuşmaya başladı "Bana kim olduğunu söylemeden gidemezsin" şaşkınlıkla hâlâ ona bakıyordum tam kolumu çekip kurtardım gidiyordum ki bir silah sesi beni durdurana kadar.
Hızlı bir şekilde hemen bir ağacın önüne geçip kendimi korunmaya başladım. Kafamı ağaçtan uzatıp önüme baktığımda sayıyamayacağim bir şekilde insan vardı,fazlalardı.
Önüme dönüp soluma baktığım da oda yanımdaki sol ağacın arkasındaydı. Ateş etmeye başladı o başlarsa bende başlardım. Ateş ettiğim sırada telefonum çalmıştı "tam zamanı ya "diyerek sinirli bir şekilde telefonu açtım. Elçindi " Leyal,nerede"dedi ve kaldı "neredesin Leyal,silah sesleri geliyor, neredesin hemen şöyle geliyorum" dedi telaşlı bir sesle "sakın "diye yükseldim bir yandanda ateş ediyordum. "Gelme,gelmeyin hallediyorum,Elçin gelme sakın" diyerek yüzüne kapattım.
Ateş etmeye devam ettim, kişi sayısı azalmıştı ve ismini bilmediğim kışi öne doğru ilerleyip tek tek vuruyordu asla isabet etmemişti.
Az kişi kalmıştı aslında şimdi gidebilirdim ama gitmicektim.
Son bir kişi kalmıştı,onuda ben halletmiştim.
Bana doğru geliyordu."iyiydin "dedi. Hoşuma gitmişti,bunu bir askerden duymak.
Tebessüm ederek"sende"diyebilmiştim .
"Bana artık söylemicekmisin" dedi "kim olduğunu, burada ne aradığını"
Gülerek ona baktım "sence ben sana kim olduğumu söylemek isteseydim,senden kurtulmak için uğraşırmıydım"dedim. Gülerek bana baktı "peki ben senin kim olduğunu öğrenmeden seni bırakır mıyım ?" Gülüşüm büyümüştü "zorundasın" dedim ve silahı ona doğru uzattım "yoksa"dedim konuşmaya başladı "akıllısın" dedi "biliyorum" dedim
Kim olduğumu söylersem ne olurdu bişey olmazdı ama söylemicektim.
" O çantada ne var " dedi çantaya bakarak " seni ilgilendirmicek şeyler var "dedim
"Hadi ama ,onu istersem alıp bakacağımı biliyorsun"dedi. Evet biliyordum, aslında herşeyi açıklayıp buradan gidebilirdim daha çok uzatmadan ."biliyorum, o yüzden anlatıcam ama sonra beni bırakıcaksın"dedim "bakarız "dedi. Gülümseyerek ona baktım "bakmadan bırakıcaksın "dedim oda kollarını bağladı,hemen anlatıp bu lanet olası yerden gitmek istiyordum. "Ben Leyal Çakmaz "diyip başladım, dikkatli bir şekilde beni dinliyordu.
"Ajanim ve bir görevimiz vardı. Suat Sargın diye birini alıp ve evindeki kimsenin bulamadığı ama benim bulduğum"dedim ve durdum kendimi övüyordum"içinde bilgilerin olduğu ama çok önemli bir bilgi atını çiziyorum"dedim. Hâlâ dikkatli bir şekilde kolları hâlâ bağlı şekilde beni dinliyordu.
"Bir kutu var şuan çantanın içinde" diyip çantayı kaldırıp geri indirdim"kutuyu aldıktan sonra evinden çıktım ama ararken biraz fazla vakit geçti ve korumaları geldi , sonrasını biliyorsun"dedim ve derin bir nefes alarak yutkunum."artık gitmem lazım"dedim. Arkamı dönerken durdum"kaçak kız "dedi korumalardan kactığım içinmi demişti
"Hı" dedim, kaçak kız olduğumu kabullenmiştim
"Seninle tekrar karşılaşacağımız günü bekle,beni o zaman tanırsın "
Gülümseyerek ona baktım ve konuşmaya başladım"o güne kadar adını öğrenmek hakkım değilmi"dediğimde gülümsedi"hakkın" dedi " adım "dedi ve bir ses artık duymaktan bıktığım bir ses silah sesi tam olarak omuzundan bir kurşun geçti " bu senin son nefesindi Akbatur" diye bir ses duydum. İsmi Akbaturdu. Ne yapacağımı bilmiyordum.
Gözlerimin önünde yığılıp kalmıştı.Ve ben dolu gözlerle onu izliyordum, ne yapacaktım.
Hemen eğilip başını dizime koydum "Hayır"dedim "ölme, lütfen ölme" dedim artık ağlıyordum ve ağlamam hıçkırıklara dönüşü.Ambulans buraya gelene kadar yaşamazdı
Titreyen elimle elime telefonu alıp Elçini aradım ilk çalışta açtı ve ben ağlayarak konuşmaya başladım "Elçin hemen gel ne olur gel Elçin hızlı ol lütfen,ölüyor"dedim.
Elçin konuştu"ne"dedi"duydun hızlı ol Elçin "diyip telefonu kapattım . Daha sonra ağlayarak Allah'a dua ediyordum ölmesin lütfen, ölmesin lütfen
Yukarıdan ses geldi "Akbatur"diye bağıran sesin sahibi aşağı doğru inmeye başladı.
Birkaç dakika sonra Elçinin sesi geldi kulağıma ağlamaktan hiçbir şey yapamıyordum
Benim yüzümden olmuştu eğer ben acele etseydim hızlıca bu yerden uzaklaşsaydım hiç bir şey olmıcaktı ."Leyal" dedi Elçin ama ona bakıyordum. Akbatura sesleniyordum "ölme "diyordum " benim yüzümden"diyordum.
Sonra Akbatur diye bağıran kişi geldi.Hemen çantasını indirip içinden birşey çıkarıp kanı durdurmaya çalışıyordu." Benim yüzümden" diyordum. Akbatur iyi olacaksın tamamı sen güçlüsün oğlum bizi bırakmasın "diyordu . Daha sonra gökyüzünden ses geldi helikopter geliyordu. Daha yeni inilen yerden altı kişi daha iniyordu.
Helikopter boş bir alana indi ve içinden sağlıkçılar çıktı, buraya geliyorlardı.
"Leyal,hadi kalk geldiler,bırakta götürsünler" dedi Elçin bırakmadım ."ölmesin" dedim
Sonra yanımdaki asker formalı kişi Akbaturu almaya çalıştı ama elimde değildi bırakamıyorum, şok içindeydim.Sonra sağ tarafımdaki sağlık çalışanı ile Elçin beni kaldırdılar.
Akbaturu dikkatli bir şekilde alıp turuncu bir şeyin üzerine koydular.
Elçinin kollarında çırpınıyordum sen yaptın dedi. Karşımdaki askeri üniformalı kişi
Elçin "hayır"demişti. "Benim yüzümden" dedim bacaklarım ellerim titriyordu,ayakta duramıyordum. Son gücümle bağırarak "BEN YÜZÜMDEN" dedim.
Halim kalmamıştı, vücudum titriyordu ve gözler
im kapanmaya başladı,kendimi zorluyordum kapatmamak için ama olmuyordu Elçinin kucağına bayılmıştım.
Şimdi bu korku ile karşı karşıyaydım...