Mutlu son denilince aklıma hep musluktan akan o tek damla su gelirdi. Çünkü su her zaman temizdi; saftı ve fiziksel olarak bütün pisliklerden arınmıştı. Ama ruhumuza damlayan şeyler hiçbir zaman öyle olmuyordu.
Belki de bu yüzden, suya olan hayranlığım yirmi yedi yıl boyunca hiç eksilmemişti. Gerçeklerin insanı yaktığını öğrenmiş, kendimi hiçbir zaman tam anlamıyla haklı çıkaramamış olmanın verdiği acıyla sigaramdan derin bir nefes çektim. Zehirli duman dudaklarımın arasından yavaşça yükselirken önümdeki masanın üzerindeki dizüstü bilgisayarı açtım.
Sessizliği bozansa mekanik bir esneme sesi oldu.
“Bugün de uyandık, çok şükür.”
Robotik erkek sesi odanın içinde yankılanınca yüzümü buruşturmadan edemedim.
“Venice,” dedim soğuk bir sesle. “Sana attığım bina hakkındaki dosyaları arşivleyip bölümlere ayırmanı istiyorum.”
Bitmiş olan sigaramı kül tablasına bastırırken Venice tekrar konuştu.
“Yine şövalyecilik mi oynayacağız? Oysa sana prenses olmak daha çok yakışırdı.”
Kanepede geriye yaslanıp gözlerimi bilgisayar ekranına çevirdim.
“Prenses olmak için fazla ciddiyim,” dedim alaycı bir sesle. “Ama sana yakışmayacağının garantisini veremem.”
Kısa bir sessizlik oldu. Ardından ekrandaki satırlar hızla akmaya başladı. Venice çalışmaya başlamıştı.
Dışarıdan gelen uzak patlama sesiyle birlikte odanın ışıkları hafifçe titredi. Şehir bir kez daha yanıyordu. Ama artık kimse bunu umursamıyordu.
“Bugün fazla haşinsin. Bunun, gideceğin operasyonla ilgili olduğunu düşünüyorum,” dedi Venice alışılmadık derecede ciddi bir ses tonuyla.
Hafifçe kaşımı kaldırıp ekrana baktım.
“Ben de senin kodlamalarını güncellemem gerektiğini düşünüyorum,” diyerek karşılık verdim.
Venice birkaç saniye sessiz kaldı. Ardından mekanik sesi yeniden duyuldu.
“Tehdit algılandı. Fakat ikimizin de bunu yapmayacağını biliyorum.”
Dudaklarımın kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu. Venice bazen sinir bozucu olabiliyordu ama bu karanlık şehirde konuşabildiğim tek şey de oydu.
Bilgisayar ekranındaki dosyaları incelerken derin bir nefes aldım. Operasyon düşündüğümden daha riskli görünüyordu.
Organizasyonun koruduğu bir binaya girmek zaten başlı başına delilikti. Ama içeride saklanan bilgiler doğruysa, her şey değişebilirdi.
Venice aniden konuştu.
“Kalp ritmin hızlandı.”
“Heyecanlı değilim.”
“Yalan söylüyorsun."Gözlerimi kapatıp başımı koltuğun arkasına yasladım.
“Belki biraz.”