İçeriğe geç

Ateş

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Ateş

Bölüm 4

Sahiplenmek

Alev artık fark ediyordu.

Bu sadece bir bağ değildi.

Bu… sahiplenilmekti.

Okul koridorunda yürürken herkes her zamanki gibiydi.

Ama o…

Değildi.

Çünkü artık yalnız değildi.

Onu kimse görmese bile—

Ateş hep oradaydı.

“Kalemini alabilir miyim?”

Yanındaki çocuk aniden konuşunca Alev irkildi. Sınıftan biriydi. Normal bir soru.

Ama Alev cevap veremeden…

İçinden bir his geçti.

Keskin.

Rahatsız edici.

Tanıdık.

Ateş.

“Gerek yok,” dedi Alev hızlıca ve kalemini uzatmadan çantasına koydu.

Çocuk şaşırdı. “Sadece—”

“Dedim ki gerek yok.”

Sesi sert çıkmıştı.

Çocuk uzaklaştı.

Alev’in kalbi hızlandı.

Bu… normal değildi.

Ama içindeki o his—

Memnundu.

Akşam olduğunda Alev odasında yalnızdı.

Ama aslında değildi.

“Onunla konuşmanı sevmedim.”

Ses aniden geldi.

Alev gözlerini kapattı.

“Bu bir konuşma bile değildi,” dedi.

Ateş gölgelerden çıktı.

Her zamanki gibi.

Sessiz.

Kontrollü.

Ama bu sefer…

Daha sert.

“Yeterliydi.”

Alev kaşlarını çattı. “Bu saçma. Herkesle konuşamam diye bir şey yok.”

Ateş bir anda yaklaştı.

Çok hızlı.

Alev geri çekilemeden bileğine hafifçe dokundu.

Ama bu dokunuş…

Nazik değildi.

Sahipleniciydi.

“Var,” dedi. “Ben varken var.”

Alev’in nefesi kesildi.

Bu cümle—

Tehlikeliydi.

Ama içindeki o his…

Kaçmak yerine yaklaşmak istiyordu.

“Beni kontrol edemezsin,” dedi Alev, ama sesi kararsızdı.

Ateş gözlerini ona kilitledi.

“İstemiyorum.”

Duraksadı.

Sonra daha alçak bir sesle ekledi:

“Ama duramıyorum.”

Sessizlik.

Ve o sessizlikte…

Gerçek ortaya çıktı.

“Bu neden böyle?” diye fısıldadı Alev.

Ateş ilk defa bakışlarını kaçırdı.

Bu küçük bir şeydi.

Ama önemliydi.

Çünkü bu…

Zayıflıktı.

“Çünkü bu ilk değil,” dedi sonunda.

Alev’in kalbi duracak gibi oldu.

“Ne demek bu?”

Ateş derin bir nefes aldı.

Sanki yıllardır sakladığı bir şeyi söyleyecek gibiydi.

“Ben seni ilk kez görmüyorum.”

Oda bir anda daha dar hissettirdi.

Alev’in sesi titredi. “Ama ben seni tanımıyorum…”

“Hatırlamıyorsun,” dedi Ateş.

Yavaşça yaklaştı.

Ama bu sefer farklıydı.

Daha dikkatli.

Daha kırılgan.

“Her seferinde aynı şey oluyor,” diye devam etti. “Seni buluyorum… ve kaybediyorum.”

Alev’in gözleri doldu.

Nedenini bilmiyordu.

Ama bu sözler…

İçine dokunuyordu.

“Bu sefer farklı,” dedi Ateş. “Bu sefer bırakmayacağım.”

Alev geri çekilmedi.

Kaçmadı.

Tam tersine—

Bir adım yaklaştı.

Bu bir seçimdi.

Bilinçli.

Tehlikeli.

Ama gerçek.

“Peki ben?” diye sordu. “Ben ne istiyorum hiç düşündün mü?”

Ateş durdu.

İlk defa gerçekten durdu.

Çünkü bu soru…

Onun kontrol edemediği tek şeydi.

Alev gözlerini onunkilere kilitledi.

Kalbi hızla atıyordu.

Ama artık korkmuyordu.

“Ben de duramıyorum,” dedi.

Ve bu…

Her şeyin sonu olabilirdi.

Ya da başlangıcı.

Ateş’in içindeki o karanlık şey bir anlığına sustu.

Yerini başka bir şeye bıraktı.

Daha tehlikeli bir şeye.

Umut.

“Elimi tutarsan…” dedi Ateş yavaşça, “geri dönüş yok.”

Alev hiç düşünmedi.

Elini uzattı.

Ve tuttu.

O an—

Her şey değişti.

Bu artık sadece onun takıntısı değildi.

Bu…

İkisine aitti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.