Aldığı mektupla birlikte Vira'nın gözleri dolmaya başlamıştı. Bu ona normal gelmedi. Günlük hayatta gayet soğukkanlı iken bu mektup,sadece bir mektup nasıl onu ağlatabilirdi ki ? .Doğru ya Phoenix hainliğini bu mektupla belli etmeden önce Vira ile arkadaştı. Mektuba tekrar tekrar baktı. Olanların gerçekliğine inanmakta güçlük çekiyordu. Bahçeye doğru ilerledi.Artık hıçkırarak ağlamaya başlamıştı.Gözyaşları acı kahve saçlarına bulaşıyordu.Sonunda bahçeye ulaşmıştı. Ofisinin sıcaklığı ve ağlamasının verdiği yanma etkisiye zıtlaşan soğukluk, omu biraz bile olsa rahatlatmaya yetmişti lakin gözyaşları durdurak bilmiyor ve acısını körüklüyordu. Bir bankta oturan siyah, uzun saçlı adamı gördü.Bu Zemheriydi. Adımlarını hızlandırdı ve bankın önüne geldi. Zemheri kadını fark etmedi bile. Vira derin bir nefes çekip "Şey,Zemheri" dedi ama daha konuşmaya başlamadan Zemheri söze girdi
-Vira! Sen olduğunu söyleseydin ya
dedi ve genç kadının ağladığını farketti "Ah, sorun bu değil mi?" Vira çoktan onun eline mektubu tutuşturmuştu bile. Mektup ise şu şekildeydi:
"Zaman laneti kullanıcısına
Bendeniz Phoenix.Evet, benim kaybolmuşumdan beri kendine gelemediğini ve öldüğümü düşündüğünü biliyorum. Ne kadar aptal olduğunu da. Sen bana körü körüne güvenmişken ben elinden bütün planlari aldım ve Leydi Miren'e teslim ettim. Artık her şeyden haberdarsın, ama yapabileceğin hiçbirşey yok...
Eski Ateş Muhafızı"
Bu mektubu okuyanlar iki duygunun karışımını yaşıyorlardı. Hem haine olan sinir hem de onca emek ve anının boşa gitmesinin getirdiği hüzün. Fakat Zemheri'de öfke ağır basmış ve içten içe sevdiği ama belli edemediği kadını teselli ederken üzmek istememişti. O yüzden zorlama çıktığı belli olan bir ses tonu ile
"Vira, üzgünüm ama ben bu durumda yalnızca çalınan planların eksiğini kapatabilirim. Sen Frejya'ya git o ne yapılması gerektiğini en iyi bilendir" dedi. Son çare kadın tekrar içeriye, dev binaya girdi. Onu girişte büyük dört kolon ve kolonların üstüne yerleştirilmiş, seramikle mitolojik karakterlerin işlendiği bir tavan karşıladı. İçeriye doğru ilerledikçe seramik motifler arttı. Zeminden iki kat yukarıya çıktı ve sonunda küçük ve mütevazı mutfağa vardı. Burası Frejya'nın saatlerini geçirdiği alandı. Frejya hep farklı yemekler yapar ve diğer muhafızlara tattırırdı. Çünkü o asla yaptığı yemeği tek başına yiyemezdi. Bu alışkanlığının kurbanı ise zavallı rüzgar muhafızı Aren olurdu. Vira içeriye girdiğinde de bu manzarayla karşılaştı. Frejya ve Aren aralarında konuşuyorlardı:
-Yemek zorunda mıyım?
-Evet, eğer açlıktan ölmek istemiyorsan(aslında kendinden bahsediyor) ye şunu
-A-ama artık...
-Lan! Aren! Kusuyor musun sen?
-Kusmadım ama yakın
-Ooof of tamam. Madem öyle şimdilik git ama akşam yemeğinde buradasın. Sinyoraaa! Luciuuus! Yine birliktesiniz değil mi?
Vira yeniden eski, soğukkanlı haline büründü ve Frejya'nın omzuna dokundu:
-Bu seferlik ben varım. Bırak onlar birlikte takılsınlar. Hem sana bir şey anlatmam lazım.
Frejya ürktü. Ama bu teklifi reddedemezdi sonuçta Vira onun en yakın arkadaşıydı ve yoğun olmadığı zaman az olurdu. Döndü ve şunu söyledi:
-Pekala pekala otur bakalım ne anlatacakmışsın.
Vira arkasına yaslandı ve mektubu uzattı:
-Oku bakalım
Frejya'nın okuması uzun sürdü. Koyu bordo saçları yüzünü kapatıyordu. Sonunda kafasını kaldırdı ve:
-Biz, biz bu adam için mi emek harcamışız. Bu it için miymiş, dedi kıkırdayarak.
Ve Vira ekledi:
-Buraya gelmeden önce bahçede, Zemheri'nin yanındaydım. İşin siyasi kısmını halledebileceğini söyledi.
-Onun öyle dediğine bakma sen, kesin tonlarca işi vardır.
-Yardım edeceğim zaten amaa
-Ne aması?
Vira önündeki kahveden bir yudum alıp devam etti:
-Yeni bir ateş muhafızına ve kaplangözü taşına ihtiyacımız var.
-Bu ikisinden kolayı da yok zaten...
İkilinin konuşması uzun sürdü. Vira mutfaktaki görevini tekrardan Aren'e devretti ve ofisine gitti. İçinden düşünüyordu:
-Cyno hala yetimhanede mi acaba? Yazsam iyi olur. Son seviye ateş kullanıcısı çok yok zaten.
Dolabından birkaç
kağıt ve bir kalem alıp Cyno'ya ateş kullanıcısına ihtiyaçları olduğunu yazdı. Sonrasında her muhafızın görev yerine gönderilmesi için acil bir toplantı yapılacağı konulu bir mektup yazdı. En geç yarın mektuplar muhafızların eline geçerdi fakat hepsinin toplanması bir ay kadar alırdı. Vira masasından kalktığında gece yarısı olmuştu. Cebinden bir anahtar çıkardı, ofisindeki kapıdan yatak odasına geçiş sağlayan kapıyı açtı ve bu zorlu günün sonunda uykuya daldı
