Bugün de diğerleri gibi sıradan bir yaz günüydü. Her zamanki gibi saat onda kalkmış ve günlerdir ertelediğim sporumu nihayet yapmıştım.
Hayatım düzene girmiş gibiydi sanki. Gerçi günlerim birbirini tutmuyordu. Bazen yataktan kalkasım bile gelmiyordu. Ama günler sonra kendimi gerçekten dinç hissediyordum. Bunun sebebi özlediğim soğuk havaların geliyor olması mıydı yoksa birazdan yakın arkadaşımla buluşup alışverişe gidecek olmamız mıydı bilmiyordum. Tek bildiğimin biraz da olsa kendime zaman ayırabilecek olmanın beni heyecanlandırdığıydı.
Bütün yaz mevsimi boyunca ordan oraya koşturmaktan bitap düşmüştüm ve sadece iki hafta tatil yapabilmiştim. Tabi ona da tatil denilirse...
Aklımdaki düşünceleri bir kenara bırakıp saate baktım. İki saate hazırlanıp çıkmam gerekiyordu ve ben hâlâ düşünceler yığınıyla vaktimi boşa harcıyordum. Yavaş hazırlanan biri olduğum için acele etmem gerekiyordu.
Hemen ılık bir duş aldım ve hazırlanmaya başladım. Altıma beyaz kloş mini etek, üstüme toz pembe krop, ten rengi çanta ve beyaz spor ayakkabılarımı giydim. Sıra saç ve makyaja gelmişti. Saçıma ekstra bir şey yapmadım. Saçlarım zaten dalgalıydı ve saçlarımın doğal hali hoşuma gidiyordu. Makyajımı da hızlıca yaptıktan sonra artık hazırdım.
*********
Evden çıkarken telefonum çaldı, yakın arkadaşım Akasya arıyordu:
-"Alo, Asrın nerdesin?''
-"Şimdi çıktım evden, sen hazır mısın? Beş dakikaya kapındayım."
-"Tamam kuzum ben de ayakkabılarımı giyiyorum o zaman. Görüşürüz!"
-"Görüşürüz!"
Telefonu kapattıktan sonra arabayı çalıştırdım ve yola çıktım. Akasya ile evlerimiz yakın sayılırdı. O yüzden birbirimize gidip gelmemiz kolay oluyordu. Aslında aynı evde yaşamayı çok istemiştik ama Akasya sürpriz bir şekilde evlenme teklifi alıp ve nişanlanınca bizim hayaller de buhar olup uçtu ama yine de onun adına çok mutluydum. Nişanlısıyla tanışmıştık. Çok beyefendi biriydi ve Akasyayı da çok seviyordu.
Akasyayı görmemle düşüncelerimden sıyrıldım. Beni görmüş olacak ki arabaya doğru el sallamaya başladı. Yanına yaklaştım.
-"Ayy Asrişim yine çok güzel olmuşsun."
-"Teşekkür ederim Akasya ama sana kaç kere dedim bana Asriş deme diye." Gözlerimi devirdim.
"Zaten adım kısacık, birde Asriş diyorsun yahu. Sevmiyorum öyle vıcık vıcık, biliyorsun!" Dedim sitemle. Kıkırdadı.
-"Sinirlenince sen de çok tatlı oluyorsun Asriş ama ne yapıyım dayanamıyorum. Deyip kahkaha atınca kolunu cimcikledim."
-"Aahh. Kızım ne yapıyorsun ya canım acıdı. deyip kolunu ovalamaya başladı. Neyse tamam sustum, nereye gidiyoruz."
-"Geldik bile Akasya. Benimle uğraşacağına yola baksaydın eğer, fark ederdin. Dedim ve tekrar gözlerimi devirdim."
-"Tamam kızım ya. Diye sitem etti ve bu sefer gözlerini devirme sırası ondaydı."
Alışveriş merkezine girdik. Akasya'nın birkaç aya düğünü vardı ve ben tabi ki nedimesi olarak onunla çeyiz alışverişine gelmiştim. Aslında bildiğim kadarıyla çeyiz alışverişi erkek tarafıyla birlikte yapılıyordu ama Akasya yanında kimseyi istememişti. Biricik arkadaşım işine karışılmasından pek hoşlanmıyordu. Bana teklif ettiğinde de çok heyecanlanmıştım. Sonuçta insan kaç kere kız kardeşi gibi gördüğü birinin bohçasını hazırlar ki?
-"Ay Asrın şunların güzelliğine bak. Çok tatlı değiller mii?"
Elinde bana göstermek için salladığı şeyi görünce gözümü belerttim. Elinde koyu pembe tonunda olan bir gecelik vardı. Bakın ama sadece bir gecelik değil. Ultra seksi ve şeffaf bir gecelik! Fiyatına bakınca bir şok daha geçirdim. Çok pahalıydı. Üstelik kumaş olarak çok bir şey de kullanılmamıştı.
-"Bunun diğer yarısı nerede? Hem sen bununla üşürsün. Rahat da gözükmüyor. Nasıl uyuyacaksın bununla." Dedim
-"Uyumayacağım ki Asrın." Deyip öpücük attı.
Kaşlarımı çattım tam bir şey söyleyecektim ki Akasya çoktan aldıklarının parasını ödemişti. Yanıma geldi. Tekrar konuşmaya başladı.
-"Hadi Asrın daha çok işimiz var."
Akşama kadar bütün mağazaları gezdik. Akasya'nın bohçasını tamamlarken kendime de birkaç kıyafet almıştım. Yarın yeni işime başlıyordum ve tahmin edin kimin nerede? Akasya'nın müstakbel kocası Uygar Bolatlı'nın şirketinde. Aslında şirket tamamen Uygara ait değildi. Şirketi iki kardeş birlikte yönetiyorlardı. Uygar Bolatlı ve abisi Alar Bolatlı...
Aslında Bolatlı şirketinde çalışacak olmam biraz tesadüfi oldu. Hatta Akasya şirketin müstakbel nişanlısına ait olduğunu söyleyene kadar fark etmemiştim bile.
Akasya'nın cırlamasıyla ona döndüm.
-"Ayy aşkımm geldii."
-"Uygarın geleceğini bilmiyordum Akasya."
-"Söylemeyi unutmuşum. Buradan çıkışta yemeğe gideceğiz."
Uygar geldi, başıyla selam verdi. Akasya ona sarılırken ben de, hoş geldin demekle yetindim.
-"Hoş buldum. Ee kızlar ne yaptınız bütün gün. Gördüğüm kadarıyla alışveriş merkezinin altını üstüne getirmişsiniz."
Akasya heyecanla lafa atladı:
-"Ay aşkım neler aldım bir görsen." Deyip kıkırdamaya başlayınca öksürdüm.
-"Siz yemeğe gidecekmişsiniz, ben de gideyim artık sizi daha fazla tutmayayım."
Uygar:
-Asrın sen de bizimle gelsene. Senin için de değişiklik olur.
Biraz düşündüm sonra yarın işe başlayacağım aklıma geldi. Hem de yönetici asistanlığı pozisyonunda. Benim için stresli bir gün olacaktı. Malum ilk iş günü, tanımadığım insanlar, yeni ortam falan filan.
-"Çok güzel olurdu ama biliyorsun ki yarın iş başı yapacağım. Erkenden uyusam daha iyi olur benim için. Yine de bazik davetin için teşekkür ederim."
Uygar biraz düşündükten sonra bana hak vermiş olacak ki, onaylar gibi sesler çıkardıktan sonra, "Doğru haklısın, sen nasıl istersen." Dedi ve konuyu kapattı.
Onlarla vedalaştıktan sonra arabama bindim ve eve gittim. Evin kapısını kilitledikten sonra üst kattaki yatak odama çıktım. Eşyalarımı bıraktım ve odamda bulunan banyoya doğru yürüdüm. Küveti hazırladım ve içine girdim. Ben girdikten beş dakika sonra telefonuma mesaj geldi. Kimden geldiğine baktığımda şaşırmadım. Tabii de Akasya..!
Mesajı açtım:
Akasya: Kızım keşke sende gelseydin bizimle ya. Çok şey kaçırıyorsun şuan. 😊
Kaşlarımı çattım.
Asrın: Neden?
Akasya: Uygarın abisi de geldi yemeğe az önce. Alar Bolatlı Malum babaları vefat etmeden önce yurtdışındaydı o yüzden tanışamamıştık. Benimle tanışmak istemiş. Bir görsen taş taş hatta meteor: 😊
Evet sanırım bu kısmı atlamışım. Bolatlı şirketi iki kardeşe kalmadan önce Abidin Bolatlı tarafından yönetiliyordu. Aniden -kalp krizi- vefat edince, şirket doğal olarak Uygar ve Alar Bolatlı ya kaldı.
Asrın: Allah sahibine bağışlasın ne diyeyim. Ayrıca bildiğim kadarıyla bir nişanlın var ve yanında oturuyor. Bence sen dikkatini ona ver
Akasya: Ay saçmalama Asrın, ben senin için söylüyorum. Ben nişanlıma aşığım o konu tartışmaya kapalı. Bak, ben bile evleniyorum. Sen kuruyup kalacaksın.
Son cümlesine kaşlarımı çattım.
Asrın: Çok düşüncelisin ben kapatıyorum uyuyacağım: deyip telefonu kapattım.
Küvetten çıktıktan sonra bornozumu giyip yatağa uzandım. Aklıma Akasyanın dedikleri geldi. Alar Bolatlı... Kim olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu o yüzden ismini internette aratmaya karar verdim. Sonuçta patronum olacak biri hakkında önceden fikrim olsa iyi olurdu.
İnternette çıkan sonuçlara baktım:
Alar Bolatlı 29 yaşına yeni girmiş, gözde bekarlardan. Uygar Bolatlı ile arasında üç yaş var. Uygara dış görünüş olarak benzemekle beraber kişilik olarak çok zıtlar. Uygar daha sıcakkanlı ve cana yakın, Alar Bolatlı ise daha sert ve soğuk birisi gibi duruyordu. İkisi de esmerdi ama Alar ın sanki karanlık bir yanı var gibiydi. Bakışları çok keskin, ciddi ve kendinden ödün vermeyen bir tarafı vardı.
Vücuduna gelirsem eğer... Gözlerim fotoğraflarda biraz oyalandı.
Bu kasları yapmak için çok uğraşmış olmalı. Gayet fit duruyordu. Kollarında dövmeleri vardı ve bu onu daha çekici yapmiştı (opsiyonel). Kızların neden Alar Bolatlı diye yanıp tutuştuklarını anlamaya başlıyordum. Adam hem yakışıklı hem kaslı hem de zengindi. Üstelikte bekardı. Bu onu kadınların hedefi yapıyordu. Gerçi, belki de onun hedefi de buydu. 'Klasik erkekler' dedim içimden ve gözlerimi devirdim.
Biraz daha araştırma yaptıktan sonra uykumun geldiğini fark ettim ve telefonu kapatıp uykuya daldım. Malûm, yarın benim için zor bir gün olacaktı.
************************