İçeriğe geç

Asphodel

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Asphodel

Bölüm 1

KARANLIK

Gözlerimi açtığımda tek görebildiğim karanlıktı.

Soğuk bir rüzgar yüzüme doğru esip tüm tüylerimin diken diken olmasına ve uzun siyah saçlarımın savrulmasına sebep oldu.

Nerede olduğumu bilmiyordum , nasıl buraya geldiğimi de. Zihnim bomboştu. Geçmişte her ne yaşandıysa hatırlamak için kendimi zorlamaya çalıştım. Ancak bir sonuca varamadım.

Kalkmaya yeltendim , elimle etrafi kontrol edip zifiri karanlıkla ayağa kalktım. Tam o sırada gökyüzünden tıpkı kayan yıldız gibi bir şey geçti. O kadar parlaktı ki birkaç saniye de olsa içinde bulunduğum ortamı aydınlatmaya yetmişti.

Küçük bir odanın içindeydim tabi buna oda denirse. Çöküntüler içinde ve yarısı olmayan bu odada ne yapıyordum ki ben ?

O an aklıma dank etti. Ben kimdim ? İsmimi bile bilmiyorum. Tek hissedebildiğim güçlü bir hayatta kalma arzusuydu.

Etrafıma bakındım. Bu yıkıntının içinde daha fazla kalmak tehlikeli olabilir bu yüzden dışarı çıkmalıyım.

Ben tüm bu düşünceler ile boğuşurken ay yükselmiş ve ufak ufak etrafi aydınlatmaya başlamıştı bile. Yavaş ama emin adımlarla ilerledim. Bastığım yerlere dikkat etmem gerekiyor kayıp düşmek istemiyorum.

Odadan çıktığımda sadece benim bulunduğum evin değil tüm şehrin döküntülerden oluştuğunu farkettim. Evler yıkılmış ve yağmalanmıştı.

Ortalık sessizdi, yakınlarda benden başka birinin olup olmadığını merak ediyorum. Şehrin geniş ve boş sokaklarını üç beş sokak lambası aydınlatıyordu.

İçgüdüsel olarak ışığa yakın olmak istiyorum ama o ıssız şehre girme düşüncesi beni korkutuyor. Yinede gideceğim , yapacak başka bir şeyim yok zaten.

Toprak yoldan yürümeye başladım. Elimden geldiğince molozlara basmamaya çalışıyordum. Dengem hala tam olarak yerine gelmiş değil.

Oturup herşeyi derince düşünmek kafamı toplamak istiyorum. Hızlıca ilerlemeye devam ettim.

Sonunda bir sokak lambasının yanına gelebilmiştim.

Etrafım yıkık bina parçaları , demirler ve toz toprakla kaplıydı. Sokak lambasından süzülen cılız ışık ara sıra gidip geliyordu.

Aslında baya sinir bozucu.

Bir taşın üstündeki tozu silmeye çalıştım ancak muhtemelen yıllardır beklemiş ve adeta taşla bütün haline gelmişti.

Şu durumda en son düşüneceğim şey kirlenen kıyafetlerim olabilirdi. Oturup elimi çeneme dayadım. Uykum vardı , yorgun ve bitkin haldeydim.

Oturana kadar bunu farketmemiştim bile. Kafamı tekrar kaldırdığımda ayın neredeyse batmak üzere olduğunu farkettim. Güneşin doğuşunu izleyebilecektim.

Neden bilmiyorum ama içim bir anda umutla doldu. Pek uzun sürmemiş olsa gerek tekrar kendimi boşluk hissinde yapayalnız buldum.

Neler oluyor , neredeyim hiçbir fikrim yok. Beni merakla bekleyen bir ailem var mıydı? Yada arkadaşlarım.

Düşündükçe daha da kötüye gittiğimi farkettim, karamsar olmak için zamanım yok.

Yaklaşık 15 dakika boyunca kendi gölgeme baktım. Evet , bolca zamanım varmış. Ama daha fazla burada oturmak istemiyorum, tam kalıp gitmeye hazırlanacaktım ki bir kuşun kanat sesleriyle irkildim.

Bu ölü şehirde bir canlıyla karşılaşmak beklediğim son şeydi. Belki de hala yaşama dair birşeyler kalmıştır bu ölü şehirde.

Bu düşünce şehri gezmek için teşvik etmişti beni. Ayrıca içimdeki merak duygusu her geçen saat artıyordu.

Ayağa kalkıp oturduğum yerden ayrılmaya başladım.

Bir süre sadece yürüdüm. Şehrin iç kısımlarına doğru gittim , yıkık binaları inceledim. Hiçbir yaşam belirtisi veya ses olmadan yürümeye devam ettikçe tüylerimin ürperdiğini hissettim.

İçten içe birini bulmayı umdum. Herhangi biri...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.