Bu kez de yurt her tarafta zedelendi. Millet yeniden yorgun ve fakir durumda. Ve yeniden bir savaşa sürüklenmekte. Ama bu savaşta kan var kılıç yok, zırh var korunma yok. Kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşenler hiç kaçmamışlar; hâlâ varlar. 19 Nisan 2026 gününde, 19 Mayıs 1919 gününü andıran bir görüntü... Hayal edilen tedbirler mevcut, boyun eğmek kesintisiz.
Milletçe birlik olabilelim diye vicdanımıza bıraktığımız dinler de iyi niyetlerimiz gibi suistimal ediliyor. Asılların yerini farklılıklar aldı, farklılıklar asıl sanıldı. Aslımızı çoktan bir sandığa koyduk; bütün atalarımızı... Bu yurt uğruna canını feda etmiş bütün kahramanlarımızı birbirinden ayırdığımız an yaptık bunu.
Gençlerimiz, çocuklarımız öfkeyle doldurularak kendi yurduna örgütlenir, mecburi olarak can verir hâle geldi. Hatta devleti çökertmeye çalışır, bir yandan da illerde çetelere karışır hâle... Görünenin nasıl göründüğünü sorgulamaktan vazgeçtik. 'Görünen görünsün de nasıl görünürse görünsün' evresine takılıp kalmışız sanki. Aramızdaki sevgi ve saygıyı ellerimizden çekip almışlar. Hepimizin insan olduğunu unutmuş, bir cam olup kırılmışız; üstümüze basmışlar, tuzla buz olmuşuz. Birken iki, üç olmuşuz.
Oysaki biz halkız. Birbirimizin ayıplarını örtmek yerine o ayıpların kendisi olmuşuz. Örtümüz kesilmiş bizim. Gözyaşlarımız akamadan gözlerimize geri itilmiş. İçimizde daha fazla yağmur yağmamalı. Yağmayacak.