Hiç kimsenin hayatı toz pembe değildir. Olduğunu söyleyen varsa yalan söylüyordur. Şimdi bana soracak olursanız benim hayatım kap karanlık. Hani ışıklarını kapattığınız bir oda gibi. İçimdeki ışık söndü daha doğrusu söndürdüler..Umay!Başımı yavaşça kaldırdım ve önümde duran kimya hocasına baktım. Kendimi kısaca tanıtmam gerekirse ben Umay. Umay Kara. Şu an 10. Sınıf öğrencisiyim. Yani çok öğrenciye benzeyen bir yanım yok ama işte ne yaparsın eğitim şartları. Yavaşça doğruldum ve hocanın gözlerine baktım “Buyurun hocam ne vardı?” kimya hocası bana sorgulayan gözlerle baktı. “Burası bir okul Umay. Lütfen kafanı kaldır ve derse odaklan.” Boş gözlerle kimya hocasını arkasını dönüp gitmesini izledim. Oflayarak arkama yaslandım ve zorlukla dersi dinlemeye başladım Teneffüs zilli sonunda çalmıştı. Hızlıca çantamı ve kulaklığımı alıp sınıftan çıktım. Kulaklığımı taktım ve telefonumdan çalma listemden öylesine bir şarkı açtım. Mevsim rüzgarları ne zaman eserse O zaman hatırlarım Çocukluk rüyalarım Şeytan uçurmalarım Şarkıyı mırıldanırken sonunda koridorun sonundaki kütüphaneye ulaşmıştım. İçeriye girdim. Her yer bom boştu tabi bu aptal okulda hiçbir zeki öğrenci olmadığı için bu çok şaşırtıcı değildi. En arada uzun olan masanın köşesine oturup çantamdan okuma kitabımı çıkardım. İşte sonunda günün en huzurlu kısmı. Bir saat sonra kafamı yavaşça okuduğum kitaptan ayırdım ve esnedim. Yavaşça ayağa kalktım ve kütüphanenin köşesindeki kahve otomatımdan kahve almaya karar verdim birkaç adım attıktan sonra bir anda yükselen bir gürültü ile yerimden sıçradım “Kim var orada!” Koşarak sesin geldiği yöne gittim ve karşılaştığım manzara beni gülme krizine sokmaya yeterde artardı dua etsin ki gülmeyi seven bir insan değilim. “Hey! Orda boş boş bakmak yerine yardım mı etsen” Önümdeki manzarayı anlatmam gerekirse Eee karşımda yerde yapışmış üstünde milyon adet kitap bulunan biri duruyordu “Eee yardım etsene kızım!” kendime gelip yavaşça çocuğa ilerledim “Sebep?” çocuk bana garip gözlerle baktı. “Ne demek sebep! Eziliyorum burada bundan iyi sebep mi olur?” Eğilip kitapları üzerinden toplamaya başladım “Sağol” Çocuk doğrulup önümde dikildi. Kitapları topladıktan sonra ayağa kalktım. Anam kalkmaz olaydım. Önümde duran çocuk ile benim aramda yaklaşık on santim vardır şakasız söylüyorum bunu. Çocuk bana bakarak dudaklarını yukarı kıvırdı “bu arada benim adım Ayaz. Ayaz Eser.” Başımı salladım. “Ben de Umay. Umay Kara” yavaşça eğildi ve yanda duran elimi tuttu ardından elimin üstüne dudaklarını değdirdi “Memnun oldum…” hızlı bir şekilde elimi çektim. “Höst! Ağır ol!” Ayazın dudaklarının kenarı yavaşça kıvrıldı. “Sanki bir tık asabiyiz?” Kaşlarımı çatarak ayaza baktım asabi mi hah! “Bir kere ben asabi değilim!” Bu dediğim ayazı güldürmüştü. Başını iki yana salladı ve bana baktı. “Tabi ben de öyle düşünmüştüm Küçük Şeytan..” Donup kaldım. Küçük Şeytan mı?! “Bir dakika sen az önce bana ne- “Etrafa baktığımda ayazın gittiğini görmüştüm. Aşağılık Herif!
Bölüm 1
İki Yabancı
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.