"Bu nasıl bir hiss? Heyecan mı? Adrenalin mi? Sevinçli olmak mı? Galiba hayatda hissettiren ilk ve son umut."- Aynen bende de böyle başladı bu uzun çizgi. Hikâyeni anlatmağa başlayalım.
Anne babamın seçtiği üniversitenin istenilen bölümünde, kendimi kandırarak, bu tam benim hayalimdeki dönem dediğim bir yıl sanki kaplumbağa yürüyüşü gibi sürükleyici ilerleyerek son buldu. Bunaldım ve artık psikoloji okumak kararı aldım. Ve evet, o klasik türk ailelerindeki dinsel baskıya sahip anne babama, "başka ülkeye gideceğim, sizin hiç anlamadığınız, yararsız bulduğunuz bir bölüm okuyacağım!" diyerek. Uzun ve inanılmaz travmatik süreç sonu başardım.
Artık kendi apartım, kendi düzenim ve istediğim bölüm...
Bence bundan daha iyi bir olay gerçekleşemez. Kendimi keşfetmek istiyorum artık, kendimle ben ve yalnız ben çok gurur duyuyorum.
Başka ülkede okuduğum için belgesel işler ve kayıt işlemleriyle ilgili hiçbir bir fikrim yoktu. Ta ki bir uzun boylu, iyi biri gibi görünen birinin yardıma ihtiyacım olduğunu anlayıp, "Yabancı Öğrenci İşleri"
binasının kolidorunda, konuştuğum dilden kendi ülkesinin vatandaşı olduğumu da farkedip elini uzatmasıyla. Zaten kardeş ülkeme gelmiştim ve burada sayısız aynı yerden geldiğimizle ortak yönümüz olan insanlar vardı. Bundan dolayı yardımı iki elimle kendime çektim ve üniversitede ders kayıtların ve b. hall edildi. Ama sonunda toksik biri olduğunu kanıtlayıp sonra da yardımı da "aşkla" sonuçlanır diye yapan ve düşünen biri olduğunu kanıtlayınca buna dur dedim. Klasik, bir cümleyle ona da güle güle dedikten sonra hiçbir tanıdık kalmamıştı. Bende bu yalnızlığa bir tanışma grubuyla son veririm diye iki kişiyle tanıştım, ve çocukluk arkadaşıymıslar. Beni kendine bir bay arayan kız olarak noktaladılar. Bu da azmış gibi yardım eli uzatan ilk anonim kişi burada olan çok insana benim onun sevgilisi oldugumu söylediğinden tam saçma durum içerisinde uzun zaman yüzmeye devam ettim.
Biraz hoşlandığım o kişi beni kahve içmek için tam yağmurlu havada kafeye davet edince, hiçbir şeyden habersiz mutlu olarak gitmiştim. Ama amaç o bile değilmiş. Beni araştırmış, kimler ne konuşuyor, hatta hangi şirketle bağlantılı olup üniversite için buraya geldiğimi de baya çaba sarfedip öğrenmiş. Bunu da aşağılayarak ve yüzüme sigarasını üfleyerek keyifle vurmayı başardı.
Durumumu ve neyin nasıl olduğuna anlatıp ondan özürlü ve çok pişmanlık hissettiren sözlerini aldıktan sonra evime gitmem gerekiyordu.
Ancak saati unutmuş, son tramvayı da kaçırmıştım. Pff çok saçmaydı. Yolu bile bilmiyordum ama kendim giderim gururuyla onu itiyordum. Aynen, işe yaramadı ve Arif beni evime götürmekle sohbetimiz uzadı. Hemde uzak yaşadığım için 1 saatten fazla... Bu gün için çok karmaşık hissler geçirdim. Çünkü çokta garip bir hikâyenin içerisinde hissediyordum. Bazen, anne babamdan uzaklaşınca kötü huyluluğa geçtim gibi de hissediyordum malesef.
Bir iki gün az-çok yazışma yoluyla konuştuk. Bu dönem yagmurlu günde incecik giydiği için hastalanmayı da başardı. Yinede o kadar yol gelip, 15 dakika beni görmek için beni "aşağı in" diye yanına davet etti. Mutluydum ama neden?! Neyse ya diyerek aşağıya indim ve biraz konuştuk. Bu konuşmada da üniversiteden etkinlik bileti aldığımı ve bir klubde olucağını paylaştım. Tabii ki, yeri ve zamanı sordu. Merkezde yaşadığı için onun evine tam 10 dakika civarı yolda yerleştiğini anladık. Böylece Arif bana, "sana konum atarım oraya gelir anahtarları alır beni evimde beklersin. Ben de seni işim bitince gelip, evine götürürüm." - diyince galiba okay desem mi sorgulayarak, bakarız cevabı verdim ve buluşmamızı noktaladık.
Etkinliğe kalan son 3-4 gün gibi süreçte de hasta olduğu için araşıp, nasılmış diye boş merakımla gün boyu konuşur, işe de ara verip kendine gelmesi için onu ikna etmeyi de başarmıştım. 2-3 haftalık tanıdığım bir insanı bu kadar umursamamalıydım. Tıpkı annelik yapıyordum. Yemek yesin, kendine iyi baksın diye hep hatırlatma yapıyor onunla ilgileniyor gibi. Böylece o gün gelmişti. Seçtiğim en uygun etkinlik için aldığım elbiseni üzerime giydim. Oraya gruptan bir kız ve erkekle gidecektik. Makyajımı ve saçlarımı yaptıktan ve son kez aynaya bakıp kontrol ettikten sonra, çocuklarla buluştuk ve tramvaya bindik. Klasik öğrenci ekonomi sorunu... Yolda heyecanla yeri konuşup, nasıl eğleneceğimizi konuşuyor, kahkahalar atıyorduk. Ben bile çok mutluydum. Bu gün sonunda beni eve bırakan kişiyi bile heyecandan unutmuştum.
Mekana vardık. İlk kez klübe geliyordum. Elimize bir bant taktılar ve üst kata, etkinlik katına çıktık. Aşırı sesli, sigara içiliyor, biletimizde bulunan alkollü kokteyller içiliyordu. Ben tabii ki içmeyecektim. Hem hiçbir bir zaman içmediğimden, hem de çok ta tanımadığım insanlar eşliğinde böyleydi hata yapamam düşüncesiyle. İlk güzelce dans ettik, yanındaki kız baya kendini kaybetti, benim içeceğimi de içmeye karar verince daha da kötü hal alıyordu. Orada bulunan erkeklerden biri gelip sormadan elimden tuttu ve kendine çekip dans şeye zorluyordu. Artık burası o kadar da eğlenceli değildi galiba. Onu reddetmeyi başardıktan sonra benimle gelen kız, (ne yaptığını anlamıyordu diye yorumluyorum) beni de satın alınan alkol içmeye zorlamağa başladı. İstemeyince itmeye çalıştım ve evet üzerime de dökmeyi başardım. Kendimi sakin tutmaya çalışarak lavaboya gittim ve suyla az çok temizlik yaptıktan sonra yavaştan gitmeye karar verdim. Çıkınca tam lavabo kapısında biri "instagram versene ya, sonra konuşur buluşuruz." diye boşboğazlık yapıyordu. Neyseki güvenlik farketti ve rahatsız eden kişileri göster sonra git dedi. Öylece onları kovdular. Bende çıkmam gerektiğinden, bu alkollü insanlar kızar ve zarar verer diye korkmaya başladım. Aklıma sizce kim geldi ? Tabii ki, Arif. Onu hemen aradım ve kendisi işten olduğundan arkadaşını beni alması için gönderdi ve o da hemen gelip beni eve götürdü. Aynen, evine gittim, çünkü korkudan aklıma daha güvenli hiçbir şey gelmemişti. Arkadaşı bana çay demleyip, kurabiye tabağıyla sundu ve kendisinin Arifin yanına gittiğini, bir şey olursa hemen aramam gerektiğini söyledi. Evde yalnızdım. Çok yorgun, korkmuş ve açtım. Kurabiyelerden alıp, sevmesemde çaydan yudumladım. Sonra da elime telefonumu alıp video izlememin zamanı hızzlandıracağına inandım. Sonra ne mi oldu?! Gözlerimi açtım ve...