Şarkı :ben daha küçüğüm
İstgram:@penumbra36
@avin.elif
~~~~İYİ OKUMALAR~~~~~
Ayşe yatağında bir o yana bir öbür ana dört dönüyordu aslında uykusu gelmiyor değildi ama başı o kadar çok kaşınıyordu ki onu uyutmayacak raddeye gelmişti .
Başında gezinen böcekleri hissetmiyor değildi lakin yapabilecek pek birşeyi yoktu enson aklına geçen çamaşır yıkamak için gittiği derenin başında komşunun küçüldü diye almaya tenezül etmediği sabun geldi.
Oysaki Ayşe küçücük sabun parçasına gördüğünde en az altın görmüş gibi sevinmişti gene içine sinmemiş.
"Abla sabunu unuttun "
Diye söylemişti kadına kadın buna rağmen burnunu havaya dikip
"Ne yapayım küçücük sabunu at gitsin"
O an kızın için burkuldu .
Hayat işte tok açın halinden anlamaz misali sakladığı sabunu çıkarıp hemen gizlice mutfaktan çıkıp kimseye gözükmeden güya kömürlük olan ama asla kömür bulunmayan harabeye gitti fareler Fink atıyordu burda..
Ayşe onlara alışmıştı anası ceza olsun diye az kilitlememişti onu buraya dost olmuşlardı bir süre sonra onlarla ne o karışıyor ne küçük hayvanlar annesinin aksine zarar veriyordu küçük kıza.
Ona göre hayvanlar insanlardan daha zararsız küçücük kalbi bile bunu anlamıştı .
Etrafına bakıp eski komşunun inek için doldurduğu eski leğeni bulup içine oturup sessizce buz gibi suyla başını yıkadı .
Üşüyen bedeninden çok kalbiydi
Sevgiye hasret kalbiydi başkasının ailesini gördükçe kalbinde buzdan kuleler inşa ediliyordu.
Ay başı olacaktı bu sefer nerden eski püskü bir bez bulacağının derdine düştü annesinin umrunda değildi ona kalsa ölse kurtulmuş olurdu Ayşe'den.
Dona dona yatağına girdi Ayşe. Tek derdi biraz ısınmak ellerini bir birine sürttü ama ne fayda ısınamıyordu bir türlü ince bir örtü üstünde yırtık pırtık bir battaniye onu ısıtmıyordu ta ki titreye ,titreye yorgunluktan artık gözleri kapanana kadar dayana bildi.
🍂🍁🍂🍁🍂🍁🍂🍁🍂🍁🍂🍁
SABAH
Ayşe ateşler içinde yanıyordu ama kalkıp tarlaya gitmesi gerekiyordu hiç değilse ordan kazandığıyla biraz un alır bi iki ekmek biraz çorba yapardı belki.
Ama kalkacak gücü yoktu üşüyordu aynı zamanda teni alev içinde kavruluyordu.
"Allah'ım bana yardım bana kalkmam için güç ver başka çarem yok."
Kalkmaktan başka bir çaresi yoktu hasta diye ona bir tas çorba yapacak gelip baş ucunda duracak bir annesi sözde vardı ama sözdeydi Sadece bir çok insan anne olmayı beceremezdi.
Yarı emekleye yarı tutunarak yataktan kalkıp yürüye bildi.
Çıkmadan annesini gördü belki dedi belki bu sefer vicdana gelir çokmu zor biraz sevgi kırıntısı görmek ama olmadı .
Annesi gelip kolunu sıkıp hesap sordu.
"Kız Allah'ın cezası daha evdesin
niye tarlaya gitmedin saat kaç oldu "
Boğazı o kadar çok ağrıyordu ki nefesi yetmiyordu konuşmaya .
"Ana ben hastayım gitmesem bu gün yemin ederim yarın gitmemezlik etmem"
Kızın kolunu tuttuğu gibi kapıya itekledi.
"Gitmede aç kalalım mı istiyorsun ha istersen geber ama bu gün yömiyeni almadan gelme "
Kızın başı döner gibi oldu ama tutundu bu ara daha sıklaşmaya başladı bu baş dönmeleri.
"Ana canım yanıyor görmüyor musun ?"
Kadın kızını kaileye bile almadan.
"En kötü geberirsin bende senden kurtulurum"
Kız titreyen büzüşen dudaklarıyla .
"İnşallah ana inşallah "
🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋
Kız tarlaya varmıştı geç gelsede
çavuş kızı bilip acıdığı için sesini çıkarmadı.
Kız elide çapası yorgun bedeni yaralı yüreğiyle kendine
Hadi Ayşe belli etme hastalandığı tutmazlar .
Teserli verip zor bela işini yapıyordu.
Hep ilk başa çıkan o bugün sonda kaldı kimse acıyıp yardımda etmemişti oysa o hep kim sıkışırsa yardım ederdi çavuş kızmasın diye başı döner gibi oldu ama devam etti bir süre sonra yorgun gözleri toprakla otları ayırmaz oldu.
🍂🍁🍂🍁🍂🍁🍂🍁🍂🍁🍂🍁
Aziz AĞA'DAN
Bu gün babamın işi olduğu için tarlaları kontrole ben gitcektim o kadar işin arasında bide bu çıkmıştı .
Tarlaya vardığımda herkes beni görünce daha hırslı çalışmaya başlamıştı bazı kızlar hem benle bakışmaya çalışıp hem gözüme girmek için herkesi geçmeye çalışıyorlardı en arkalarında biri kalmıştı iki çalışıyor bir duruyordu ama sima hiç yabancı gelmiyordu nedense o bir yana daha çocuk gibi duruyordu kaç kez demiştim çocuk işçi istemiyorum diye ihtiyacı olanlar birzat ilgilenin diye kahyayı yanına çağırıp.
"sor çavuşa bu çocuk daha niye çalıştırıyor kaç kez dedimbu tarlada çocuk çalışmıyacak diye ille iştenmi atmam lazım"
Kahya korkuyla ordan uzaklaştı yine o tarafa baktığında kız yere oturmuştu ellerini başının arasına almıştı pek iyi gözükmüyordu yüreğine ansızın bir sızı düştü .
Bir hışımla oraya doğru gitti kız yerde oturmuş başını çapaya dayamış titriyordu.
Aziz ağa'dan
"hiştt çocuk neyin var"
birden kız başı ellerimin arasına düştü ama sanki tenime kızgın şiş dayamışsın gibi bir ısı hissettim bi elimle onu dengede tutmaya çalışırken diğer elimi anlına koyup ateşini kontrol ettim kız cayır cayır yanıyordu.
"kahyaaaa arabayı hazırla"
Diye bağırdım sesimle herkes bu tarafa dönmüştü kızı kucağıma aldığım gibi arabaya doğru gittim onu arkaya yerleştirip ön tarafa bindim kahya hemen yanıma geçti arabayı nasıl sürdüm hastaneye yetiştik bilmiyordum .
"Beyim yavaşla istersen kaza yapacağız yoksa Allah korusun "
"Başlatma kazana kızı bu halde nasıl çalıştırırsınız"
"Beyim bilmiyorduk beyim"
Hırsla elimi direksiyona vurdum
"Nasıl bilmiyorduk kızın hali on metre öteden anlaşılıyor size de sizi yanımda tutan aklımda tüküreyim"
🦋🍂🦋🍂🦋🍂🦋🍂🦋🍂🦋🍂
Yazar anlatımı:
Kucağında küçük kız hastaneye doğru hızla koşturdu.
"doktorrr"
Aziz ağanın bağırmasıyla herkes o tarafa doğru geldi.
"ne oldu neyi var"
bana mı soruyordu bilsem niye getireyim diye geçirdi içinden
"bilmiyorum tarlada bayıldı birden"
onu sedyeye koyup içeri aldılar ...
Kaç saattir kızı içeri almışlardı kimse birşey demiyordu kafayı yicektim resmen kapının önünde volta atmaktan ayağım sızlıyordu artık .
sonunda doktor çıktı beni öldürecekmiş gibi bakıyordu.
" neyi var doktor iyimi "
Ellerini önlüğünün cebine koyup
"siz hastanın neyi oluyorsunuz"
Derin nefes alıp
"tanımıyorum tarlada çalışırken bayıldı birden"
Doktor sinirle bana bakıp
"çocuğun tarlarda ne işi var"
Ben çocuğu soruyorum o ifademi alıyor.
"uzatma artık doktor kızın neyi var"
"Soruyorsunuz birde Allah aşkına kız kaç gündür ve daha ciddi bir durum daha var"
ne diyordu bu adam ne demek aç
"o ne demek doktor "dedim.
"Açlıktan bünyesi zayıflamış sadece o kadar değil çok fazla soğuğa maruz kalmışki ciğerleri bu yüzden zatürreye dönmüş "
Yazık daha çok acıdım şimdi kıza
" tamam doktor sen gerekeni söyle biz onu yapalım "
Doktorun şimdi yüzünde tebessüm oluştu.
"bir kaç gün burda kalacak o zamana kadar ilaçları tehmin edelim bü süre zarfında bir kaç test daha yapılması gerek"
Doktor gittikten sonra kahyanın yanına gittim
"bu reçeteyi al ne yazıyorsa hepsini al eczaneden sonra kızın ailesine haber et"
Kahya başını sallayıp reçetede ki ilaçları almaya gitti o gittikten sonra küçük kızı kontrol etmek için odaya girdim.
Odaya girdiğimde yüzü ateşinden dolayı kızarmış minicik kalmıştı yatakta yanına yaklaşıp dikkatlice bakıtığımda geçen çeşme başında papucu yırtıldı diye ağlayan kız olduğunu fark etmemle açıkçası şaşırdım bu ara sürekli bu kızla denk geliyordum.
Aziz bilmiyordu ki yatakta yatan kızın aslında karısı olacağını.
Kızın saçlarını okşayıp.
"nasıl böyle hasta oldun küçük".
o sırada kahya kapıyı çaldı
"gel kahya "
Kapıyı açıp başı önde ilaç poşetini elime verdi
"getirdim beyim başka birşey varmı"
Elinden alıp kızın baş ucuna koydum
"sen bir bak kimdir kimin nesidir öğren"
Adam iyi kötü öğrenmişti geçen hanımı göndermişti babasıyla konuşmaya hanımının korkusuyla söyleyip söylememek arasında kaldı.
"tamam beyim isterseniz siz konağa gidin ben kalırım hem hanımağamda merak etmiştir sizi."
🍂🦋🍂🍂🦋🍂🦋🍂🦋🍂🦋
Yazardan:
Doğru söylüyordu daha yapılacak bir sürü iş evrak beni bekliyordu ama gitmekte içime sinmiyordu bir yandan.
"tamam hem gidip üstümü değiştireyim yarın sabah erkenden uğrarım"son kez kıza bakıp kalktım.
Yolda konağa giderken bile aklım hala o küçük kızdaydı.
Konağa geldiğimde bugün ne kadar yorulduğumu yeni farkına varıyordum merdivenleri çıkarken Fatma abla üst katlardan iniyordu.
"hoş geldin beyim hanımımda seni bekliyordu"
Yine evlen muhabbetiydi kesin.
"tamam abla sen bana yiyecek bir şeyler hazırlayıp odama gönder".
Salona geldiğim annem oturmuş kara kara düşünüyordu Allah bilir ne planlar yapıyordu kendince.
" ne oldu beni çağırmışsın Xece hanım"
Başını salayıp bana döndü
"aslında sende seni niye çağırdığımı biliyorsun uzatmaya gerek yok oğlum"
Bende hemen yan taraftaki koltuğa oturdum bilmezmiyim ahh Allah bilir kimi gene buldu.
"bak Xece hanım elli kez dedim evlenmek istemiyorum diye neden anlamıyorsun"
" Sende bunu anlamıyorsun babandan sonra aşiretimizin başına sen geçeceksin herkes senin evlenmeni bekliyor bütün kuzenlerin evlendi bi sen kaldın Filizin oğlu üçüncüye evleniyor sen daha evlenmem diyorsun."
Pisliğin tekiyle kıyaslanmak zoruma gitti doğrusu.
"O şerefsizi anma akşam akşam Elif'e çektirdikleri duymayan mı kaldı en son elimde kalacak"
"Filiz her yerde senin evlenmenin sebebini başka bir şeye yorumluyor "
"olmaz dedim ana konu kapandı"
bana baktı ve bu bakış hiç hoşuma gitmedi bile.
"kararı aldık babanada söyledim hem kız tarafına da çoktan haber yolladık bu saatten sonra Xece hanımağa sözünden döndü dedirtmem"
Kafayı sıyıracaktım artık ne demek haber verdik evlenen ben ama karar veren olan onlardı hayatı ben değil sanki onlar yaşayacaktı.
"bana söylemeden nasıl böyle birşey yaparsınız hem haber verdik ne demekkk kafayımı yediniz siz "
Söylediklerim umrunda değil gibiydi.
"bağırma geç otur şuraya bütün çalışanlar sesini duyuyor niye bu kadar dert ediyorsun bu gün tanışmışsın zaten müstakbel karınla "
Ne tanışmasından bahsediyordu.
"ben kimseyle tanışmadım ne saçmalıyorsun" .
" bu gün tarlada bayılmış ya heyecandan olsa gerek".
Artık sinirden vücudum titriyordu ne demek heyecandan
"sakın bana o küçücük kız deme sakın ana."
" gözüme meydan okurcasına baktı".
"ta kendisi"
masanın üstündeki vazoyu yere fırlattım sinirden ...
"ya siz kafayı mı yediniz çocuk daha o çocuk iki gün önce papucu yırtıldı diye ağlayan kızı gelmiş bana koynuna al diyorsunuz o yetmezmiş gibi bide çocuk yap diyorsunuz çocukla çocuk mu yapılır Allah aşkına"
bütün konak sesiyle yankılanıyordu
Xece hanım sürmeli gözlerini oğluna dikti.
"valla onu bunu bilmem evleneceksin o kızla hem küçükse ne olmuş baktın bir kaç ay olmuyor alırsın yeni bir kadın koynuna halin kuvvetin yerinde çok şükür sana kadın mı yok?"
Aziz sakin olmaya çalıştıkça Xece hanım üstüne daha çok geliyordu
Oyuncak beğenmez gibi kadın mı değiştirecekti bu safi saçmalıktı kadınların hayatları bu kadar basit olmamalıydı.
"hem sen olmasan amcanın oğlu istiyor babası kızını yamamak için zengin bir kapı arıyor"
"Tek bir amcasının oğlu vardı "
Bunada imkan vermek istemiyordu.
Annesinin üçüncüyü alacak lafı aklına gelince.
İşte şimdi sinirleri tepesine çıktı amcasının oğlu kırk yaşındaydı iki karısı vardı yetmezmiş gibi küçük kızamı gözüne dikmişti.
"Lan ne demek çocuk lan o o şerefsizle bir mi ?"
zalimin tekiydi Yusuf olacak kuzeni hem o acımazdı garibanaher gadarlığı yapardı bir gecede almıştı gariban Elif'in tüm umutları çolak rahimli gelini diye söyletmişlerdi onun için.
Düşündü bir süre Elif'i kurtaramadı ama bu kızı kurtara bilirdi evlense hiç değilse kız rahat ederdi yanında alır elini sürmezdi okutur büyütürdü sonra boşanırlardı kıza güzel bir hayat sunardı hiç değilse .
Zaten halindende belliydi ailesinden eziyet gördüğü öyle olmasa amcasının oğluna vermeye razı gelirler miydi
Çaresizce yüzünü sıvazladı.
" tamam istediğin gibi olsun. "
Xece hanım istediğini almıştı artık keyfine diyecek yoktu
"kızlar bana keyif kahvemi getirin"
NOT: Kitaplar silindi tekrar yazmaya çalışıyorum.