İçeriğe geç

Aşkın Modası

Bölüm 8 · 8 dk okuma

Aşkın Modası

Bölüm 8

7. bölüm

Günaydın

Saat:09.00

Kalktım ve lavoboya gittim. Sıla halâ uyuyordu. Balkona çıktım temiz hava ne kadar güzeldi. Bir kahve yaptım kendime oturdum ve kahvemi içtim. Kendimle baş başa kalmaya ihtiyacım varmış. Biraz kitap okudum ve sosyal medyada gezindim.

Sıla: Günaydın

- Uyandın mı

Sıla: Evet kahvaltıya mı insek

- Olur hadi inelim

Giyindik ve erkeklerin kapısını çaldım.

Demir: Hoşgeldiniz

- Kahvaltıya inelim hadi

Ömer: Geliyoruz

Sıla: Kızlar da geliyor

Hep birlikte aşağıya indik ve güzel bir kahvaltı yaptık.

Kahraman: Güzel bir gün

- Evet katılıyorum.

Efsun: Ne diyeceğim yarın at çiftliğine mi gitsek

Demir: Harika fikir

- Banada uyar

Herkes onayladı yarın at çiftliğine gidiyorduk.

- Hadi hazırlanalım bir saate bizim kapının önünde buluşuyoruz.

Gülin: Tamamdır

Odaya çıktık.

Hava o kadar güzelki beyaz pembe çiçekli elbisemi giyme kararı aldım saçlarımı düzlestirdim ve çok güzel bir makyaj yaptım

Sıla: çok güzelsin

- Ah teşekkür ederim

Sıla: Hadi gidelim

Kapının önüne çıktık

- Herkes hazırsa gidiyoruz

Ömer: Kadro tam Duygu sabah erkenden gitmişti zaten.

Saat:12.00

Hep birlikte gelen araca bindik ve şirkete gittik.

Şirketin önünde barışı gördük

Barış: Hoşgeldiniz çocuklar hadi gelin çıkarayım sizi yukarı

Yukarı çıkmaya başladık Barış ve ben önden gerisi arkadan geliyordu

Barış: Şirketi beğendin mi

- Evet çok güzel

Barış: Akşam planın var mı

- Şimdilik yok

Barış: o zaman plan yapma akşam benimlesin

- Ne yapacağız

Barış: Sürpriz

- Peki

Toplantı odasına girdik.

Caner: Gelin çocuklar oturun bakalım günaydın bu arada - Günaydın Caner bey

Caner: Harika bir iş başardık çok olumlu dönüşler aldım aferin size kıyafetlerin satışı en kısa sürede başlar. Love my stil kısa zamanda satış rekoru kıracak.

Sıla: Bu harika bir haber

- Evet çok güzel bir haber

Barış yanımda oturuyordu. Kulağıma eğildi

Barış: Tebrik ederim güzel olduğun kadar başarılısın da

- Teşekkür ederim

Kenan: Arkadaşlar biz Caner bey ile oturduk konuştuk. Caner Bey bu ekibi çok beğendi. O yüzden Kahraman Efsun ve Ömer sizlerde isterseniz sizi kendi şirketime almak istiyorum. Patronunuzla bizzat Caner bey konuşacak

Kahraman: Ben çok isterim

Efsun: Yani fena olmayabilir bilemiyorum kararsızım

Ömer: Olur benlik sıkıntı yok

Kenan: Tamam siz düşünün son gün tekrar toplantı yapılacak o zaman karar verirsiniz.

Toplantı bir saat kadar sürdü

Caner: Tamam çocuklar çıkabilirsiniz toplantı bitti.

Hep birlikte çıktık.

Saat: 14.00

Barış: Akşam 19.00 uyar mı

- Olur ama nereye gideceğiz ona göre giyineyim

Barış: Eğlenceli bir yere spor giyinebilirsin

- Tamam o zaman

Otele döndük.

Kahraman: Havuza ne dersiniz

Sıla: Harika olur

Demir: Akşam bir yerlere mi gitsek

- Ben gelemem

Demir: Neden

- Ufak bir planım var da

Sıla yanıma geldi

Sıla: ne planı

Sessizce Sıla'nın kulağına yaklaştım

- Barış beni bir yere götürecek

Sıla: Ne nereye

- Eğlenceli bir yere dedi

Sıla: Kombin yapalım o zaman havuza gitmeyelim

- Gidelim ya biraz stres atarız

Sıla: Hadi gidelim havuza

- Hep birlikte Havuza gittik. İki saat kadar orada oyalandık. Çok iyi geldi oradan çıktıktan sonra odamıza geldik. Duşa girdim sonrada ne giyeceğime karar verdik.

- Bence disko değildir ya spor giyinebilirsin dedi

Sıla: Bende öyle düşünüyorum

Sıla: Bu bol siyah pantolon üstüne de şu crop tarzı kahve bluz üstüne de şu krem eisonhower ceket harika oldu. Beyaz da spor ayakkabı müthiş.

Saat: 18.30

Saçlarını da hafif dalgalı yapalım

Saçlarıma hafif bukleler yaptık hafifte bir makyaj

Bilinmeyen numara

Aşağıdayım bekliyorum.

-Barış mesaj attı numaramı nerden buldu

Sıla: Gruptan bulmuştur bak ne diyeceğim barışı at çiftliğine davet et

- Olur güzel fikir ben gittim şans dile

Sıla: Hayırlısıyla git gel güzelim görüşürüz haberdar et beni

- Tamam canım

Odadan çıktım ve koridorda Demir'i gördüm

- Merhaba Demir

Demir: Nereye böyle

- Bir buluşmam varda görüşürüz

Demir: Görüşürüz

Aşağı indim ve arabaya bindim

- Bekletmedim değil mi

Barış: yok hayır sen bekletsen de ben beklerim zaten

- Çok tatlısın

Barış: Tatlı mıyım gerçekten

- Öhöm evet biraz

Barış: biraz hmm peki ahahah

- Ahahaha

Barış: İlk olarak bir şeyler yiyelim çok güzel bir köfteci var sahil kenarında ne dersin

- Olur ben bayılırım

İlk buluşmamızda köfteciye gidiyoruz enterasana ileride çocuklarımıza anlatırım ahahaha

ay ne oluyor yasemin kendine gel çocuk falan

- İç ses fazla kaptırdım kendimi taman iyiyim.

Vee geldik

Arabadan indik köfteciye sipariş verdik ve masaya oturduk

Barış: Antalya'yı seviyor musun

- Çok seviyorum sen buralı mısın

Barış: Evet ama çocukluğum burada geçti gençliğim İstanbul'da geçti

- Hm anladım benim çocukluğumda gençliğim de Muğla'da geçti İstanbul'a neden gittin

Barış: Ailevi meseleler

Sesi hüzünlü geldi

- Yanlış bir şey mi sordum

Barış: Yok hayır senin hatan değil babam beni hiç sevmezdi o yüzden İstanbul'a gönderdi orada okudum. Annemde yanımda geldi orada yaşadık bir süre

Elini tuttum

- ne güzel okumuşsun iyi yerlere gelmişsin. Annen nerede şimdi

Barış: Mersin'de yaşıyor. Teyzemlerin yanında Sık sık gidiyorum yanına. Peki sen senin ailen

- Benimki de pek farklı sayılmaz. Babamın pisikolijik sıkıntıları vardı tedavi görüyordu arada atakları tutuyordu ben küçükken anneme çok şiddet uygulardı ama Allah var bana bir kere vurmadı. Annemi hayattan bezdirmişti annem öldürecek bu adam beni derdi büyüyünce idrak ettim beş yaşındaydım nerden bilebilirdimki ölmenin ne olduğunu. Babam annemi öldürmüş kendi de intihar etmiş bir başıma kalmışım annem nerede diye sorduğumda melek oldu demişlerdi ne demek bilmiyordum ki ben hep melek annem diye andım onu babamı bilmiyorum hakkında ne düşünmem gerek bilmiyorum. Belki de hasta olmasa yapmazdı beni babaannem büyüttü onu da iki yıl önce kaybettim anlayacağın kimim kimsem yok böyle yaşayıp gidiyorum. Tek varlığım arkadaşlarım özellikle de Sıla ve ailesi bana çok destek çıkıyorlar kendi ailem gibiler. Birde Ayşen teyze var komşum. Bir de öğretmenim var çok sevdiğim ablam gibidir

Barışın gözlerinden yaşlar akıyordu tabi ben bunları anlatırken ağlıyor gibiydim. Göz yaşlarımı sildi bende onunkileri sildim

Barış: Ne diyeceğimi bilemiyorum keşke o zamanlar yani çocukken tanışıyor olsaydık hep senin yanında olurdum sana destek olurdum birlikte oyun oynardık.

- Keşke...

Garson: Köfteler geldi

Barış: Sağol kardeşim. Yasemin artık üzülmek yok özellikle bugün hiç üzülmek yok tamam mı senin bu acılarını hafifletmek için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım

- Ben de senin yanındayım

Barış: Hadi bakalım ye yemeğini çok eğleneceğiz kafa dağıtalım biraz.

Yemeklerimizi yedik ve hava kararmaya başlamıştı zaten ve artık iyice karardı

Saat:20.00

Barış: Gidelim hadi

- Tamam

Arabaya bindik ve gideceğimiz yere geldik.

- Burası çok karanlık

Barış: Gel hadi

Karanlık bir yere getirmişti benim. Burası neresiydi bir anda ışıklar yandı burası lunaparktı koskocaman bir dönme dolap vardı. Çok güzeldi büyülenmiştim

- Bu burası çok güzel

Barış: Beğenmene sevindim

- Ama neden kimse yok

Barış: Orasını boşver hadi gel dönme dolaba gidelim.

Birlikte dönme dolaba bindik ve dönmeye başladık en tepeye geldiğimizde dönme dolap durdu.

- Manzara harika

Barış: Yanıma gelsene burada daha güzel

Barışın yanına geçtim bütün Antalya ayaklarımızın altında gibiydi.

Barış elini omzuma attı. biraz manzarayı izledik ve dönme dolaptan indik.

- Çarpışan arabaya binelim

Barış: Hadi gel

Ben mor o da yeşil arabaya bindi.

- Ya Barış neden kaçıyorsun gel çarpışalım

Barış: Bir yerine bir şey olur diye korkuyorum

Yaa çok düşünceli

- Bir şey olmaz kemerlerimiz bağlı

Barış: Geldim çarp bakalım

- Aaaa

Barış: bir şey mi oldu

- Hayır çok eğlenceli ahahahah

Çok mutluydum hayatımdaki en mutlu anlardan biriydi.

Çarpışan arabalardan indik ve atlı karıncaya bindik. İkimizde yan yana olan atlara bindik.

- Bak benim atım ne kadar güzel çok büyük

Demir: Benimki azıcık küçük kalmış sanırım ahahah

Atlı karınca dan indik hızlı trene bindik. Barışa sarıldım çok hızlıydı.

Barış: Korku trenine binmeye ne dersin

- Ama çok korkunç korkarım

Barış: Korkma ben varım

Onun böyle demesi bana güven vermişti

- Tamam hadi gidelim.

Birlikte korku trenine binmiştik ödüm kopmuştu. Korku treni bitmek bilmedi. Ve sonunda indik

- Çok korktum

Barış: Tüm tren boyunca gözlerin kapalıydı ve bana sarıldın hiç bişey görmedin ki

- Ama duydum

Barış: Tamam gel buraya korkma

Bana sarıldı.

- Barış

Barış: Efendim

- Bir daha dönme dolaba binelim mi

Barış: Olur gel hadi

Tekrar dönme dolaba binmiştik. Barış iki tane pamuk şeker getirdi.

- Çok severim

Barış: Bende (gülümsedi)

Dönme dolaba bindik ve bu anın tadını çıkardık.

Barış: Yasemin biliyor musun uzun zaman olmuştu dönme dolaba binmeyeli lunaparka küçükken çok binerdim ama hiç bu kadar eğlenmemiştim.

- Biliyor musun bende ilk defa bu kadar eğlendim.

Dönme dolaptan indik. Banka oturduk

Saat: 23.00

- Zaman ne hızlı geçmiş

Barış: Evet seninle zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorum. Yasemin

- Efendim

Ona doğru döndüm o da bana bakıyordu.

Barış: Seninle çok eğleniyorum. Sen çok farklısın herkesten her şeyden senin yanındayken sanki dünya sadece benim etrafımda dönüyor. Gerçek hayatta değiliz gibi sanki hayal dünyasındayım ya da bir rüyadayım ve ben uyanacağım diye çok korkuyorum

Ne diyeceğimi bilememiştim. Elim ayağıma dolandı soğuk soğuk terlemeye başladım. Barış bana yaklaştı ve yaklaştı nefesini hissedebiliyordum. Beni öptü. Beni öptü ve işin garip tarafı ben kendimi asla geri çekmedim.

Barış: Yasemin

- Barış gidelim mi artık.

Barış: Tamam gidelim

Ve hiç konuşmadan arabaya bindik. Yol boyunca ikimizden de çıt çıkmadı. Ne yapacağımı bilmiyordum çok heyecanlandım. Ama henüz erken değil miydi.

Barış: Geldik

- Barış teşekkür ederim bu gece için

Barış: Rica ederim

- görüşürüz.

Koşa koşa odaya çıktım Sıla'da yeni gelmişti.

- Sıla otur çabuk Barış beni öptü

Sıla: Ne nasıl ne zaman

- Lunaparka götürdü beni çok eğlendik daha sonra banka oturmuştuk.

Her şeyi Sıla'ya anlattım

Sıla: Sen neden bir şey demedin kendini kötü hissettiyse

- Diyemedim Sıla yarın at çiftliğine gel bile diyemedim.

Sıla: Tamam şimdi mesaj at ona

- Ne diyeceğim daha gitmediyse

Sıla: Evde misin de sen geleli yarım saat oldu. Hadi direkt eve geçtiyse evdedir

- Sıla

Sıla: Hadi yaz sen

Barışa mesaj attım. "Evde misin? "

Hemen çevrimiçi oldu.

"Evet iyisin değil mi ?"

-Ne yazayım Sıla

Sıla: Ver bana

" İyiyim Barış sana ne diyeceğim yarın biz at çiftliğine gideceğiz sende gelsene."

Barış: " Aslında güzel olur o zaman ben sabah sizi alırım bir araba daha ayarlayayım onu da Demir'e veririz."

- Yaa çok tatlı

"Tamam görüşürüz iyi geceler"

"İyi geceler"

Sıla: İşte bu kadar evlilik görüyorum

- Ya saçmalama Sıla ya korkuyorum.

Sıla: Neyden

- Çok hızlı gidiyoruz. Daha kaç gün oldu tanışalı beni öpmesi çok hızlı ve tuhaf. Bu kadar hızlı ilerlemek istemiyorum bunu ona da söyleyeceğim.

Sıla: Yasemin

- Tamam Sıla ben halledeceğim

Sıla: Tamam kuşum

Yatağa yattım ve ışıkları kapattım. Bugün olanlar ne tuhaf

Hadi uyu Yasemin yarın nasıl olacak acaba...

Barış'ın Yasemin'i öpmesi ne kadar doğruydu orası bilnmez. Ama Yasemin ve Barış bir birbirine aşık oldu orası kesin.

İyi geceler

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.