İçeriğe geç

AŞKIN KÖLESİ

Bölüm 6 · 10 dk okuma

AŞKIN KÖLESİ

Bölüm 6

6. BÖLÜM İTİRAF

Anna hançer boğazında çırpınmaya devam ederken birden taşlıkta ki cariyelerden biri odaya girdi. Annayı yerde üstünde de Piraye hatunu görünce avazı çıktığı kadar bağırdı. Taşlıkta ki diğer hatunlar ne olduğunu anlamak için yukarıya çıktı herkes kapının önünde beklerken Rana hatun kalabalığı görünce Anna'ya birşey olduğunu düşündü ve hemen oda yukarı çıktı. Rana hatun geldiğinde diğer cariyeler birlik olup Piraye hatunu Anna'nın üzerinden kaldırdı.

Rana hatun:

"Hatunlar ne oluyor burada. Anna hatun iyi misin bir şeyin yok ya."

Melike hatun:

"Rana hatun odaya ilk ben girdim. Piraye hatun Anna'nın üzerindeydi bir elinde hançeriyle Anna'nın boğazına doğru tutuyordu diğer eliyle kızcağızın ağzını tutuyordu. Gelmeseydim acımadan öldürecekti hatunu. Onları öyle görünce korktum bir anda bağırdım. Ben bağırınca Piraye hatun Anna'nın üzerinden kalktı hemen hançeri attı elinden. Sonra da diğer cariyeler geldi."

Rana hatun:

"Anna sen iyi misin hünkarımız seni bana emanet etti bu yüzden seni bir daha tehlikeye atamam. Bir süre benim dairemde kalacaksın. Orada daha güvende olursun."

Anna hatun:

"Ben iyiyim Rana hatun ama Melike hatun yetişmeseydi bu hatun beni öldürecekti."dedi nefes nefese ve sinirli bir ses tonuyla.

Piraye hatun:

"Yalan söylüyorlar Rana hatun ben böyle birşey yapmadım asıl bana saldıran Anna hatundur. Melike hatunla birlik olup beni başlarından atmak istiyorlar. Çünkü ben hünkarın baş kadınıyım Anna hatun ve Melike hatun hünkarı istedikleri için benden kurtulmak istediler. Zira hanedana bir şehzade verirsem onlara zarar vereceğimi dünşündüler."

Piraye konuşurken Melike hatun sinirlenip "Sen nasıl bize iftira atarsın."diyerek Piraye hatuna vurmaya çalıştı. Bu sırada Rana hatun ikisini ayırdı ve Melike hatunu hünkarın gözdesine saldırdığı için zindana attırdı.

Anna hatun:

Rana hatun Melike hatun suçsuz biz ona saldırmadık o bana saldırdı. Zaten kim olduğunu kendisi söyleyene kadar bilmiyordum. Anladığıma göre Sultan Murad'ın kadınıymış."dedi üzülmüş ve Murad'a kızmış bir tavırla.

Rana, Piraye hatunu kolundan tutarak kenara çekti ve şunları söyledi:

Rana hatun:

"Piraye kendine gel bu hatun hünkarımızdan bana emanet edildi. Bu hatunun başına birşey gelirse ve senin yüzünden benim başım yanarsa o zaman seni kendi ellerimle gebertirim, anladın mı beni?"diyerek Pirayenin kolunu sertçe ittirerek bıraktı.

Piraye hatun anladım, manasında başını salladı.

Rana hatun Anna'yı kendi dairesine götürdü ve ona yatacağı yeri gösterdi. Anna akşam olduğu ve başı ağrıdığı için hemen yatağına yattı. Sabah olduğunda Murad Anna'nın haremde kaldığı odaya girdi ve odanın boş olduğunu gördü. Murad gözdeler katından indi ve Rana hatuna seslenerek yanına çağırdı.

Sultan Murad:

"Rana hatun, Anna nerede odasına çıktım lakin orada değildi. Diğer cariyelerle hamama mı gitti?"

Rana hatun:

"Hayır hünkarım, Anna hatunu bir süre yanıma aldım, benim dairemde kalması onun güvenliği için daha münasiptir."

Sultan Murad:

"Rana kalfa, seni severim şehzadelik zamanlarımdan beridir bu saraydasın. Ben sana güvenirim ve bu yüzden Anna'yı sana emanet ettim çünkü ona senden daha iyi bakacak kimse yok. Şimdi bana doğruyu söyle Anna'yı neden kendi dairene götürdün belli ki burda birşey olmuş."

Rana hatun:

"Hünkarım bu mesele taşlığın ortasında konuşulacak bir mesele değil münasip görürseniz has odada konuşmak isterim."

Sultan Murad evet anlamında kafasını sallayarak has odasına doğru yürüyecekken birden valide sultan geldi.

Kapı ağası:

"Destuuur Valide Gülsüm sultan hazretleri."

Herkes sıraya girmiş ve eğilmişlerdi. Valide oğlunun yanına geldi.

Valide Gülsüm Sultan:

"Murad, oğlum ne oldu sen Harem-i Hümayun'a pek gelmezdin birkaç gündür hareme gelir gider olmuşşun ağalardan haberi alıyorum. Beğendiğin bir hatun mu var yoksa eğer öyle bir durum varsa çekinme söyle yollarım yanına."

Sultan Murad:

"Yok validem, haremde beğendiğim bir hatun yok. Biz Rana hatunla bir mesele konuşuyorduk istersen sen hareme geç bizde has odaya gideceğiz orada konuşmamız daha münasip olur."

Valide Gülsüm Sultan:

"Neymiş bu haremle ilgili olan mesele hemde konu hatun değilken. Sen benden birşey mi saklıyorsun oğlum. "

Sultan Murad:

"Validem yeter, bu mesele sizi ilgilendirmez siz kendi işinizle ilgilenin, zira kalbinizi kırmak istemem."

Valide Sultan oğlunun dediklerine kırılmış olsa gerek ki haremden çıkıp kendi dairesine gitti ama o da bu işin peşini bırakmayacaktı. Rana hatun ile Sultan Murad'da has odaya gittiler ve Rana hatun herşeyi başından sonuna kadar anlattı.

Sultan Murad:

"RANA HATUN SEN NASIL OLURDA EMANET ETTİĞİM HATUNA SAHİP ÇIKAMAZSIN YA MELİKE HATUN YETİŞMESEYDİ ANNA HATUN ŞİMDİYE ÖLMÜŞTÜ. Piraye nerede şimdi?"

Rana hatun:

"Hünkarım bağışlayın ben böyle olacağını bilemezdim. Bir daha böyle bir hatayı yapmayacağım. Piraye hatunda şuanda kendi dairesinde."

Sultan Murad:

"Bileceksin Rana kalfa, bileceksin. Ben şimdi sana nasıl güvenirim güvenimi boşa çıkardın. Şimdilik bu hatanı görmezden geliyorum önce Piraye'nin yaptığı bu hadsizliğin hesabını soracağım."der ve Piraye'nin odasına gider.

Kapıyı sert bir şekilde açınca Piraye korkarak oturduğu yerden ayağa kalkar.

Sultan Murad:

"SEN KİMSİNDE HAREMDE HUZURSUZLUK ÇIKARIRSIN HATUN SEN KENDİNİ NE SANIRSIN. SEN BU HAREMDE DİĞER CARİYELER GİBİ ALELADE BİR CARİYESİN."diyerek Piraye'nin boğazına yapıştı.

Piraye hatun:

"Hünkarım ne olur beni bir dinleyin. O hatunun sizinle halveti bile olmadı ama o buna rağmen gözdeler katında bende ne zorluklar çektim buraya gelebilmek için."dedi Murad'da onu daha iyi dinleyebilmek için boğazını bıraktı ve Piraye devam etti.

"Size hediye edilmiş olmama rağmen zorluk çektim ama o bu saraya pislik içinde geldi iki günde onu gözdeler katına aldınız. Ona verdiğiniz değeri bana verseydiniz herşey daha güzel olabilirdi Murad."

Sultan Murad:

"Bir, sen bana adımla seslenemezsin. İki, sana neden değer vermedipimi gayet iyi biliyorsun ki bunu valideme bile söylemedim. Eğer bu sırrını valideme söyleseydim şimdiye seni eski saraya sürmüştü. Üç, sen zorluklarla ulaştım bu mertebeye doğru ama hata bende mi diye hiç sormadın kendine hep başkalarını suçladın ve buraya yükselebilmek için aklına gelen her kötülüğü denedin bunları yapa yapa gözümden iyice düştün, ama Anna hatun senin gibi değil. O iyi niyetli, masum kimsenin günahına ortak olmamış. Bu yüzden sen benden uzaktasın o bana yakın. Şimdi daha fazla konuşup kendini daha fazla düşürme gözümde. Bu daireden adımını atmayacaksın belli bir vakitlerin olacak o zamanlar dışarıya çıkıp gezebilirsin. Bir de bundan böyle has odaya gelmek ve benimle yüz yüze gelmen yasak. Mühim bir mesele olursa Rana hatuna söylersin o bana iletir. Bu da sana ceza olsun bir daha böyle işlere bulaşmazsın."

Sultan Murad odadan çıkacakken Piraye hatun birden yere düşüp bayıldı. Sultan Murad ağalara haber verdi ve ağalarla beraber onu hekim başının yanına götürdüler. Murad nefretle bakıyordu Piraye'ye. Hekim başı onu muayene ettikten sonra Murad'a dönerek "Gözünüz aydın hünkarım hatun gebe"dedi.

Murad bu haberi duyunca önce bir evladı olacağı için sevindi sonra da Anna'ya olan sevgisi aklına geldi. Keşke doğacak evladımın anası o olsaydı diye geçirdi içinden ama yapacak birşey yoktu.

Murad bu onun için iyi veya kötü mü bilemediğimiz haberi alınca aklı karmakarışık olmuştu. Anna'yı sabahtan beri merak ettiği ve hiç görmediği için onun yanına gitti.

Anna Rana hatunun odası da yazı çalışması yaparken Sultan Murad içeriye girdi. Murad onu görünce yüzünde güller açtı lakin Anna tam tersiydi.

Sultan Murad:

"Anna, neden böyle bakıyorsun bir şey mi oldu. Eğer dün olanlardan sebepse ben o mevzuyu hallettim sen içini ferah tutasın, bu olay aklını karıştırmasın."

Anna hatun:

"Hayır dünkü olaylar değil benim aklımı karıştıran."

Sultan Murad:

"O zaman nedir aklında ki söyle bana çaresini bulalım."

Anna hatun:

"Çaresini bulabilir misin bilemiyorum çünkü dün Piraye hatun seninle halvet yaşadığını onun ilk kadını olduğunu söyledi. Halvet nedir bilmiyordum Rana hatuna sordum o söyledi ne anlama geldiğini. Meğer o kadın senin koynuna girmiş senin kadının olmuş. Ben buna karışamam elbette ama bir kadının varken beni burada tutman çok yanlış madem bir kadının var beni bıraksaydın da kendi ülkeme dönsrydim."dedi bu sözler ağzından dökülürken göz yaşlarına hakim olamıyordu.

Sultan Murad:

"Anna ben Piraye'yi sevmiyorum validemin zoruyla halvet yaşandı zira o zaman sen yoktun nereden bilecektim karşıma senin gibi bir melek çıkacağını. Ben onu değil seni istiyorum Anna ne olur yapma böyle."dedi ve Anna'ya yavaş yavaş yaklaştı. Anna tepkisiz kalarak Murad'ın gözlerinin tam içine bakıyordu. Murad bu sırada Anna'yı dudağından narince öptü ve veri çekildi. Anna başını öne eğerek ağlamaya devam etti. Bu sefer ağlaması daha da artmıştı.

Sultan Murad:

"Anna gözlerime bak, bak ve neden ağladığını söyle."

Anna hatun:

"Kaderimde hiç bilmediğim topraklarda padişahın ilki olmak yerine hep arkada kalan kadın olmak da varmış."

Sultan Murad:

"Anna sakın böyle düşünme sen benim için hep ilk olarak kalacaksın. Piraye'yi gerçekten sevmiyorum. Validem hanedan soyunun devam etmesi gerek diyerek benden habersiz halvete gönderdiği bir cariye ve bunu bir kez yapmadı. Birkaç kez denedi lakin ben istemedim bunun üzerine Piraye hatunu da yolladı onu da reddettim. Tahta çıktığından beri 2 yıl geçti. İlk yılları validemin beni zorlamalarıyla bir şekilde atlattım. Lakin 4 ay önce çıktığım seferde ağır yaralandım. Allah'ın kudretiyle sağlığıma kavuştum, validem de bu durumdan çok korkmuş olacak ki benim yanıma geldi. 'Sana bir hatun göndereceğim bu sefer onu geri yollamayacaksın yoksa sana sütümü helal etmem'dedi bende hem validem istediği için hemde seferde başıma bir bela gelirse diye validemin isteğini kabul ettim. Validem de yeniden Piraye'yi odama yolladı bende mecbur kabul ettim. Yani anlayacağın o hatunla bir kez halvetten başka hiçbir münasebetim olmadı. İlk aşık oldupum hatun sensin."

Anna hatun bu olanları duyunca biraz olsun yumuşadı ve Murad'a sarıldı.

Sultan Murad:

"Yarın akşam seni has odaya halvet için bekliyorum. Lakin kendini hazır hissetmiyorsan, sen isteyene kadar sana dokunmayacağım. Sadece kendini hazır hissedene kadar arada has odaya gelirsin sohbet ederiz."

Anna hatun:

"Ben şimdi istemiyorum bu saraya daha alışamamışken birde seninle halvet yaşarsam herkes bana düşman olacak biliyorum. Gözleri üzetime çekemem ben canımı yolda bulmadım."

Murad Anna'nın dediklerine gülmüştü.

Sultan Murad:

"Sen nasıl bir hatunsun, şuraya oturduğumdan beri ömrü hayatımda yüzüm şöyle gülmedi."

Anna hatun:

"Yüzünü güldüren sevdiğinse sanki asırlardır gülmüyormuşsun da bir anda o yüzünü güldürdü sanırsın."

Sultan Murad:

"Sana içimden geçen ismi vermek isterim. Senin adın Rabia Gülnuş olsun. Madem sen benim yüzümde güller açtırdın bundan böyle adında Rabia Gülnuş olarak kalsın."

Anna hatun:

"Güzelmiş, sevdim yeni adımı."

Sultan Murad:

"Sana ismini veren sevdiğinse beğenirsin tabii."

Anna hatun:

"O benim sözümdü, kendine başka söz bul."

Anna ve Murad gülüşüp eğlenirken kapının arkasında Valide Gülsüm Sultan vardı. Sesler az çok kapının dışına geliyordu. Gülsüm Valide onları kapının ardından dinliyordu. Valide bu hatunun oğlu için kıymetli olduğunu anladı. Murad'ın, Anna'nın ismini değiştirip Rabia Gülnuş koymasından da sezmişti. Valide odasına çekildi, Murad'da Rabia'nın yanından ayrılarak has odaya gitti. Vakit epey geç olmuştu Murad ve Rabia vaktin nasıl geçtiğini anlayamadılar.

Gülsüm Valide, Rabia Gülnuş hatunu Rana hatuna çağırttı. Rana Rabia'yı validenin odasına getirdi. Rabia, Gülsüm Validenin önünde eğilmeyi unuttu. Rana hatun gözleriyle eğilmesini işaret etti. Rabia hatun Validenin önünde eğildi.

Valide Gülsüm Sultan:

"Anlaşılan saraya yeni geldiğinden pek birşey öğrenememişsin. Yeterince temizliğine dikkat ediyor musun? Zira oğlumun yanındasın mazallah bir hastalık bulaştırmayasın. Rana hatun, Anna'yı saraya geldiği gün hekim kadına götürdünüz mü birşey dedi mi hekim kadın?"

Rabia Gülnuş hatun:

"Siz neler söylüyorsunuz valide sultanım bana bir pislikmişim gibi davranmayı bırakın ayrıca ben bu zamana kadar hiçbir terbiyesizlik yapmadım hekim kadına gitmemi gerektiren bir durum yok."

Valide Gülsüm Sultan:

"Sen kimsin de ben izin vermeden lafımı kesiyorsun senin haddine mi düşmüş ben konuşurken konuşmak. Yıkıl karşımdan gözüm görmesin seni. Rana hatun al götür şu terbiyesizi önümden iyice eğitene kadar da karşıma çıkmasın, yoksa bunun hesabını sana sorarım."

Rana hatun ve Rabia hatun Validenin önunde eğildikten sonra daireden çıktılar. Rana hatun, Rabia'nın kolunu sıktı.

Rana hatun:

"Sen ne yaptığını sanıyorsun Anna hatun karşında ki vali-"

Rabia kolunu hızlıca çekerek Rana hatuna diklendi.

Rabia Gülnuş hatun:

"Benim adım Rabia, Rabia Gülnuş bundan sonra bana böyle sesleneceksin Rana hatun. Sultan Murad koydu adımı, o böyle istiyor."

Rana hatun:

"Emredersiniz Rabia sultanım başka bir isteğiniz var mı söyleyin onu da yapalım. Kes sesini de beni dinle. Karşında valide sultan var. Seni sevdim akıllı hatunsun ama böyle yaparsan Validenin gözünden düşersin. Validenin gözünden düşmek demek hünkarı yavaşça kaybetmek demek. Sen daha hünkarı kazanamamışken birde kaybedersen bu sarayda gün yüzü göremeden ölürsün."

Rabia Gülnuş hatun:

"Tamam, bundan sonra sen ne dersen o yeter ki Sultan Murad beni sevmekten vazgeçmesin."

Rana hatun kafasını salladı ve Rabia hatunla beraber odasına gittiler.

Rabia hatun:

"Rana hatun artık taşlıpa gidebilirim, tehlike yok artık değil mi?"

Rana hatun, Piraye hatunun gebe olduğunu Rabia'dan saklamak için onu taşlıpa göndermek istemiyordu. Bunun için bahaneler üretip dıruyordu.

Neye ki Rabia ısrar etmeden Rana hatunun dediklerini yaparak yatağına uzandı ve uyudu. Sabah olunca gün ışığıyla gözlerini açtı. Rana hatun odada değildi. Rabia hatun canı sıkıldığı için odadan çıkmak istedi ve bilmeden altın yoldan geçiyordu. Valide boş durmayacaktı ki Murad'a başka bir cariye yollamıştı. Rabia bu yoldan geçerken ileride kapı olduğunu kapıda da ağaların olduğunu gördü.

Ağaların yanına gitti. Ağalar Rabia'yı görünce içeriye gireceğini sanıp "dur hatun giremezsin hünkarımız haremiyle birlikteler" dedi. Rabia o anda buz kesilmişti elleri donmaya başladı. Sultan Murad onu seviyordu bunu ona nasıl yapardı. Rabia orada kalakaldı yüzünde hiçbir tepki yoktu sadece boş bakıyordu etrafa. Bir anda Murad'la dün oda da yaşadıkları aklına geldi.

Rabia Gülnuş hatun ile Sultan Murad'ın aşkı bitiyor muydu? Yoksa daha da mı alevlenecekti?

Bölüm sonu

2 yorum