
Okula vardık. Okulun kapısından girerken nöbetçi öğretmen Yeliz'e okul forasını göstermesini söyledi.Çünkü Yelizin üstünde ceket vardı .Yeliz ceketinin fermuarını açtı. Öğretmen onayladı. Koşarak sınıfa gittik. Hem gülüyorduk hem koşuşturuyorduk. Sınıfa öğretmenden önce girmeyi başardık. Sınıfa girdiğimde Deniz'e baktım oda bana sanki "ne yapıyor bu deliller?" der gibi bakınca hemen kafamı sırama çevirdim. Utandım.
Öğretmen içeriye girdi. Dersimiz Türkçeydi. Feyza hoca hemen derse başladı. Türkçe dersinde sıkılmamak elde değil. Kitabıma minik resimler çizdim. Yeliz bunu görünce kitabımın köşesine "D❤️Z" yazdı. Hemen üstünü karaladım. Ben:
-Napıyosun kanka? Birisi görse ne olucak! dedim. Oda güldü. Hoca bizi uyardı. Bende taklitini yaptım,kafasını çevirince." Acızıkk Sucsundağ Dörsüğğ dinleğğen" dedim. Yeliz yine güldü. Ama bu sefer sessiz.
1. ders bitti. Yeliz ayağa kalktı,beni elimden çekti:
-Hadi, Zeynep. Kantine inelim.dedi. Ben pek istemedim. Yani üşeniyordum. Ama çok ısrar ettiği için kıramadım. İndik aşağıya. O bir bisküvi ve bende çikolata aldım. İki sandalye olan bir masaya oturduk. Sohbet ettik, yedik filan. Sonra Yeliz:
- Aaa ben su içmek için para almadım.dedi.




