Bölüm 2
Günler günleri kovaladı ve Eslem yirmi yaşlarına geldi. Güzelliği artık dillere destan olmuştu. Babası onun güzelliğinden faydalanarak son derece zengin yaşlı bir adama sattı. Eslem yeni evine giderken gözyaşlarını tutamamış ve hıçkırıklar içerisinde babasına da beddua etmişti. Ettiği beddua çok geçmeden yerini bulmuş o da arkadaşı gibi felç geçirmişti. Çok geçmeden de babasının vefat haberini aldı Eslem. Onun ölümüne üzülmüş müydü kayır, zerre kadar bile olsa canı yanmamıştı.
Artık yeni evindeydi Eslem. Geldiği yeni evinde de rahat bir hayat yaşamayacağı ilk günden belli oldu. Onu satın alan adam aksi bir adamdı. Sabahtan akşama kadar sağa sola bağırıp çağırır hizmetçileri illallah ettirirdi. Birde sapıkça düşünceleri vardı yaşlı adamın.
Aslında yaşlı adam Eslem’i kendisine karı olsun diye almıştı. Fakat onunda diğer hizmetçilerden farkı yoktu. Hatta daha çok eziyet görüyordu.
Eslem’in güzelliği yanında bir de kusuru vardı. Gördüğü işkencelerden dolayı kulağı az duyuyordu. Tedavi edilse duyma ihtimali çok fazlaydı. Lakin bu da maddi imkân gerektiriyordu. Eslem’in maddi imkânı olmadığı için tedavi olması imkânsızdı. Satıldığı evde yaşadığı sıkıntılar tedavi imkânını da iyice sıfıra indiriyordu.
Yeni evinde adı sağır Eslem olarak kalmıştı. Sağır aşağı sağır yukarı diye diye iyice deli etmişlerdi kızı. Elbette üzülüyordu durumuna, ama ne yazık ki elinden de hiçbir şey gelmiyordu. Onun tek sığınağı Allah Teâlâ’ya yaptığı dualardı. Dualar sayesinde rahatlıyor, huzur buluyordu. Birde okuduğu aşk romanlarıydı. Okudukça bambaşka bir âleme dalıyor, kafasındaki düşüncelerden kurtuluyordu.
Yaşlı adamın iki kız birde erkek evladı vardı. Kızları babalarının huyu yüzünden kendilerine gelen ilk talipleriyle evlenip yuva kurmuşlardı. Evde sadece yirmi üç yaşında oğlu kalmıştı. O da babasının kötü huylarından bıkmış, başını alıp başka diyarlara gitmişti. O da evi terk edince meydan yaşlı adama kalmış malını mülkünü har vurup harman savurmaya başlamıştı, ta ki oğlu geri dönene kadar böyle harcama yapmaya devam etmişti.
Ensar, çevresinde olgunluk ve güler yüzlülükle tanınıyordu. Ayrıca yardıma muhtaç kim varsa hepsine yetişiyor, onların yüzünü güldürüyordu. Elinin altında olan kişilere ise alınlarının teri kurumadan maaşlarını veriyordu. Bu yüzden de herkes onu sever ve sayardı. Evlenme çağına geldiğinden herkes seferber olmuş ona uygun kız aramaya başlamışlardı. Lakin görüştüğü kızlar onun içini ısıtmamış, kalbini çarptırmamışlardı.