Yine saçma bir okul gününe uyanmıştım. Okuldan nefret ediyordum. Hemen üstümü giyinip saçımı yaptım ve evden çıktım kahvaltı yapmayı sevmezdim.
Okulun kapısının önüne geldiğimde burayı azda olsa özlediğimi fark ettim ve bir şey daha fark ettim arkadan bağırılan ismimi bu sesin sahibi tabii ki de Duruydu. Arkama baktığımda bana doğru koşarak gelen aslıyla göz göze geldim benim yüzümü gördüğü an gülümsedi ve birbirimize koşarak sarıldık. Evet daha 3 gün önce görüşmüştük.
-Mavimm çok özledim seni
- Bende seni özledim bu 3 günde Duru
Sarılmamız bittiğinde sınıfa doğru ilerledik. Herkes çok değişmişti ama aynı olan bir kişi vardı o da arka sırada kalem ile oynayan Çağrı.
Çağrı'nın bir önündeki sıraya Duru ile beraber oturduk çünkü çağrıya biraz daha yakın olmak istiyordum ona aşık değildim ama onu anlamak ve çözmek istiyordum. Derslerde hiç konuşmazdı hiç kimseyle konuştuğu görülmezdi yakışıklı biri olmasına rağmen sevgilisi yoktu yani en azından ben bilmiyordum. Ona selamımı almayacağını bile bile yine de selam verdim
- selam çağrı
- Merhaba mavi
Bu güneş tutulmasından bile nadir bir şeydi Çağrı konuşmuştu hemde benimle ve bunu duyan Duru'nun şaşkınlığı yüzünden anlaşılıyordu yüz ifadesini düzeltmesi için onu dürttüyordum ama inatla anlamıyordu.
- Duru düzelt o ifadeni çocuğa ayıp oluyor
Diye fısıldadım. Şükür bu sefer anlamıştı.
- Hadi kantine inelim maviş
- kabul edildi
Bunu söyledikten sonra Duru'nun yüzünde bir tebessüm oluştu ve beraber kantine indik.
Eylül ayında olmamıza rağmen hava çok soğuktu hatta birazdan yağmur yağacak gibiydi. İnşaallah çıkışta yağmazdı çünkü İstanbul kartımı unuttuğum için eve yürüyerek gitmek zorundaydım.
İçimiz ısınsın diye kahve alıp yudumlamaya başladık.
Ve tam o sırada hiç beklenmedik bir şey oldu. Çağrı kantine geldi
🧸🕯️
Evet ilk bölüm buydu inşallah seversiniz çağrı şimdi birazcık soğuk olabilir ama bu değişecek merak etmeyinn