...~--3.BÖLÜM--~...
Yaman'ın sesi holdingin geniş lobisinde yankılanıyordu. Çalışanların neredeyse tamamı dönüp onlara bakmıştı.
"Nehir, sadece beş dakika konuşalım. Hepsi bu."
Nehir derin bir nefes aldı. Haftalardır kaçtığı an sonunda karşısındaydı.
"Konuşacak hiçbir şeyimiz kalmadı, Yaman. Lütfen git."
Yaman başını iki yana salladı.
"Ben hata yaptım. Değişeceğim. Bu kez gerçekten."
Nehir'nin gözlerinde kısa bir hüzün belirdi. Bir zamanlar bu cümleyi duymak için çok beklemişti. Ama artık çok geçti.
"Ben seni affetmedim demiyorum... Ama o eski Nehir değilim."
Tam o sırada Can Kurt birkaç adım öne çıktı. Sesi sakindi ama kararlıydı.
"Şirket içinde çalışanlarımızın huzurunu bozmanıza izin veremem. Güvenlik, beyefendiye çıkışı gösterin."
Yaman son kez Nehir'e baktı.
"Ben vazgeçmeyeceğim."
Arkasını dönüp holdingden ayrılırken Nehir'in içi garip bir şekilde hafiflemişti.
O günden sonra Can Kurt ile Nehir daha sık görüşmeye başladı. Yeni telefon projesi için neredeyse her gün toplantılar yapıyor, saatlerce yeni fikirler üzerinde çalışıyorlardı.
Bir akşam toplantı beklenenden uzun sürmüştü. Çalışanların çoğu çoktan evine gitmişti.
Can Kurt masasındaki dosyayı kapattı.
"Bugün yine herkesten önce sorunu çözdün."
Nehir gülümseyerek omuz silkti.
"İşimi seviyorum."
Can Kurt ilk kez hafifçe gülümsedi.
"Bu şirkette işini gerçekten seven insan sayısı sandığından az."
Nehir o an, dışarıdan soğuk görünen bu adamın aslında omuzlarında büyük bir yük taşıdığını hissetti.
İkisi de birkaç saniye sessiz kaldı.
Can Kurt'un telefonu çaldı ve sessizlik bozuldu.
Koridorun diğer ucunda onları izleyen biri vardı.
Ada...
Can Kurt'un Nehir'le konuşurken gülümsediğini ilk kez görüyordu.
"Koskoca CEO..." diye fısıldadı kendi kendine.
"Demek sonunda dikkatini çeken biri çıktı."
O an aklında tehlikeli bir fikir belirdi.
"Nehir... Seni bu şirketten kendi ellerinle göndereceğim can Kurt benim sevgilim ,senin gibi fakir ve varoş biri beni ondan ayıramaz" Toplantı sona erdiğinde holding neredeyse tamamen boşalmıştı. Nehir, bilgisayarını kapatırken odanın kapısı hafifçe aralandı.
"Henüz çıkmadın mı?"
Başını kaldırdığında kapıda Can Kurt'u gördü.
"Son birkaç düzenlemeyi bitirmek istedim."
Can Kurt masaya doğru yürüdü. Bilgisayar ekranına kısa bir göz attı.
"Normal mesai çoktan bitti."
Nehir hafifçe gülümsedi.
"Alışığım."
Can Kurt kaşlarını çattı.
"Her şeye alışmak iyi değildir."
Nehir bu cümleyi duyunca bir an duraksadı. Üç yıldır kimse ona gerçekten yorulup yorulmadığını sormamıştı.
"O zaman bugünlük yeter." dedi Can Kurt. "Kalan işi yarın tamamlarsın."
Nehir şaşkınlıkla ona baktı.
"Bu bir rica mı, emir mi?"
Can Kurt'un yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
"İkisi de sayılabilir."
İkisi birlikte asansöre yürüdüler. Koca holdingde sadece ikisi vardı. Sessizlik garip bir şekilde rahatsız etmiyor, aksine ikisine de huzur veriyordu.
Asansör zemin kata ulaştığında Can Kurt kapıyı onun için tuttu.
"Nehir."
"Efendim?"
"Bugün yaptığın iş için tekrar teşekkür ederim."
"Ben teşekkür ederim. Bana güvendiğiniz için."
Can Kurt birkaç saniye gözlerini ondan ayırmadı.
"İnsanlara kolay güvenmem."
Nehir gülümsedi.
"O zaman kendimi şanslı saymalıyım."
Can Kurt istemsizce gülümsedi. Belki de uzun zamandır ilk kez biri, ondan hiçbir çıkar beklemeden konuşuyordu.
Nehir holdingden çıkıp uzaklaşırken Can Kurt camın önünde onu izlemeye devam etti.
Kendi kendine, neredeyse fısıltıyla konuştu.
"Bu kız... Neden aklımdan çıkmıyor?"