İçeriğe geç

Asker-i Berdel

Bölüm 7 · 13 dk okuma

Asker-i Berdel

Bölüm 7

3.bölüm

27.12.2023 02.45

Arkadaşlar normalde 4 Bölüm gelecekti ama 4.bölüm silindi ve onu yazıyorum kusura bakmayın sizi de daha fazla bekletmek istemedim. O yüzden bu bölümü attım. Tekrar kusura bakmayın.

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum

İyi okumalar...

"Berdel ilk oğlum Agah ile olacak kabul ediyor musun" diye soran Şiyar ağaya

"Kabul ediyorum "diye cevap verdi Heja .

"Uygunsanız yarın istemeyi ve dini nikahı halleder 1 haftaya da düğünü yaparız o zaman "diyen Şiyar ağayla Zinar ağa kızına dönmüştü .

Heja da ona bakıyordu, başıyla onayladı babasını. Zinar Onun onayı olmadan hiç bir sey yapmak istemiyordu ,bu evliliğin olmasını istemediği gibi .

Bir tane kızı vardı ve onu töre'ye kurban etmek istemiyordu.Zamanında kendisi de töre'ye kurban gitmişti ,biliyordu bunun nasıl can yaktığını kızı sırf abisi yaşasın diye kendini feda etmişti. İki evladını da kaybetmişti .

Diyar vicdan azabından yanacaktı kız kardeşini sevgisiz bir evliliğe adım atmasına neden olduğu için , Heja da töre'ye kurban gittiği için .

Diyar sevmişti Narin'i hem de çok sevmişti. 2 kere istemişlerdi ama düşman aşiret oldukları için vermemişlerdi . Diyar da çareyi Narin ile kaçmakta bulmuştu.

O Heja'nın Mardin de olmamasını fırsat bilerek kaçırmıştı Narin i . Ölümü göze almıştı ama kız kardeşini berdele kurban etmeyi istememişti. Bilseydi Heja'nın geleceğini yapar mıydı hiç öyle bir şey.

Ağalar gitmişti . Narin de Siyar ağa ile beraber gitmişti .

Zinar ağa oğluna kızgınca bakıyordu oğluna ama anlıyordu da onu sevdanın nasıl olduğunu bilirdi . Sevda zordu . Ateş gibi yakardı insanı kül olana kadar yanardı insan sevda ateşinde .

Bu hep böyleydi, değişmezdi . Akşama kadar konakta sadece sessizlik hakim oldu . Herkes sessiz bir şekilde yemeğe gelmişti .

O akşam herkes sessiz bir şekilde yemek yemişti . Kimse Heja'nın gelişine sevinememişti doğru düzgün. Evlerine töre atesi düşmüştü yıllar önce de olduğu gibi .

Akşam herkes odalarına geçtikten sonra heja da odasına çekilip ağlamaya başlamıştı. O gündüzleri ağlamazdı kimse görmesin diye geceleri ağlardı.

Heja yaşadığı şeye ağladı o hiç böyle evleneceğini düşman asiretine gelin olacağını düşünmemişti ki .

O her zamn sevdiği adamla evleneceğini düşünürdü .

Sabah Heja'dan

Sabah odama giren güneşle uyandım 19 saat araba sürmüş ve yorulmuştum haliyle .

Hızlıca banyoya girip işlerimi halledip çıktım ve kendime giyecek şeyler çıkardım bavuldan .

Üstüme siyah gömlek , siyah crop , altına da siyah yüksek bel pantolon giydim. Saçlarımı at kuyruğu yapıp, yüzüme nemlendirici , rimel ve glos sürdüm.

Bi anda aklıma bir şey dank etti .Bugün isteme vardı ve benim elbisem yok evet elbisem yok , vardı ama günlük şeylerdi hepsi. Bugün almam gerekiyordu .

Karargaha gittikten sonra elbise'yi de alır gelirdim .

Odamdan çıkıp aşağı indim . Babamlar daha yeni avludaki kahvaltıya geçiyordu.

Bende koşup bana sırtı dönük olan Devran abimin sırtına atladım öne doğru sendelemesiyle az kalsın düşüyorduk .

Asker olabilirim ama bu ailemin yanında çocuk olamayacağım anlamına gelmiyor. Devran abim

"Kızım niye Üzerime atlıyorsun ya düşseydik" diyince alınmış gibi yapıp" tamam abi , bidaha atlamam abi" diyip sırtından indim.

ve Mervan abime sarıldım , o da elini omzuma koyup başımdan öptü." Rojbaş gulâmın ( günaydın gülüm )" dedi .

" Günaydın " dedim.

"Ben öyle mi dedim şimdi ya" diye sitemle hayıflandı .

Onlarla atışmayı bile özlemiştim .

"Evet öyle dedin "diye cevap verdi ona Mervan abim

Mithat abim evde degildi öğrendiğime göre şehir dışına bir haftalığına gitmişti . Ve bugün gelecekti .

Diyar abim yüzüme bakamıyordu utancından. Bir tarafım kırıktı ona ama ona olan sevgim bunun önüne geçiyordu.

Belki ona bağırıp çağırmadığım için aptal diyenler olur ama ben sevdiklerimle kavgalı kalamıyordum,kalamıyor değil korkuyordum .

Çünkü annem ile kavgalı bir şekilde ayrılmıştık annem sırf bana beyaz değil pembe bir elbise giydirdi diye kavga etmiştim annemle.

Annem bana elbisemi giydirdikten sonra mutfağa inerken merdivenlerden kaymış ve beyin kanaması geçirip hayatını kaybetmişti . Ben de o günden beri sevdiklerimle kavgalı kalmaktan korkuyordum .

Hepimiz kahvaltıya oturduk . Ben babamın sol tarafında oturuyordum . Normalde Ayten hanımın burda oturması gerekirdi ama babam annem öldükten sonra yemin etmişti hiç bir kadını onun yerine koymayacağına .

Kahvaltıdan sonra

Odama gidip silahımı ve çantamı alıp geri aşağı döndüm.

Avluda oturan Babam'ın yanağından öpüp" baba ben çıkıyorum :dedim

Beğenmezcesine "Senin bugün istemen vardır nereye gidersin "diye konuşan Ayten hanıma döndüm. Hanım dememin sebebi benden büyük olmasıydı yoksa bir hanımlığını görmemiştim.

Yüzüne buz gibi soğuk ve sert sesimle" bu seni ilgilendirmez Ayten Hanım, burda bir şey diyecek biri varsa o babam ya da abilerim olur sen değil "

"Benimle nasıl konuşursun sen Anan sayılırım ben" dedi öfkeli bir sesle .

Bakışlarım donuklaştı" sakın ama sakın bi daha bana annem olduğunu ima etme çünkü sen benim annem değilsin ve olmayı da haketmiyorsun "dedim tiksintiyle.

Annem onun yüzünden defalarca acı çekip ağlamıştı , dışlanmıştı , adı çıkmıştı. Başımıza bir sürü şey gelmişti onun yüzünden .

Mithat abim onun yüzünden ölümden dönmüştü.

Şimdi benden bu yaptıklarına rağmen onu annem olarak kabul etmemi istemesindi çünkü böyle bir şey istemeye hakkı yoktu .

"Kızım haklı Ayten bu seni ilgilendirmez o yüzden bu konu hakkında konuşma bi daha "dedi babam .

"Neyse hepinize görüşürüz baba,abilerim ,yengelerim ve yeğenlerim "dedim ne kadar çok kişiyiz lan biz .

Konakta çıkıp arabama bindim ve karargaha doğru sürmeye başladım.

Karargaha gelince kimliğimi gösterip girdim. Arabayı park edip indim yine dünkü bakışlarla karşılaşmıştım . Askerler arabama hem hayranlık hem de şaşkınlıkla bakiyorlardı . Çünkü plaka Rezan asiretine aitti .

Hiç kimsenin bakışını umursamadan dün öğrendiğim albayın odasına gelince kapısını çalıp girdim.

"Üsteğmen Heja Rezan /Mardin /emredin komutanım "diye tekmil verdim "rahat asker otur "diyince oturmadım "bu bir emirdir asker otur "diyince oturdum.

"Şimdi seni neden çağırdığımı merak ediyorsundur" diyen albayla "evet komutanım" dedim .

"Asmar konağına ve aşiretine girebilmek için yol arıyorduk çünkü Asmar aşiretinde teröre yardım eden kişiler var , ordaki istihbaratçımız tek başına yapamadığını söyledi bize ona yardım edecek birini daha doğrusu şüphe çekmeden içeri aileye girebilecek birini arıyorduk . Sen dün beni aradığında durumu üstlere bildirdim . Onlarda senin girmeni istediler . "

"Komutanım ben İstihbaratçı değilim siz de biliyorsunuz "

"Evet İstihbaratçı olmadığını biliyorum ama oraya senden başka kimse şüphe çekmeden giremez. Sen onların gelini olarak gireceksin o konakla beraber aşirete ve oradaki İstihbaratçımız ile bize bilgi toplayıp aktaracaksın ."

"Anladım komutanım, peki İstihbaratçı kim" diye sordum büyük bir merakla .

"Agah Asmar "

"Ne ! "dedim şaşkınlıkla, insan kendi evinde ve aşiretinde istihbarçılık mı yapar diye sordum icimden kendime

"Şaşırdığını biliyorum ,insan kendi evinde neden İstihbaratçı olup, yardım ister diye düşünüyorsundur ama onun İstihbaratçı olduğunu hatta asker olduğunu bile sadece biz biliyoruz . Ailesi bilmiyor . Yardım istemesinin nedeni de sakat olması. "

"Sakat mı "dedim şaşkınlıkla .

"Bilmiyor muydun "diye o da sordu şaşkınca

"Hayır komutanım "

"Kendisi asker olduktan 2 ay sonra merdivenlerden yuvarlandığı için sakat kaldı ve psikolojik olarak konuşamıyor .

Bilgisayardan istihbaratçılar icin yapılan uygulamadan bize bilgi gönderiyor , ordakileri kimin yönettiğini biliyoruz ama yardım eden kişileri bilmiyoruz ,sen orda onun giremediği yerlere gireceksin ve bulduğun şeyleri bize aktaracaksın .

Bir taşla iki kuş vuracaksın hem abinin canını kurtaracaksın hem de ülkeni koruyacaksın bu süreçte asker kimliğini gizli tutacaksın "diye kalkan albayla ben de kalktım.

Yıllardır düşman asiretimiz olan aşiretin konaginda terörist olması hiç beklemediğim bir şey di .

"Dediklerimi anladın mı asker" diyen albayla hemen "anladım komutanım" dedim

"Kalan bir kaç şey daha var onlar sonra sana söylenecek anlaşıldımı "diyince anlasildi komutanım diye cevap verdim ifadesiz sesimle. Albayda çıkabilirsin asker dediğinde selam verip odadan çıktım.

...

Karargahtan çıkınca bir kafeye gidip bir kahve içmiş ve akşam olacak isteme için elbise almıştım. Elbise'nin nasıl olacağına karar veremediğim için yengemleri görüntülü arayıp onlara sormuştum ama keşke sormasaydım demiştim içimden, çünkü seçtikleri elbiseler bana çok zıttı. Seçtikleri şeyler anca nikahta ya da düğünde giyeceğim tarzdaydı.

Onlardan bir şey çıkmayacağını anladığımda kendi başıma krem renginde kolları balon kol üzerinde inci olan dizlerimin bir karış altında biten bir tül elbise seçmiştim . (İstediğim gibi bulamadım, o yüzdenfoto koymadım )

Altına da bantlı bir topuklu ayakkabı almıştım.

Eve geçince herkesin koşuşturarak hazırlık yaptığını gördüm.

Elinde meyve suyu bardağı ile avluda oturan berav yengemi görünce

"Yenge "diyerek seslenip yanına geçtim. "Hoşgeldin görümcem "dedi " hoşbuldum canım yengem ve Aden'im" dedim ve elimle karnını okşadım . Kız yeğenim olacaktı .

"Kıskanıyorum ama" diyip bizim yanımıza oturdu Semra yengem.

"Kıskanma kıskanma sende benim canımsın . ben ikinizi de severim merak etmeyin ama şimdi yemek yemem lazım çok açım" diyip kalktım ve Semra yengemin karnını okşayıp" görüşürüz küçük Rezan" diğer elimle de Berav yengemin karnını okşayıp "görüşürüz Aden'im" dedim

Mutfağa geçip bir şeyler yedim ve odama çıktım.

Benden sonra kapı destursuzca açılıp içeri Ceylan ve Verda girdi

"Kapı çalmak nedir bilmiyor musunuz "diyince Verda "bilmiyoz dotmam (amca kızı )"

"Bırak kapıyı falan da sen niye hala hazır değilsin , misafirler gelir iki saate " diyen Ceylan'a cevap verdim.

"Elbisem yoktu ,almaya gittim az önce geldim "

"Tamam hadi geç duş al biz seni bekliyoruz "dediklerinde başımı tamam anlamında sallayıp kendime iç çamaşır takımı alıp banyoya girdim .

Hızlıca üzerimi çıkarıp 5 dakika da duş aldım meslek gereği alışmıştım bu kadar kısa sürede işlerimi halletmeye.

Aldıklarımı giyip üzerime de bornozu giyip çıktım .

"Kız ne çabuk çıktın ben en az yarım saat kalıyom" diye şaşkın bir sesle konuştu Ceylan .

"Meslek sırrı diyelim"

Anlamadığını belli eden sesiyle" nasıl "

Elimi geçiştirircesine sallayıp" boş ver "dedim .

Sonrası hızlı gelişmişti hızlıca saçımı dağınık bir topuz yapıp yüzüme sade bir makyaj yapmıştık .

1,5 saatte kızlarla hazırlanıp inmiştik.

Babamlar ve amcamlar daha beni fark etmemişti yeni fark ettiğim detay da mithat abimin gelmiş olmasıydı. Abim başını merdivenlere çevirince beni gördü.

"Baba ben hayal mi görüyorum yoksa bu gelen heja mı "diye sesinden şaşkınlık hem de hayranlık akan Mithat abimin sesiyle diğerleri de beni fark etmişti.

Abime doğru hızlıca yürüyüp sarıldım .oda beklemeden elleriyle belimi sarmalamıştı .

"Güzelim sen ne zaman geldin ,benim niye haberim yok"

"Dün geldim abi ama sen yoktun bende sana sürpriz yapmak istedim o yüzden kimsenin sana haber vermesini istemedim" . Başımdan öpüp "cok güzel bir sürpriz oldu" dedi ve ayrıldık üstümü tekrar süzüp "çok güzel olmuşsun bir yere mi gidiyorsun "dediğinde

"Sadece şimdi mi güzel olmuşum "dedim trip atacağımın habercisi olan sesimle

"Hayır güzelim sen hep güzelsin de bugün ayrı bir güzel olmuşsun onu diyorum" dedi.

"Bugün istemem var abi "dememle kal geldi abime.

"Kızım ne istemesi sen evlilik için gelmedin değil mi buraya" diye sordu garibim bilmiyordu olanları babam onun kız kaçırma konusundan haberinin olmadığını söylemişti .

"Hayır abi o yüzden gelmedim tabi ki de "

"Kızım o zman isteme ne alaka "dedi

"Ne alaka olacak Diyar efendi kız kaçırdı Asmar'lardan Heja da ve Agah ile berdel oldu . "Diyen kuzenim Rohat'la Mithat abimin Diyar abime yumruk atması bir oldu .

"Lan sen nasıl böyle bir şey yaparsın Heja'yı hiç mi düşünmedin" diye hiddetle bağırdı.

Diyar abim karşılık vermeyip Mithat abimin yüzüne yumruk atmasına izin veriyordu .

Babam "Mithat bırak abini "diye bağırınca abim onu duymadı. Babam bu kez daha güçlü bir şekilde "Mithat" diyince abimler zor bela onları ayırdılar.

"Niye yaptın lan böyle bir şeyi niye "diye tekrardan Diyar abime bağırdı .

"Lan ben ister miydim kız kardeşimi berdele kurban etmeyi ha ister miydim ölümü kabul ettim lan ben şimdi sanki isteyerek onu berdelle evlendiriyormusum gibi davranma" deyip gitti .

Mithat abimde onun arkasından gidince herkes sanki az önce hiç bir sey yaşanmamış gibi davranmaya başladı, normal değildik hem de hiç.

"Çok güzel olmuşsun gulâmın " diyip alnımdan öpmüştü Mervan abim.

"Baba Heja'yı kaçıralım biz en iyisi , ortalık durulunca da geri çıkar ortaya " diyen Mervan abime babam da katılıp "haklısın oğlum bence de öyle yapalım" dedi .

"Haklısın abi" diyip başımdan öptü Devran abim

"Kızım çok güzel olmuşsun ,keske böyle bir şekilde olmasaydı" diyip alnımdan öptü.

"Baba demekki kaderimizde böyle yazıyormuş "dedim üzgün bir sesle.

"Güzelim sen istersen şimdi hayır de bu berdel zırvalığını bitiririz biz "

"Abi gerek yok berdeli bozarsanız kan davası başlayacağını burdaki Herkes biliyor". Deyince başını eğdi. Kan davası başlarsa her yıl iki aileden de iki kişi öldürülürdü buna gerek yoktu .

Kapı çalınca hepimiz aşağı indik

Az önce gelmişlerdi ve ben evleneceğim adamı ilk defa görüyordum ama adam mı yoksa afet-ül devran mı olduğuna pek karar verememiştim çünkü felaket derece yakışıklıydı .

Büyük oturma odasına geçti herkes en az 30 kişi gelmişti üstüne birde baba tarafı da gelmişti .

Babam ve Şiyar ağa karşı karşıya oturdular.

"Nasılsınız Zinar ağa "

"İyi diyelim iyi olsun siz nasılsınız "

"Bizde iyiyiz keşke bu durumlar olmasaydı daha iyi olabilirdik ama "

"Haklısın Şiyar ağa " onlar sohbete girince ben

Herkes kendi halinde sohbet ediyordu karşımda sanki düşman aşiretler değilde dost asiretler duruyordu .

Halam artık kahveleri yapmam gerektiğini işaret edince yerimden kalkıp mutfağa gittim . İçimde heyecan vardı ama biraz.

Mutfağa geçip kahveleri yapmaya başladım arkamdan rojbin , kuzenim Ceylan ve Verda da gelmişti.

"Abinin bir rahatsızlığı var mı ona göre yapacağım kahvesini "diye sordum rojbin'e başını olumsuz anlamda salladı.

Bende hızlıca diğer kahveleri yapıp en son Agah'ın kahvesine yapıp bir kaşık tuz ekledim .

"Yenge niye başka şeyler koymadın ya ,abimin tepkisini merak ediyordum ben" diyen rojbine döndüm.

"Yeterince tuzlu adamı mide fesadından kaybetmeyelim" diyince rojbin de başını salladı .

"Oy müstakbel kocasına da kıyamazmış" diyen Verda'ya ters ters bakınca hemen ağzına hayali bir fermuar çekti.

Kahveleri Ceylan ve Verda dağıtacaktı diğerlerine ben sadece Asmar ailesinin büyüklerine ve Agah'a verecektim . Öyle olması güzel olmuştu ,hiç elimde tepsiyle tüm odayı turlayamazdım .

Önde ben arkamda Ceylan onun arkasında Verda vardı . Üstümde az da olsa heyecan vardı sürekli istemem olmuyordu sonuçta az da olsa yine de heyecan olsun yani.

Misafirlerin oturduğu büyük salona gelince derin bir nefes alarak içeri bir adım attım. İlk büyüklere yani siyar ağa'ya ,Aysel hanım'a ,babama, Ayten hanım'a vermiştim ve en son Agah'a vermiştim .

Herkes onun yüzüne bakınca biraz gerilsede kahveyi bir dikişte içmişti . Rojbin ona kocaman olmuş gözlerle bakıyordu. Agah ona bakan rojbin'e göz kırpıp önüne döndü.

"Kahvelerimizi de içtiğimize göre gelelim sebebi ziyaretimize" diyen Şiyar ağaya döndü tüm bakışlar. Babam tekrar bana çaresizce bakıp Şiyar ağaya döndü ve başını olumlu anlamda salladı .

Şiyar ağa da söze girip konuşmaya başladı "Allah'ın emri peygamberin kavliyle kızınız Heja'yı oğlumuz Agah'a istiyoruz "dedi

Babam içli bir nefes alıp" verdim" dedi içi yanıyordu biliyordum bunu .

"İki taraf için de hayırlı olsun" dedi Şiyar ağa.

Herkes ayağa kalkınca içeriye elinde yüzüklerin olduğu tepsi ile Esma abla girdi .

Ben ile Agah yan yana geçtik ve yüzüklerimiz, bundan sonra yeni bir hayata adım attığımızı simgeleyen yüzüklerimiz babam tarafından sol elimize takıldı. Babam bu evliliğin olmasını ne kadar istemesede mutlu ve huzurlu bir birliktelik olması için dua ederek kurdeleyi kesti . Herkes alkışlamaya başlayınca ikimizde sırayla büyüklerin ellerini öptük.

Biraz sonra imam da gelmişti ve bizde dini nikahı kıymak için abdest almıştık benim şahidim Mervan abim Agah'ın şahidi ise kardeşi Berat'tı .

Nikahımız kıyıldıktan sonra Agah bana ilk defa dokunarak alnımdan öpmüştü . Öpücüğün ve verdiği farklı hissiyatın etksiyle gözlerim kapanmıştı daha önce Furkan da alnımdan öpmüştü ama onda hiç öyle hissetmemiştim. Rahatsızlık değildi hissettiğim şey daha çok huzur du sanki .

İmam gidince biz de herkesin oturduğu odaya geçmiştik.

Sonra da bir sürü altın takılmıştı Esma abla , Narin ,Rojbin ,Agah'ın halaları, teyzeleri ve yengeleri tarafından Esma abla 10 burma bilezik ve 4 tane altın mega bilezik, Narin 4 mega bilezik 2 yüzük, 2 kelepçe ,Rojbin de bir tane altın set , Amine hanım altın kemer ,10 bilezik ,5 yüzük.

Keriman hanım 1 hint seti , akıtma, 2 metre uzunluğunda bir zincir , 3 yüzük , Hatun hanım Trabzon set , 1 malxerab ve 5 tane altın yüzük, Aysel hanım 5'i bir yerde , 10 tane burma bilezik, 2 set ve altın bileklik takmıştı . Yengeleri ve teyzeleri de bunlara benzer şeyler takmıştı.

Lan bunlar istemede bu kadar taktılarsa düğün de ne kadar takarlar düşünemiyorum .

Ben neredeyse üzerimdeki ağırlıkta yığılacakmış gibi abimlere ben öldüm, ben bittim bakışları atıyordum ama onlar bana yardımcı olmak yerine daha çok sırıtıyorlardı .

Hain abiler , görürsünüz siz, sizi abilikten red edicem, sizin kardeşiniz üzerinde kilolarca maden ile önünüzde duruyor ama siz gülüyorsunuz .

Şiyar ağa "yarın çeyiz alışverişine gider kadınlar Heja için, her şeyin usulüne göre olmasını istiyor Agah "deyince şaşkınca Agah'a döndüm.

Elindeki yüzükle dalgınca oynuyordu ve sanki benim ona baktığımı hissetmiş gibi bana dönmüştü. Bana göz kırpıp önüne döndü ve tekrar yüzükle oynamaya başladı.

Bölüm nasıldı?

Agah'ın asker olmasını bekleyenler ?

Heja'ya takılan altınlar?

Bölüm hakkında düşünceleriniz?

Bölüm sonu

8 yorum