Benim hayatım cehennemdi…
Hatta dünyanın en kötü cehennemiydi…
Bir kızın hayatı ne kadar kötü olabilirdi ki?
Benim hayatım cehennemdi.
Hatta dünyanın en kötü cehennemiydi.
Evet, her zaman ki gibi ağlayıp annemin fotoğraflarına bakıyorum. O melekti. O güzel melek artık çok uzağımdaydı. O dünyanın en güzel meleğiydi, artık gerçek melek olmuştu. Ben onu görmüyor, hissetmiyor ve daha fazlası.
Eminim ki o beni görüyor, hissediyor belki daha fazlası ama ben bunların hiç birini yapamıyorum…
Çok erkendi hatta fazla erkendi gitmesi için…
Babam olacak o şerefsiz onu erkenden yok etmişti…
Ama o ise onların hiç birini hak etmemişti…
Bizim bedenlerimiz ayrı olabilir ama ruhlarımız aynı…
Bu hayatta o gittikten sonra tek bunu biliyor ve inanıyordum. O gittikten sonra benim hayatım, mutluluğum, huzurum, güvencem ve dile gelemeyecek birçok duygumda onunla beraber gitmişti.
Onu benden alan şerefsiz adam benden sadece onu değil, bunları da almıştı.
Ağlamaktan yine gözlerim şişmişti. Göz pınarlarım da bir damla gözyaşı yoktu. O gittikten sonra gözlerimde ne bir damla yaş, kalbimde ne bir sevgi kalmıştı.
Her zaman böyle bir kızdım. Bundan sonra da bu karanlık hattımda da böyle bir kız olarak devam edecektim.
Benim hayatım o gittikten sonra cehenneme dönmüştü.
Benim hayatımda ki cennetimi annemi alarak cehenneme çevirmişlerdi.
Bunu başarmışlardı. Hatta bunu en yakınım olan babam yapmıştı. Annemi benden aldıktan sonra hayatımdaki en küçük cennetimi cehenneme çevirmişti.
Benim o cehennemimi artık cennete çevirecek olan kimse yoktu. Kimse de olmayacaktı.
Hayatı cennet gibi olan bir kızın cehenneme çevirdikten sonra kimse o kızın hayatını cennete çeviremezdi. Bunu yapabilecek kimse yoktu. Kendimi bu şekilde avutuyor muydum? Bilmiyordum ama kimse yoktu.
Olabilirdi ama benim hayatımı çeviremezdi bu netti.
Kapının çalmasıyla yerimden sıçramam bir olmuştu. Kapıyı her zaman ki gibi sert ve güçlü bir şekilde vurmuştu ama ben annemin fotoğraflarına o kadar dalmıştım ki yerimden sıçramıştım. Evet, o babam denilen pislik herif eve gelmişti. Ama kesin içmişte gelmiştir. Gözlerimdeki o yaşları silip, annemim fotoğraflarını saklamıştım. Koşar adımlarla merdivenden indim.
Kapıyı açtığımda onun o iğrenç yüzünü görmüştüm. Tahminim doğru çıkmıştı içmişte gelmişti. O lanet olası olacak babam yine her zaman ki gibi eve içmişte gelmişti. O içecek parayı nereden buluyor hiç bilmiyordum.
‘Hoş geldin baba’
‘Hiç hoş bulmadık ya’
‘Ne oldu baba ya niye öyle diyorsun’
Dememle yanağımda bir acı hissetmem bir olmuştu. O acıyla da yere serilmiştim. Evet, her zamanki gibi bana tokat atmıştı.
‘BANA KARŞI GELMİYECEKSİN DEMEDİM Mİ SANA’
‘Çok özür dilerim baba’
‘HALA KONUŞUYOR GİT BANA BİR KAHVE YAP BAŞ BELESI. Anneni öldürürken seni niye öldürmedim ki ben ya bari ikinizden de kurtulmuş olurdum’
Bu sözleri karşısında kalbimde bir acı ve öfke hissetmiştim. O annemin ölümü hakkında böyle sözler söylemeyi nasıl cüret ederdi ki?
Hemen düştüğüm yerden kalktım ve mutfağa gittim. Ona kahve yapmaya başlamıştım. Ben ona kahve yaparken o lanet olası adam görüş açıma girmişti. Koltuğa yayılmış bacağını bacak üstüne atmış ağa gibi oturuyordu. Görende ağa zanneder bu salak adamı.
Ona kahve yaparken yanımda uyku ilacı vardı. Onun kahvesine katmayı düşünüyordum. Öylede yapacaktım. Kahveyi koyarken uyku ilacını da karıştırmıştım.
Fincanı babama götürüp önüne koymuştum.
‘Afiyet olsun baba’
‘Pek te afiyet olmuyor ama neyse’
Kahvesinden bir yudum almıştı. O uyku ilacını anlayacak zannediyordum ama zannetmem gibi olmamıştı. Sonun da kahvesini bitirmişti.
Kahvesini içtikten sonra koltuğa yayılması uzun sürmedi. Babamın uyumasıyla odama çıkıp annemin fotoğraflarına bakmaya başladım. Ağladığım çok belli olmasın diye makyaj masama geçip makyaj yapmaya başladım. Üstümdeki kıyafetleri değiştirip kırmızı yırtmaçlı bir elbise giymiştim. Aynada son kez kendime bakarak güzel olduğumu onayladım. Merdivenlerden aşağı inerken zil çaldı. Kapının deliğinden baktığımda ise birkaç adam gördüm. Hislerime göre gözümde güneş gözlüğü olan patronlarıydı. Kapıyı açıp açmamak arasında kararsız kaldım. O sırada salondan babam çıktı.
‘Niye açmıyorsun!’ diye bağırdı.
Bir anda bağırmasıyla yerimden sıçramıştım. Bu adamın hiç bu kadar erken uyanacağını düşünmemiştim. Babama boş gözlerle bakarken
‘Niye bana boş boş bakıyorsun!’ diye bağırdı.
Bu bağırmasıyla babama boş gözlerle bakmayı kesmiştim. Babam beni kolumdan sertçe tutarak kapıdan uzaklaştırdı. Babam beni kapıdan uzaklaştırdıktan sonra karşısında gören adamlara gelişi güzel bir küfür savurmuştu.
Adam birden ‘Beni içeri almıyor musun Osman bey’ dedi ve içeri geçti.
Gözleri hemen beni buldu ve dudakları yukarı doğru kıvrıldı. Babam adamları içeri geçmesi için yol verdi. İçeri geçip oturduğumuzda adamın gözleri benden hiç ayrılmıyordu. Adamın o bakışları karşısında suratına bir tane çarpasım vardı. Ciddiyim bunu yapabilecek durumdaydım. Babamın bana seslenmesiyle babama bakmıştım.
‘Zeynep kalk bize 2 tane sade kahve yap ‘ demişti.
Babamın emriyle beklediğim yerden mutfağa doğru yönelmiştim. Kahveleri hazırlarken belimde bir el hissetmiştim. Sanki arkadan biri bana sarılıyormuş gibiydi. Arkama dönmemle gelen adamların patronunu görmemle şok geçirmiştim. Bu adam ne hakla bana dokunuyordu hiç anlamıyordum.
Adamın açıklamasına izin vermeyerek tokadı indirmiştim.
İlk defa bir adama vurmuştum. Bu adamda patronun tekiydi…