İçeriğe geç

Aşk Uğruna-Texting

Bölüm 3 · 7 dk okuma

Aşk Uğruna-Texting

Bölüm 3

3.Bölüm

Son mesajı atmamın üzerinden üç gün geçmesine rağmen hala ses seda yoktu. Eğer cevap yazsaydı ona Şeker'den bahsederdim ama şimdi hiç canım istemiyordu. Konuşmamızı baştan okuduğumda aslında her yöne çekilecek bir konu olduğunu fark etmiştim ve bunu da düzeltmeyi düşünmüyordum.

Bugün salonda dersim vardı ve yaklaşık bir saatlik derslerdi ve üç parttı. Sabah erkenden yaptığım yürüyüşün ardından salona gelmiş, ortamı hazırlamıştım, kendi konfor alanımı hazır etmeliydim. Her ne kadar bazı kişiler için kokular bir anlam ifade etmese de benim için çok anlamlıydı. Birkaç tane mumu yakıp bıraktım, ardından tütsüyü alanda gezdirdim. Henüz kimse gelmemişti ve ben kimse gelmeden hazırdım. Kendi yerime oturup esneme hareketleri ile başladım. Bedenimi öne doğru eğdiğimde gözlerimi de kapattım. Son zamanlarda plansız yaşamaya başladığımı fark etmiştim, öncesinde ne yapacağımı nasıl olacağını dakikalarca düşünen birisi iken bir anda her şeyi arkasına atan ve nasıl olsa halledilir diyen birisi olmuştum sanki. Tabi ki bu süreç en çok gene beni yormuştu. Neticede alışık olduğun bir düzeni bozmak zor bir karardı. Vücudumu eski konumuna getirdim ve ellerimi yukarıya doğru kaldırıp esnettim, o sırada içeriye birisinin girdiğini hissedip gözümü açtığımda yanılmadığımı fark ettim. Gelen Nilay'dı.

"Geç mi kaldım?" Şaşırmıştım, onunla zaten evde devam ediyorduk ve onu burada hiç beklemiyordum.

"Yok hayır ben herkes gelene kadar.." başımı iki yana salladım. "Senin ne işin var burada?" Hemen çaprazımdaki yoga matına oturdu.

"Lütfen beni anla." dedi elini saçlarına götürerek. "Ben tek başıma doğru dürüst egzersiz, yoga ya da adı her neyse yapamıyorum. Haftanın iki günü sana geliyorum zaten üç gün de buradayım diğer iki gün ise kendi kendime takılıyorum."

"Benim burada olduğumu nereden biliyorsun peki?"

"Ben zaten buraya bir ara geliyordum seninle tanışmadan önce ama istediğim gibi olmuyordu bir şey eksikti sanki." Bakışları salonda gezindi, etrafına bakındı. Nilay güzel bir kızdı, gayet formundaydı, yaşadığı bir takım psikolojik sorunlar sonucunda kendince bir uğraş bulmuştu ya da bulduğunu sanıyordu. "Tütsü mesela ya da enerji." Anladığımı belirtmek için başımı salladım.

"Benim nasıl ilerlediğimi zaten biliyorsun aynen devam edeceğim." O da beni onayladığı esnada telefonuma bildirim geldi. Telefonumu elime alıp gelen mesaja baktım.

0534*******: Babası olarak?

0534*******: nasıl babası olarak?

0534*******: benim seninle nasıl bir münasebetim oldu da birisinin babası oldum?

Güz: sakiiin.

0534*******: ne sakin ya ben kaç gündür enine boyuna düşünüyorum.

0534*******: eğer sen sadece o gün gördüysen beni öyle bir sey olması imkansız çünkü o gece nerede olduğumu hatırlıyorum.

Güz: ay tamam.

0534*******: biz seninle önce mi tanıştık?

0534*******: ben sana unutulmayacak bir gün mü yaşattım?

Güz: biz seninle tanışmadık.

Güz: sen bana unutmayacağım bir an yaşattın ama bu seni ilk gördüğüm andı.

0534*******: nasıl lan o zaman?

Mesajına cevap vermeye hazırladığımda salonun biraz daha dolduğunu fark ettim ve elimdeki telefonu istemesem de bıraktım. Toplam 7 kişiydik ve şuan sadece bir kişi eksikti. Saate baktım henüz başlamaya beş dakika vardı.

"Hoş geldiniz." Herkes mırıltılar eşliğinde cevap verdi ve o esnada beklediğimiz son kişi de geldi. Yerine oturduğunda seansımıza başladım. Ses sisteminden açtığım müzik içeriye yayılırken konuşmaya başladım.

"Gözlerinizi kapatın ve derin bir nefes alın." Gözlerimi onlar ile birlikte kapattım, derin bir nefes aldım. "Vücudunuz çok esnek olduğunu hayal edin ve ellerinizi havaya kaldırın ve bedeninizi kaldırmadan ellerinizi ulaşabileceği son yere kadar uzatın." Bir yandan komutlari veriyor bir yandan da onlara eşlik ediyordum.

Geçen haftalarda bir arkadaşımın düğünü vardı ve son ana kadar gidip gitmeme konusunda kararsızdım çünkü bazı insanlara siz ne kadar iyi olursanız olun onlar her zaman kötü olandır, verdiğiniz değeri bir paçavra gibi kullanır ve sizi hiçe sayar. O yüzden ona karşı son zamanlarda çok nötrdüm, Ece de gitmek için ısrar edince gitmiştik. Kapıya yakın bir masada oturuyorduk ve o esnada gözüme takıldı birisi, o birisi o kadar rahat ve özgüvenli hareket ediyordu ki..

"Şimdi kendimizi sakin bir yerde hayal ediyoruz, ellerimizi iki yana açmış bir haldeyiz ve bize karşı gelecek olan her şeye hazırız."

Telefonla konuşarak salonun dışına doğru yürüyordu, üzerindeki takım elbise ona o kadar yakışmıştı ki attığı her adımı bana doğru atılmış bir adım olarak saymıştım. Uzun boyluydu hatta muhtemelen yan yana dursak ancak onun göğsüne gelirdim o da gelirsem. Keskin yüz hatları vardı ve çok sert bir mizacı.

"Derin nefes alıyoruz ve aldığımız her nefeste vücudumuzun esnekliğini hissediyoruz. Şimdi bedenimizi öne doğru eğiyoruz."

Geriye dönüp baksaydı eğer görürdü belki beni ama o kadar görmeden ve aceleyle gitti ki. Birkaç dakika sonra bir arkadaşıma sordum onu, sonra birisine daha, birisine de. O düğünden ayrılmadan önce bulduğum telefon numarasına sıkıca tutunmuştum. Aşık değildim, hayır kesinlikle aşık değildim.

"Vücudumuzu eski konumuna getirelim ve sağ ayağımızı öne doğru itip ayağımıza doğru eğilelim bu sefer." Dakikalar süren seansın sonuna geldiğimde gözlerimi açtım. Terlemiştim. "Bugünlük bu kadar arkadaşlar, çarşamba günü diğer seansımızda görüşmek üzere." salon tek tek boşalırken geriye tek Nilay kaldı. Eşyaların toplayıp karşımda durdu.

"Kahve içelim mi ya da başka bir şey?" başımı önce iki yana salladım, vaktim vardı ama kahve içmeye gidecek vaktim yoktu.

"Bir buçuk saat sonra diğer seans başlayacak sonra da bir sonraki, terliyim hem."

"Kendini çok yorma o zaman." dedi hafif sitemli çıkan sesiyle, gülümsedim. "Sana çok ihtiyacım var Güz biliyorsun." salondan çıkacağı an kolundan tuttum.

"İçelim kahve ama burada." dedim salonu göstererek. Kararımı değiştirmemdeki neden Nilay'ın sürekli bana kendini samimiyetle açmasıydı ama ben ona karşı çok serttim. Bunu biraz kırmak istedim sanırım.

"Sen otur o zaman ben hemen iki kahve kapıp geleyim." Biraz ilerideki kantine ilerledim. Büyük bir spor salonuydu, üst kat ve alt kat daha gelişmiş bir haldeyken orta kat daha sakindi. Genelde basit egzersizler vb. şeyler bu alanda yapılıyordu. Kantinden aldığım iki kahve ile geri döndüğümde çalan telefonum dikkatimi çekti. Elimdeki kahvenin birisini Nilay'a uzattım.

"Bu ikinci arayışı." dedi Nilay eliyle telefonumu göstererek. Telefonumu elime aldığım an arama durdu. Gelen birkaç mesaj ona aitti ve iki aramanın da sahibi oydu. Mesajları açtım.

0534*******: Ben yeminle sakin bir adam değilim ama ne hikmetse senden gelecek iki kelimenin peşine düştüm.

0534*******: kendime de anlam veremiyorum ben kendimden eminim ama tutuşmuş gibi dolanıyorum.

0534*******: bana bir açıklama yapman lazım, eğer şuan elim kolum bağlı duruyorsam bunun tek nedeni birbirine emanet olanları tehlikeye atmamak..

Kaşlarımı çattım, tamam babası olayı biraz da benim istememle yanlış anlaşılmıştı ama birbirine emanet olanları tehlikeye atmak ne demekti. Gergince saçlarımı ensemden uzaklaştırdım, hızla mesaj yazdım.

Güz: O ne demek?

Güz: Birbirine emanet olanları tehlikeye atmamak ne demek?

Birkaç dakikalık bekleyişimin ardından mesajımı gördü ve hemen yazmaya başladı.

0534*******: benim hakkımda yeteri kadar bilgiye sahip değilsin o zaman sen.

Güz: hiçbir zaman seni tanıyorum demedim.

0534*******: ama birisinin babasısın diyorsun?

Güz: bunu daha ne kadar uzatmayı düşünüyorsun.

0534*******: sen doğruları söylediğinde uzatmayı keseceğim.

Güz: Tamam sen önce ne demek istediğini açıkla bende açıklayacağım hemen

0534*******: benim ne iş yaptığımı gerçekten bilmiyor musun?

Güz: İşin mi ya ben senin daha adını bilmiyorum Allah aşkına ne işi?

mesajı gönderdikten sonra başımı telefondan kaldırdım, endişeli ve nedense panik bir haldeydim. Nilay ile göz göze geldik.

"İyi olduğuna emin misin?" benim hep neşeli ve delidolu hallerime alışkın olmasından sebep yadırgıyordu sanırım.

"İyiyim sorun yok." telefonu tekrar yere bıraktım. "Sende durumlar nasıl, okula tekrar döndün mü?"

"Hayır, hayır. "başını iki yana salladı hızla. "Okul benim görmek istediğim son yer arasına dahi giremez bak o kadar diyorum." kahkaha atınca bende ona gülümseyerek eşlik ettim, sonra kahkahası durdu ve yüzünde buruk bir tebessüm ile bana baktı. "Kızıyor musun bana?"

"Neden kızayım?" dedim anlam veremeyerek.

"Son zamanlarda sanki sırf sana sorun çıkartmak ister gibi sürekli karşına çıkıyorum ama yemin ederim bu seninle alakalı değil." elin savurdu geçiştirmek için "Ben son zamanlarda zor günler geçiriyorum ve inan ki seninle birlikte yoga yapmak bana iyi geliyor."

"Nilay, ben sana kızmıyorum, istediğin yerde istediğin zaman çalışabiliriz, senin iyileşmek için çaba gösterdiğinin de farkındayım." elimi dizine koydum. Telefonuma mesaj geldi. "Sen kendine bir çıkış yolu bulmaya çalışıyorsun ben senin elin tutarım her zaman." telefonuma tekrar mesaj geldi. Nilay başını salladı, gözleri ile telefonumu işaret etti.

"Hayırdır?" dedi çapkın bir gülümseme ile. "Senin telefonun bu kadar aktif olmazdı?"

"Biri var." dedim gözlerimi kaçırarak. O sırada içeriye giren birisinin sesi duyuldu.

"Nee?" dedi şaşkınlıkla. Bakışlarım kapıya kaydığında Ece'nin elinde su şişesi ile şaşkınca bana baktığını fark ettim.

"Ben de tam Nilay'a ilk itirafı Ece'ye yapmam daha doğru olur diyecektim." Ece dediklerimi duymadan neredeyse koşar adım yanımıza geldi ve Nilay'ın yanına oturdu.

"Ne demek biri var?"

"Sabahtan beri ha bire mesajlaşıyorlar." dedi Nilay, Ece'yi benim üstüme salarak. "Bir de yüzünde bir gülümseme var."

"Yaa sen bir de alık aşık mı oldun Güz?" Ece kocaman açtığı gözleriyle neredeyse kızarcasına konuşuyordu. "Kim ya bu gizli insan?"

"Şu gittiğimiz düğün vardı ya?" dediğimde hemen onayladı. "Hani ben birisin gördüm falan demiştim sana."

"Evet, masa masa dolaşmıştın." o an dank etmiş gibi şaşkınlığı katlandı. "Tanımadığın birisinin kim olduğunu bulmak için mi dolaştın sen?"

"Buldun mu?" diye sordu Nilay merakla ama sonra benim cevabımı beklemeden kendi sorusunu kendi cevapladı." Bulmuş, bulmuş. Yoksa kimle mesajlaşacak." telefonuma bir mesaj daha gelince üçümüzün de bakışları telefona kaydı. "Bence bir bak." dedi Nilay. Telefonumu elime aldığımda onlara bakmaktan kaçınıyordum. Ekranı açtım ve gönderdiği fotoğrafa tıkladım.

0534*******:

0534*******: Türk Silahlı Kuvvetleri personeliyim.

0534*******: Adım da Mert.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.