Cansu, yirmi üç yaşında, hayat dolu bir genç kadındı. Gözleri, gecenin karanlığında parlayan yıldızlar gibi ışıltılıydı ve gülümsemesi, etrafındaki her şeyi aydınlatan bir güneş gibi yayılıyordu. Güzelliği kadar cesur bir ruhu vardı; her zaman kendine güveniyor, hayatın zorluklarına karşı dimdik duruyordu. Ancak, kalbini kaplayan bir sır vardı. O sır, Kerem'le olan ilişkisini tehdit ediyordu. Kerem ise, Cansu'nun tam zıttıydı. Yirmi beş yaşında, hayatı ciddiye alan, sorumluluk sahibi bir adamdı. İşinde başarılı, ama duygusal anlamda bir o kadar kaygılıydı. Cansu ile karşılaştıklarında, aralarında bir çekim oluşmuştu; ama Kerem'in geçmişi ve Cansu'nun sakladığı sırlara dair bir şeyler vardı ki, bu çekimi sorgulamalarına sebep oluyordu. Bir akşam, iki genç, düzenli olarak bulundukları kafede buluşmuşlardı. Cansu, Kerem'in gözlerinde bir şeyler gördüğünde bir an için duraksadı. "Beni seviyor musun?" diye sordu, ama sorusunun ağırlığı odanın havasını değiştiriyordu. Kerem, gözlerini kaçırarak, "Bilmiyorum, Cansu. Belki de aşktan daha fazlası var aramızda," dedi. Tam o sırada, kafedeki garsonun dikkatini çeken bir kaza gerçekleşti. Bir masa devrildi, kahve döküldü ve bir çığlık yükseldi. Cansu ve Kerem, hızla kalkarak durumu kontrol etmeye koştular. Ama işlerin karmaşıklaşması sadece orada başlamıştı. Kaza, onların hayatını değiştirecek bir dizi olayı tetiklemişti. İkisinin de arabası hasar görmüştü ve Cansu, Kerem’le birlikte yola çıkmaya karar verdi. İkisi de birbirlerini daha iyi tanımak için bu fırsatı değerlendireceklerdi. Ancak yolda, bir gizemle karşılaştılar. Cansu, bir telefonun çalmasını duydu ve Kerem’in cebinden bir mesaj geldi. "Beni takip et, her şeyin sonu burada" yazıyordu. Kalbi hızla çarpan Cansu, Kerem'e döndü. "Bu ne demek?" diye sordu. Kerem, bir an için duraksadı. "Bilmiyorum, ama bu durumdan kurtulmamız gerekiyor," dedi. Cansu, içindeki korkuyu bastırarak, "Birlikte yapabiliriz," diye yanıtladı. İkisi de bir şeylerin yanlış gittiğini biliyorlardı, ama bu gizem onları birbirine daha da yakınlaştırmıştı. Her şeyi birlikte çözmek zorundaydılar. Yolda ilerlerken, Cansu’nun aklına bir düşünce geldi. "Belki de bu, bize hayatı ve aşkı yeniden keşfetme fırsatı sunuyor," dedi. Kerem, Cansu'nun cesaretine hayran kaldı ve "Evet, ama önce bu gizemi çözmeliyiz," dedi. İkisi de birbirlerine daha da bağlanarak, bu bilinmezliğin peşine düştüler. Ama her adımda karanlık sırların, geçmişin ve aşkın karmaşasının iç içe geçtiği bir yolculuğa çıktıklarından habersizlerdi. Cansu ve Kerem, hayatlarının belirsiz bir dönüm noktasında, aşkın sarhoşluğuna kapılmışlardı; ama bu sarhoşluğun ardında, her şeyin sonunu getirebilecek bir gizem saklıydı. Şimdi, hem aşkı hem de sırlarını çözme zamanı gelmişti.
Bölüm 1
Aşk Sarhoşu