İçeriğe geç

Aşk Kural Tanımaz

Bölüm 34 · 4 dk okuma

Aşk Kural Tanımaz

Bölüm 34

34. Bölüm final

Dolu gözlerimden birer damla yaş süzülmesini engellemek için gökyüzüne çevirdim bakışlarımı.

Daha birkaç gün öncesine kadar buradan gitmek için can atıyordum fakat iş veda vaktine geldiğinde hiç de sandığım kadar kolay bir şey olmadığını farketmiştim. Hasta haliyle yatağında yatan dedeme veda ederken ağlamamak için kendimi zor tutmuştum. Her ne kadar onu İstanbul'a gelmesi için ikna etmeye çalışsak da nafileydi. İnadı tutmuştu bi kere ölse gelmezdi bizimle.

Hüzünle eve kısa bir bakış attığımda anılarım film şeridi gibi gözlerimin önünden geçer oldu. Niye bu kadar duygusala bağlamıştım bilmiyordum.

Elimdeki valizi arabanın bagajına yerleştirirken Özgür, "Nergis." diye seslendi. Başımı kaldırıp sesin geldiği yöne baktığımda eliyle 'gel' işareti yaptı.

"Ne oldu?" diye sordum onun aksine yüksek sesle. "Gelsene buraya, gideceğiz şimdi. Bizimkileri bekliyorum."

"İki dakika gelir misin?" diye yanıt verdi, ısrarla. "Lütfen."

Bıkkınlıkla nefsimi dışarı verdiğimde çaprazımda duran Yiğit, "Bence bi git bak," dedi belli belirsiz gülümseyerek. "Belli ki önemli bir şey söyleyecek."

"Ay ne önemli şeyi, yine boş yapacak kesin." diye homurdanırken gitmek için doğruldum. "İki dakikaya geliyorum, bizimkilere söylersiniz." derken gözlerim Didem ve Yiğit arasında gidip geldi.

Beni onaylarcasına kafalarını salladıklarında sıkıntıyla oflayarak Özgür'e doğru adımlamaya başladım. Bir yandan da gözüm evin girişindeydi. Bizimkiler bizi görürse gider ayak tartışırlardı. Bunu istemiyordum.

"Ne oldu gel gel diye başımın etini yiyorsun?" diye homurdandım Özgür'ün yanına vardığımda. "Ne diyeceksen de."

"Burada olmaz, gel benimle." Elleriyle bileğimi kavrayıp beni evin arkasına doğru çekiştirdi.

"Özgür, dursana!" dedim bileğimi ondan kurtarmaya çalışırken. "Dur bi tamam geliyorum ya, ayaklarım var ya hani benim?"

Beni dinlemeyip evin arkasına vardığımızda bileğimdeki elleri gevşedi ve yüzüme baktı doğrudan. "Seni apar topar böyle buraya getirmek istemezdim ama sana söyleyeceklerim var Nergis." dedi, yavaşça.

"Ne gibi?" diye sordum ilgisiz bir tavırla. "Gittiğimizde söylerdin illa burada söylemen şart mı?"

"Şart." Derin bir nefes verip gözlerimin içine baktı. "Nergis," diyerek adımı zikretti fakat devamı gelmedi. Ne diyeceğini bilemiyormuş gibiydi. "Sen benim her şeyimsin, biliyorsun değil mi?"

"Her şeyin miyim?" diye sordum kaşlarımı çatarak anlamsız bir bakış atıp. "Öyle miyim? Benim niye bundan haberim yok?"

"Ne demek haberim yok, her şeyimsin tabiki kızım sen benim." derken bu kez o kaşlarını çatmıştı. "Aşk olsun."

"Senin ateşin falan mı var? Güneş mi geçti başına?" Elimi hızlıca alnına koyup ateşini ölçtüm. "Allah allah ateşin de yok ama.. Kıyamet falan mı kopacak yoksa?"

"

Alınıyorum ama," derken elimi itti. "Niye böyle tepki veriyorsun şimdi? Her şeyimsin dediysem her şeyimsin, uzatmasana."

"İyi, sustum."

Bana ters ters baktıktan sonra kendini toparladı ve derin bir nefes çekti içine. "Ben seninle büyüdüm, Nergis. Seninle serpildim, seninle öğrendim hayatı. Sen benim için düşman ailenin kızı değildin, çok daha ötesiydin. Hep öyle oldun. Seni önemsediğimi pek belli etmezdim. Ödüm kopardı senden nefret etmediğimi, aslında benim için çok önemli olduğunu anlama diye. Çocukluk işte. Gerçi çocukluk diyerek geçmem de doğru olmaz. Büyüsem de, kazık kadar adam da olsam sana olan tutumum hiç değişmedi."

"Özgür," diye araya girdim sertçe yutkunarak. "İyi güzel hoş da sen bana bunları neden söylüyorsun ki şimdi?"

"Dinle lütfen." dedi ve duraksadı. "Bugüne kadar seni çok üzdüm, çok kırdım Nergis. Farkındayım. Bazen saçmaladım, bazen çocukca hareketler yaptım. Duygularını hiçe saydım, robotmuşsun gibi davrandım. İçimde kopan fırtınaları sana yansıtmamak için elimden gelen her şeyi yaptım ama hepsini de elime yüzüme bulaştırdım."

Belli belirsiz gülümsedi ve ellerime uzandı elleri. "Dün biri bana bir tavsiye verdi," derken dudaklarını nemlendirip uzaklara daldı birkaç saniye. "Hislerinden kaçma dedi, sevdiğine karşı düşüncelerini içinde tutma dedi. Ben de onu yapmaya geldim."

Kalbim yerinden çıkacakmış gibi atarken Özgür'ün acı kahve gözleri gözlerimi buldu ve tek bir cümlesi, tüm dengemi altüst etmeye yetti.

"Seni seviyorum, Nergis."

Ayak uçlarımdan saç diplerime yayılan bir ürperti hissettim vücudumda. Nutkum tutulmuş vaziyette aval aval Özgür'ün suratına bakıyordum.

"Özgür.." diyecekken yeniden susturdu beni.

"Cesaretimi toplamışken bölme beni, lütfen." Alt dudağını ısırarak gözlerimin içine bakmaya devam etti. "Sana bunu söylemem ne kadar doğru, bilmiyorum. Sana karşı bir şeyler hissetmem ne kadar doğru, onu da bilmiyorum. Bildiğim tek şey seni seviyorum, Nergis. Hem de çok seviyorum. Biliyorum bir araya gelmemiz imkansız gibi bir şey ama denemekten zarar gelmez, öyle değil mi? Eğer sen bana bir adım atarsan, ben sana koşarım."

Ellerini ellerimden çekerken hiç beklemediğim bir anda geriye doğru adımladı ve dizlerinin üzerine çöktü. Arka cebinden çıkardığı yüzük kutusunu bana doğru uzatarak yavaşça araladı ve içindeki yüzükle karşı karşıya kaldım. Şok içinde Özgür'ün yüzüne bakarken, "Benimle evlenir misin yaban çiçeği?" diye sorması olduğum yerde kalakalmama sebebiyet verdi.

"Özgür," dedim titrekçe bir nefes vererek. "Sen...ciddi misin?"

"Hayatım boyunca en ciddi olduğum an bu an olabilir, yaban çiçeği." dedi o da yaptığına inanamazken. "Şuan hayatımda yaptığım en çılgın şeyi yapıyorum ve hemen cevap vermezsen buraya düşüp bayılacağım."

Ailemin aklım ermeye başladığında bana koyduğu ilk kural, Özgür'e aşık olmamaktı. Kaçınılmaz sona engel olmamı istemişlerdi hep benden. Ben de onların yüzünü kara çıkarmamak için hep kendimi dizginlemiş, hislerimi gizlemeye çalışmıştım. Özgür'e karşı içimde beslediğim sevgiyi nefretle örtbas etmiştim.

Aslına bakarsak bunu uzun bir süre başarmıştım da.

Fakat ailemin unuttuğu çok önemli bir detay vardı ki, Aşk Kural Tanımaz'dı.

Tüm her şeyi sildim. Ailemin bana söylediklerini sildim. Kuralları sildim. Hepsinin üzerini çizdim ve kendi hayatımı istediğim gibi yaşayabilmek için karşımda bir teklif bekleyen Özgür'e cevabımı verdim.

"Evet," dedim gözlerinin içine bakarak. "Seninle evlenirim, yaban domuzu."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.