İçeriğe geç

Aşk Köşesi |Yarı Texting

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Aşk Köşesi |Yarı Texting

Bölüm 1

1.BÖLÜM

Siz:Sence yaz köşesi mi?

Siz:Yoksa Siz:Kış köşesi mi?

Siz:Bence yaz

Siz:Hm ne dersin?

(Gönderildi:19:52)

Klavyenin yazdığı mesajlarla bakışıyordum şuan.

Evet,Evet kesinlikle klavye yazmıştı çünkü ben okullar arası olan ve bizim okulun basketbol takımında bulunan çocuğa yazmazdım.

Gerçekleştirdiğim eylemi tekrarlayınca stresten kendimi boğma dürtüsüyle kafamı yastığa bastırarak bağırdım.

Kapı bir anda açılınca kimin geldiğine bakmak için kafamı yastıktan kaldırdım.

Gelen abimdi.

"Ne var!"diye bağırmamla gıcık olduğunu anlamıştım.

O da beni sinir etmesindi canım ben ne yapabilirim.

"Ne bağrıyosun be!"diye resmen cırlamasıyla ben daha sinirlendim.

"Sanane ya sanane Allah Allah!"

"Bana bak Meva o yastığı alır seni o yastıkla boğarım."

Sakinleşmeye başlamış ve tehditlere geçmiştik bile.

"Boş konuşmaya mı geldin"

"Yok senin o sesini kısmaya geldim"

Diyerek bir anda üstüme yürümeye başladı.

Bende bana yaklaşmasın diye ayaklarımla havaya tekme atıyordum.Ancak nafile tekmelerimi yakalayıp beni yere doğru çekti.

Canımı acıtmıştı pislik.Şimdi sıra bendeydi.

"YAA! ANNEE!"

"KIZIN ÖLÜYOR ANNEE KOŞ!"diye bağırmamla annemin kapının önünde iki elinde birer terlik ile durması aynı zamanda oldu.

"Ne bu rezilliğiniz he ne?"diye sesini yükseltmesi ve elindeki terlikleri bize atması eş zamanlıydı.

Ancak kimsenin tahmin etmediği şey ise iki terliğinde abime isabet etmesi olmuştu.

"Hadi dağıttınız yerleri toplayın yavrularım"diyerek odadan çıktı annem.

Onun bu hallerine küçüklükten alışık olduğumuzdan bu da beklenenlerden ancak hiç şaşmayanlar arasındandı.

Abim ile birbirimize aynı anda baktığımızda hemen lafa girdim.

"Eğer bana karam veya Dido alırsan barışırız"

Sanki benim terlik hakkımı da o yememiş gibi şart koşuyordum birde.

"Ben sana diyor muyum bana şunu al,bunu al diye"Diyerek isyan bayraklarını çekmişti bile.

Ayağa kalkım yatağıma tekrardan otururken cevabımı da eksik etmedim.

"Valla abicim bana hava hoş nasıl olsa kart senin kartın ama yine de sen bilirsin"

"Sen adam olmazsın Efsun"diye söylenerek ayağa kalkıp kapıya yöneldi.

"Zaten" Gereken cevabı verdiğimde odadan çıktığını gördüm.

"Kapıyı kapat"

Sanki beni hiç duymamış gibi kapının arka tarafında bekliyordu.

"Kapıyı kapat"

Hâlâ orada bekliyordu.

"Kapıyı kapatır mısın?"dediğimde istediğimi yaptığın da insanı sinir hastası edebileceği aklıma geldi.

Aklıma tekrardan Utku'ya yazdığım gelince mesaj kutusuna girip baktım daha görmemişti.

Engelleyebileceği fikri şimdiden aklımı kemirmeye başlamıştı.

Acaba mesajları geri silsemmi ki nasıl olsa daha görmemişti.

"Yok bu şekilde olmayacak kafayı yerim ben"

Kendi kendime söylenerek Ecrin'i aradım.

İlk çalışta açtığında.

"Alo Napıyosun balım?"diye sordum.

"İyiyim sen napıyosuun?"

Neşeliydi ancak birazdan kalbine inicekti.

"İyi ben de şey dicektim parka gidelim mi?"

"Ay çok iyi olur biliyomusuun"

"Tamam o zaman bizim orada ki marketten alırız bir şeyler"

"Tamamdıır o zaman baybay balım"

"Baybay"diyerek konuşmamız sonlandı.

Kapıyı açıp hücremden çıktıktan sonra mutfağa annemin yanına gittim.

Annem geldiğimi terek kapağındaki siyah cam üzerinden fark ettiğinde.

"Yüzünüzü gören cennetlik Meva hanım"diye sitem etmişti.

Kimin geldiğini görüp,sitem edicek kadar da sinsiydi.

Her annenin huyu tabii.

"Abimin iyiliği için annecim yoksa bilirsin beni"

"E tabii bilmez miyim ben kızımı?"

"İçimi dışımı da neyse onu bunu boşver de"

"Anne seni çok sevdiğimi biliyorsun dimi? Yani bazen ben bile hayret ediyorum benim gibi tembel bir kız çok tembel olmasam da nas-"

"Sadade gelir misin Mevacım?"

"Ecrin ile parka gidebilir miyiz lütfeen?"

Hem yandan yüzümü süzüyor hem de bir yandan bulaşık yıkıyordu.

"Kendinizi saçma sapan işlere karıştırmadan adam akıllı gidip gelmek şartıyla"diye uyarısını geçti.

"Yok annem yok ne işi gücü uğraşacak halim mi var ya"

"Ben bilmem artık dikkatli hareket edin yoksa ikinizi de hizaya bizzat ben sokarım"

"Tamam bebişim hadi seni bol bol öptüm ben çıkıyorum dikkat et yorma kendini"derken annemi de öpüp mutfaktan çıkıp odama geçtim.

Havada güneş olmasa da bunlatıcı derecede nem ve sıcaklık vardı.

Bu yüzden üstüme keten pantolon ve çok kısa olmayan bir crop giyip hızlı ve kısa bir makyaj yaptım.

Koridora geldiğimde anneme çıktığımı seslenerek anahtarımı yanıma alıp spor ayakkabılarımı giyinip aşağıya indim.

Parka geldiğimde Ecrin bir banka oturmuş beni bekliyordu.

Beni gördüğünde ayaklanmış kollarını açmıştı.

"Oy oy benim bacımın moralleri nerelere kaçmış?"

"Utku'ya kaçtı bacım"

"NE!"

Birini rahatsız edicek kadar olmasa da sesini yükseltip benden ayrıldı ve gözlerime hayretle baktı. "Geç geç anlatıcam"

Oturduğumuzda paketleri açmış içecekleri dolduruyorduk.

İçeceğimden bir yudum aldıktan sonra başladım.

"Ben buna yazdım işte.Bugün yazdım daha bu sabah ama daha mesajımı görmedi geri çeksem diye düşündüm ama çekmedim." ilgiyle beni dinliyordu.

"Hmm anladım bak yaptığın şeyler sana zarar vermedikçe zorlamam,sorgulamam ancak neyi neden yaptığını sende tam olarak bil diye soruyorum."

"Mesajı geri çekmeyi düşündüğünde niye geri çekmedin?"

Mantıklı bir soruydu ancak bende bunun cevabı yoktu.

"Aslında bilmiyorum.Belki görüldü atacağına belki de engel atacağına ya da cevap vereceğine emin değilim ancak neden geri çekmediğim hakkında bir fikrim yok."

"Yani aslında bir anlık kapılma oldu.Ama sen böyle yapmazdın ki anlık hareket etmezdin yani.Bu çocukta senin ilgini çeken bir şey mi var?"

Utku'da ilgimi çeken bir şey mi vardı?

Bilmiyordum.Duygu ve düşüncelerimden emin değilim.Ne karar vereceğimden de emin değilim.

Yoksa tam anlamıyla Utku benim ilgimi mi çekti?

Bundan emin değilim.

Ama galiba emin olmam için onunla tekrar bir olay yaşamam lazım.

"Yine emin değilim gerçekten hiç birşey bilmiyorum.Aslında biliyorum ama ne bildiğimi bilmiyorum.İçim biliyor ama aklım okuyamıyor, okumaya çalışıyor dilim düğümleniyor sanki.Ne düşündüğümü bilmiyorum."

"Pekii anladım. O zaman pişmanlık duydun mu hiç?"

İşte bunun cevabı vardı.

"Hayır pişman olmadım.Asla."

"O zaman gerisini kafanda çözmelisin hayatım."

Diyerek beni kafamın içindeki sorularla tek bıraktı.

Utku olayından sonra görüşemediğimiz bir gün içerisinde oluşan olayların bilgi aktarımını yaptıktan sonra ayrıldık ve sağ salim herkes evine ulaşabilmişti.

Binanın önüne geldiğimde zile bastığımda demir kapıdan binanın içine girdim.

Asansörümüzde arıza olduğundan dolayı üç kat çıktıktan sonra dairenin önüne gelmiştim.

Ayakkabısını giyen abimle karşılaşmam şaşırtmamıştı.

"Nereye gidiyorsun abi?"

"Bizimkilerin mahalle maçı varmış ona."

"Bizimkiler?"

Ayakkabısını giydikten sonra doğruldu ve yüzüme bakarak konuşmaya başladı.

"Mahalledekiler işte Enes,Ali,Doğan,Utku,bizim tayfa işte."

"Utku.Utku abi mi?"

"Yok o daha dönmedi Enes'in Utku bu."

Enes abinin Utku.Benim Utku'ydu.Enes abisiydi.

"Anladım bende gelsem olur mu? Lütfen abi evde sıkılıcam zaten boş boş oturacağıma seninle geliyim he?"

"Gel hadi gel cadı."

Abimle beraber tekrardan binadan çıkmam ile basketbol sahasının yolunu tuttuk.

Demek basketbol maçı yapıcaklar.

Acaba bugün aklımdaki soruların cevabını bulabilecek miydim?

~~~~~~~~~~~~~

Selamlaaarr! İlk öncelikle merhabalar,bu kısmı belkide bir çok kişi okumayacak ancak ben yine de yazayım.Bu eser benim ilk yayınlayacağım kitabım taslakta bir sürü kitabım var ancak bölümleri toparlayamıyorum,önceden bir eser yazmışlığım da yok ancak bu eser o kadar bir anda aklıma geldi ve bir anda bölümü toparladım ki tabii ilk eserim olarak bakarsak.

Dediğim gibi hemen toparlayabildiğimden dolayı başarabileceğim içime doğdu ancak sizlerinde yardımına ihtiyacım var lütfen eserime bir şans vermenizi rica ediyorum.

İlk zamanlarda bölümler düzenli gelemese de zamanla düzelicek her şey düzene giricektir.Bana destek olan ve olacaklar için de şimdiden teşekkür ederim.

Sağlıcakla kalın����

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.