İçeriğe geç

Aşk, İtiraf, Sen

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Aşk, İtiraf, Sen

Bölüm 1

Aşk, İtiraf, Sen

Tek bir kişiye, tek dileğime, asla okumayacak sana, canıma.

‎Kurtuldum sandım, sana olan aşkımın bittiğini düşündüğüm an gecenin bir saati yine aklımın köşesinde belirdi hayalin. Bu, sana asla ulaşamayacağını bildiğim satırları yazarken buldum kendimi.

‎Telefonumdan sildiğim sana ait fotoğraflar bir çözüm olur sandım, olmadı. Hesabına bakmayı azaltmak belki bir çözüm olur dedim, daha çok bakmaya başladım. Profil fotoğrafın aklıma kazındı. Hayatıma başkasını almaya çalışmak, kurtuluşumu başkasının kollarında aramak çözüm olur sandım, yanılmışım.

‎Ben hep yanılmışım, yanlış olduğunu bile bile sana çekilmekten kendimi alamamışım. Hep çözüm aramışım da kafamın içindeki ses senin adını sayıklamaktan başka bir şey yapmamış. Kafamın içi senle doluyken kaçmak çözüm değilmiş. Senden kaçmaya çalışırken içimde en çok senin olduğunu unutuvermişim sanki. Asıl kendimden kaçmam gerektiğinin farkına varamamışım. Kendi duygularımın yoğunluğundan kaçmaya çalışmamışım gibi.

‎Herkese yalanlar söylerken mantığım bile artık susmusken içimde bir yerlerde acı bir ses 'herkesi kandırsan kendini kandıramazsın' diyordu, yalandan nefret etmiyormuşum gibi içimdeki sesi sustura sustura devam ettim. Beceremem de yalanı, ele veririm kendimi. İnsanlar ismini duymaktan bıkmış ki inandılar unuttuğuma, yoluma baktığıma.

‎Benim de buna inandığım o küçük anda bile bir şekilde aklımın köşesinde duran seni halı altına süpürmekten başka bir şey de yapmadım. Sonra o halı kalktı yeniden, sen vardın. Senin hayalin.

‎Hayalinle yaşamanın zorluğunu sen bilmezsin, kafamın içindeki senle yaşamanın zorluğunu da anlamazsın. Seni gördüğüm andaki şeker verilmiş küçük çocuk heyecanını, elimdeki her fırsatta yüzünü ezberlemeye çalışmanın nasıl bir şey olduğunu anlamazsın. Belki de arkadaşına anlattığın, dalga geçip ego yaptığın o şeyin aslında benim içimdeki saf aşk olduğunu anlayamazsın. Tanımadan bir insana bu kadar bağlanmanın nasıl bir şey olduğunu, seni iki dakika görebilmek için aynı yolu defalarca yürümenin ne demek olduğunu, başka bir kızı aynı heyecanla arkadaşlarına anlattığın hâlini gördüğüm, duyduğumdaki hâlimi, çaresizliğimi, ağlayışımı, bin beter oluşumu anlamazsın. Kalp ağrılarımı, mide bulantılarımı, buna rağmen sana olan ilk günkü heyecanımı anlayamazsın. O küçük l, belki farkında bile olmadığın o saniyelik bakışlarının içimdeki küçük çocuğu nasıl sevindirdiğini anlayamazsın. Anlamanı istemek bencillik, zorla güzellik olmaz. Olamayacağını bildiğin bir şeyin acısını bilmek, o çok zor işte. Sen bunu da anlamazsın, anlamanı da beklemiyorum ya. Sadece hâlâ, olmayacağını bildiğim yerlerde bile gözüm seni arıyor. Belki saniyelik de olsa seni görürüm diye. Benden kaçtığını hissettiğim anlarda kendimi o kadar aptal hissettim ki. O kadar aptallığımın içinde yine uzaktan seni izledim, uzak durmaya çalışırken yine kendimi sana olabilecek en yakın yerde buldum. Benim farkımdaydın, görmezden gelmek istedin. İstediğin biri değildim, çirkin de değildim. Tanımak bile istemedin beni. Ben seni daha yakından tanımak için can atıyordum hâlbuki.

‎Hep kendimi kandırdım, hoşlantı dedim. Belki de taktım kafayı ben bu elemana dedim. Belki uğraş arıyorumdur dedim, asıl gerçek hiçbiri değildi. Nedenini bilmediğim bir şekilde sana çekilmemin nedeni bunların hiçbiri değildi. Sebebini senelerdir bulamadım aslında, aşkın da bir nedene ihtiyacı olduğunu da düşünmüyorum. Öylece, kendiliğinden.

‎Seni rüyamda gördüğüm her gece aklımda, onları bile unutamazken seni nasıl unuturum? Seni gördüğüm her gece sabahına tesadüfen karşılaşırken unutmamı daha da imkansızlaştırırken bunu kendimden beklemek haksızlık olur. Kendime yaptığım tek haksızlık da bu değil ya, neyse.

‎Gururumdan asla ödün vermezken, en çok gurursuzluğu sana yapmak açıklıyor her şeyi. Sana o kadar zamansız açtım ki içimi, açamadım da aslında. Orası daha da karmaşık, bu kadarını bilmesen de olur. Gerçekten tüm içtenliğimle sana her şeyi anlatsam daha farklı olur muydu diye düşünmek o kadar zor ki. Hayatında her zaman birileri vardı, bunu gördükçe paramparça olan ruhumu, kalbimi keşke anlayabilsen. Hayatına giren her kızı o kadar kıskandım ki, elimden bir şey gelmedi, sadece arkadaşın bile olurdum. Onların suçu yok, senin de yok. Hayatında başkası varken adım atmak bana da yakışmaz, kendi içimde yaşamaktan başka bir çarem yok. Senelerdir hayatımın bir parçası gibisin, komik olan bir kez bile, senin için takım değişip forma giydiğim günü saymazsak, aramızda hiçbir konuşma geçmemesi. Ellerinin bir kez bile ellerime değmemesi. Bir kez, sadece bir kez bile olsa seninle sohbet etmek için, sarılmak, kokunu bilmek için her şeyi yapardım. Belki korkutucu geliyor kulağa, değil. Sadece dolup taşan hislerim. Kimseye zararım yok ki.

‎Senin için ağladığım geceleri, seni düşünerek dinlediğim şarkıları, okuduğum kitapları saymayı da bıraktım. Çünkü her bir köşede sen varsın. Kolyem bile senin ismini taşıyor. Atmaya kıyamıyorum, takamıyorum da artık. Bazen içimdeki her şeyi sana anlatıp bu yükten kurtulmak istiyorum. Yüz yüze yapamam belki, cesaretim yok o kadarına. Bir mesaj, bir mektup işimi görür. Tabii bunlar anca lafta, yapacağımdan değil.

‎Olsun, hislerimin ağırlığını bilmesen de olur. O ağırlığın altında ezilmeni de istemem. Kıyamam sana. Bakmaya doyamayacağım o yüzün aklıma geldikçe, doğru kelimeyi bile bulamıyorum. Annemin aklımdan çıkmayan bir cümlesi var. Gerçekten aşık olmadan şiir yazılmaz, onun şiirlerini okurken söylemişti bana. Ben seni sana şiir yazacak kadar seviyorum.

‎Bir kez sarılsak, başka bir şey istemem. Fazlasında gözüm de yok ki. Her dileğimde sen varsın, gerçekleşmeyen dileklerim. Bir kez olsun seninle iletişime geçmeyi hayal ettiğim, dilediğim o dilekler.

‎Seni gördüğüm ilk günü düşünüyorum da bugünkü halimi görsem o günü hiç yaşamamayı dilerdim.

‎Yine kendimi kandırdım, dilemezdim. Yine seni görüp, ismini öğrenmeye çalıştığım o halimi özlüyorum. O zaman sadece tatlı bir heyecandan ibaretti. Belki bazı şeyleri daha farklı yapsam her şey daha farklı olurdu, kim bilir. İşte bunu görmeyi isterdim.

‎Anlamını bilmediğim bir şekilde o zamanlar gittiğim her yerde, her köşede sen vardın. Seni görmeye alışmış olacağım ki bu defa ben seni görmek için çabalamaya başladım.

‎Bir süre görmedim seni, işte dedim görmezsem bir umut unuturum. Olmadı, olacak gibi olduğunda yeniden seni gördüm. Etrafında beni gör diye çabalamaya devam ettim, yine başarısız oldum. Üstüne birde rezil oldum.

‎Belki de seni gerçekten son kez gördüğüm gün sana bakmaya bile zamanım yoktu. Dedim bugün son, doyasıya bakmam lazım. Yapamadım, gözlerim dolarken çıktım gittim. Belki yolumuz yine düşer, ben bakarım sen kaçarsın. Canın sağ olsun, ben seni görmüşüm ya gerisinin önemi yok.

‎Kelimelerim de bitti, içim dolup taşıyor hâlâ. Ancak fazlasını itiraf etmek de bana zarar.

‎Sevgilerimle, tek dileğim.

‎

‎

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.