Rona, annesinin kasaba halkıyla ilgili yıllardır bilmediği bir sırrı sakladığını hissetti. Menner’in, kasabanın tarihine dair çok şey bildiğini ve o eski iksir dükkanının nasıl kapandığını anlatmanın zamanının geldiğini düşündü.
Bir akşam, Rona, Alex’i yanına alarak Menner’in evine gitmeye karar verdi. İçeri girdiklerinde, Menner bir anda onları görmekten şaşırmıştı. “Rona, Alex… Ne yapıyorsunuz burada? Her şey yolunda mı?”
Rona, cesaretini topladı ve annesinin gözlerinin içine bakarak, “Anne, iksir dükkanına gitmek zorundayım. Kasaba halkı eski iksirleri yeniden kullanmaya başlıyor ve senin geçmişte yaşadıkların hakkında daha fazla bilgi edinmemiz gerekiyor. Bu durumu nasıl engelleyeceğimizi öğrenmeliyim. Bizim aşkımız gerçek, ama kasabanın geri kalanı bu güçle çok tehlikeli bir hale gelebilir.”
Menner’in gözleri, bir an için kararmış gibi oldu. Derin bir nefes alarak, “Sizin aşkınız gerçek, Rona. Ama kasaba halkı, iksirlerin kontrolünden çıktığında, kimse güvende olmayacak. Bunu durdurmak için bir yol vardı… Ama ne yazık ki, bir zamanlar kasaba halkı bu gücü çok sevdi. Gerçek aşk yerine, onları birbirine zorla bağlamak istediler. O yüzden iksir dükkanını kapatmak zorunda kaldık.”
“Anne, kim bu iksirleri yaptı? Kimse sana ne oldu diye sormadı mı?” diye sordu Rona, annesinin sırrını öğrenmek istiyordu.
Menner gözlerini kaçırarak, “Ben yaptım… Ama tek başıma değildim. İksirlerin gücü o kadar büyüktü ki, kasaba halkı onları içtiğinde kimse durdurulamaz hale geldi. Ben de onlardan korunmak için bu iksirleri bir kenara koydum. Ancak… o zamanlar bu iksirleri sadece aşkı bulanlar kullanabilirdi. Şimdi ise kasaba halkı, aşkı değil, kontrolü ele almak istiyor. Her şey tekrardan başlamak üzere.”