Rona ve Alex, artık sadece birbirlerine değil, hayata da güvenmeye başlamışlardı. Okulun son günlerinde, birbirlerinden hiç ayrılmıyor, her anı birlikte geçiriyorlardı. Zorbalıkların da yavaşça sona erdiği, arkadaşlarının daha dostça davranmaya başladığı bir dönemde, Rona ve Alex arasındaki bağ daha da kuvvetlenmişti.
Bir akşam, kasaba meydanında yürürken, Alex, Rona’ya gülümsedi. “Beni hep kabul edeceğine inanıyor musun, Rona?”
Rona, gözlerinde bir parıltı ile Alex’e bakarak, “Evet,” dedi, “Gerçekten hep seninle olacağımı biliyorum. Seninle her şey mümkün.”
Ve o an, ikisi de birbirlerine doğru daha da yaklaştılar. Kasaba meydanındaki ışıklar, onların yollarını aydınlatıyor, kalpleri birlikte atıyordu. Gerçek aşk, artık ikisinin hayatında, her şeyin önündeydi.