İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU-1

Bölüm 2 · 4 dk okuma

AŞK-I NEMNU-1

Bölüm 2

BÜYÜK ŞOK

Hayatta insanı şaşkına çeviren birçok şey olabilir, ama ben hayatımda böylesine bir şok yaşamamıştım.

Resmen… izlediğimiz, fanı olduğumuz, hatta içten içe aşık olduğumuz o Youtuber’larla aynı sınıftaydık!

Kalbim deli gibi atıyor, beynim yaşadığım anı algılayamıyordu.

Eftel’le göz göze geldik; ikimiz de ne tepki vereceğimizi bilemeden donup kaldık. O kadar karışık duygular içindeydim ki... heyecan, inançsızlık, sevinç, panik… hepsi birbirine karışmıştı.

Bir anda içimi garip bir ağırlık kapladı. Nefesim kesildi, kalbim göğsümden çıkacak gibiydi.

Tam o sırada Eftel’in sesi kesildi.

“Eftel?” dedim, sesim titriyordu.

O an gördüğüm manzara karşısında kalbim bir kez daha duracak gibi oldu.

Eftel yere düşmüştü. Heyecandan bayılmıştı.

— “Eftel! Lan noldu kalksana!” diye panikle bağırdım.

Ahmet bir anda yanıma koştu, yüzünde endişeyle karışık bir şaşkınlık vardı.

Ahmet: “Bir şey mi oldu? Revire götürelim hemen!”

Ben: “Yok, teşekkür ederi—” diyecektim ama…

O an onunla göz göze geldim.

Ve dünya bir saniyeliğine durdu.

Bakışlarında bir sıcaklık, bir huzur vardı. Sanki yıllardır tanıyormuşum gibiydi.

Hayalini kurduğum anı yaşıyordum.

Gerçek olduğuna inanmakta zorlandım. Kalbim öyle hızlı çarpıyordu ki... kafayı yemek üzereydim.

Ama şok üstüne şok!

Emirhan, Eftel’i kucağına almış, revire doğru gidiyordu.

Bu sahneyi görünce beynim “artık yeter” dedi sanki. Ayağa kalktım, birkaç adım atabildim ve...

Ben de bayıldım.

Evet, ikimiz de heyecandan bayılmıştık. Çünkü imkansız dediğimiz bir şeyin tam ortasındaydık.

2 Saat Sonra

Yavaş yavaş bilincim yerine geliyordu.

Gözlerim ağır ağır aralandı, beyaz bir tavan ve antiseptik kokusu... evet, revirdeydim.

Yanımda Eftel vardı, o da kendine gelmişti. Kollarımızda serumlar asılıydı, ince damlalar yavaşça akıyordu.

Eftel bana dönüp yorgun bir gülümsemeyle:

“İyisin değil mi?” dedi.

Ben başımı salladım. “Eftel... Emirhan seni kucağında getirmiş.” dedim, gözlerim hâlâ şoktaydı.

Ama aklıma takılan tek bir şey vardı:

Beni kim getirmişti?

Kapı açıldı, içeri Ahmet ve Emirhan girdi.

İkisi de endişeliydi.

Emirhan: “Kızlar iyi misiniz? İkiniz de teker teker bayıldınız, ödümüz koptu.”

Ahmet: “Şimdi daha iyi hissediyorsunuzdur umarım?”

Eftel: “Evet, şimdi daha iyiyiz.”

Ben dayanamadım: “Ben... buraya nasıl geldim? Beni kim getirdi?”

Ahmet gözlerimin içine baktı.

Sesi yumuşaktı, ama kalbimi altüst etmeye yetti:

“Ben taşıdım seni.”

O an nefesim kesildi.

Eftel’le birbirimize baktık; yüzümüzde hem şaşkınlık, hem utanç, hem de o bastıramadığımız gülümseme vardı.

Ama kalbim hâlâ yerinde değildi.

Tam ona bir şey soracaktım ki, hemşire içeri girdi.

Elinde dosyalarla geldi, ciddi ama nazik bir sesle:

“Kızlar, artık daha iyisiniz değil mi?”

İkimiz de başımızı salladık. Serumlarımız bitmişti.

Hemşire, iğneleri çıkardı, biz teşekkür ettik.

Tam o anda, Ahmet ve Emirhan göz göze gelip hızlıca dışarı çıktılar.

Birbirlerine anlamlı bir bakış atmışlardı.

Belli ki... fanları olduğumuzu anlamışlardı.

Serumlar çıkar çıkmaz biz de peşlerinden çıktık.

Koridorda Ahmet’in kolundan tutup çevirdim.

Ben: “Hey! Soruma hâlâ cevap vermediniz!” dedim kararlı bir sesle.

Sonra derin bir nefes aldım, kalbim küt küt atıyordu.

“Vermeseniz de biliyorum… Sen LflnAhmet’sin, ve sen de EmirhanCTN’sin. Biliyorum!”

Emirhan bir an duraksadı, sonra başını eğdi.

“Evet, öyleyiz.” dedi sessizce.

Eftel hemen araya girdi:

“Peki neden cevap vermediniz? Hemşire gelmese bile kaçacaktınız, fark ettik. Neden?”

Ahmet gülümseyerek:

“Sence, hemşire abla geldiği için olabilir mi? Ayrıca bu okulda kimse bizim Youtuber olduğumuzu bilmiyor. Duyulursa büyük olay çıkar.”

Bu sözlerden sonra sessizce sınıfa doğru yürümeye başladık.

Dersimiz çoktan başlamıştı, hatta iki saat geçmişti.

Ama hangimiz derse girecek haldeydik ki?

Şok hâlindeydik, hâlâ gerçek olduğuna inanamıyordum.

5 Saat Sonra

Nihayet okul bitmişti. Gün kararmaya başlamış, hava serinlemişti.

Koridorda yankılanan ayak seslerimiz dışında her şey sessizdi.

Eftel’le yan yana yürüyorduk.

Ben derin bir nefes alıp:

“Eftel, sana bir şey sorucam ama lütfen yargılama beni.” dedim.

Eftel hemen kaşlarını kaldırdı:

“Böyle dediğine göre kesin yargılayacağım. Söyle bakalım.”

“Ben... galiba Ahmet’e açılacağım.” dedim, sesim kısılmış gibiydi.

“Onu her gördüğümde içim titriyor, kalbim duracak gibi oluyor. Eğer söylemezsem dayanamam.”

Eftel kahkaha atıp omzuma vurdu:

“Tamam, bence de git açıl. Ne bok yiyosan ye ama içinde tutma!”

İkimiz de güldük. Ama içimde fırtınalar kopuyordu.

Kafamda binlerce düşünce, kalbimde bin bir heyecan…

Ertesi günün nasıl geçeceğini düşünmek bile midemi kelebeklerle dolduruyordu.

Ahmet ve Emirhan’ın Konuşması

Ahmet: “Emo, bi’ şey diyeceğim ama... kesin yargılayacaksın.”

Emirhan: “He söyle Allah’ın belası, yine ne halt karıştırdın?”

Ahmet yüzünü buruşturdu, biraz utanmış gibiydi.

“Ben galiba şu gözlüklü kızdan hoşlandım. Ne bileyim... ilgimi çekti. Acaba açılsam mı?”

Emirhan şaşkın bir ifadeyle güldü:

“Açıl tabii! Ama emin misin o da seninle aynı şeyi hissediyor?”

Ahmet derin bir nefes aldı, düşünceli bir şekilde tavana baktı:

“Bilmiyorum ama içimde tutarsam dayanamam. Hani ‘ilk görüşte aşk’ derler ya… sanırım doğru. Çünkü ben o kızı ilk gördüğümde, dünyadaki bütün sesler sustu. Sadece o kaldı.”

Emirhan gülümsedi:

“O zaman açıl gitsin. En kötü ihtimalle reddeder, dünyanın sonu değil ki.”

Ahmet başını salladı, gözlerinde hem korku hem umut vardı.

“Tamam,” dedi. “Yarın açılacağım o kıza.”

Ve o an... ikisi de bilmeden, kaderin yolları çoktan kesişmişti.

Bölüm sonu

2 yorum