İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(KADERİN İNTİKAMI)-2

Bölüm 50 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU(KADERİN İNTİKAMI)-2

Bölüm 50

ADEM-EFTEL

(Adem'in anlatımıyla)

Şey… çok gergindim.

Bunu inkâr edemem. Bir yanım hâlâ kırgındı, diğer yanımda ise her geçen dakika büyüyen bir suçluluk vardı. Evdeki hava toparlanmamıştı. Kimse sesini yükseltmiyordu ama herkes her şeyi hissediyordu. Sessizlik bile insanı yoruyordu.

Okula giderken midemde tuhaf bir düğüm vardı. Koridorlar her zamankinden dar, bakışlar daha ağırdı. Eftel’le aynı ortamda olmak… konuşmasak bile aramızda bir şeyler sürekli konuşuyordu sanki. Yarım kalmış cümleler, söylenememiş özürler.

Müdür çağırdığında bunun basit bir iş olduğunu sandım.

— Spor aletleri deposu çok dağınık, dedi.

— Adem, Eftel… siz düzenleyin.

Başımı salladım.

Koridora çıktığımda Furkan’la Emirhan’ı gördüm. Fazla sakindiler. O an bunun farkında olmalıydım ama değildim. Sadece yorulmuştum.

Depoya ilk ben girdim. Her yer karmakarışıktı; toplar, minderler, ipler… Kapının yanında durup Eftel’i bekledim.

Kapı açıldı.

Eftel içeri girdi.

— Müdür söyledi, dedi.

— Depo işi.

Kapı kapandı.

Sonra o ses…

Klik.

Kalbim hızlandı. Kapıyı denedim. Açılmadı.

— Kapı kilitli, dedim.

Eftel bana baktı. Şaşkındı ama panik değildi.

— Bilerek mi? dedi.

Bir an sustum.

— Evet, dedim.

— Sanırım bilerek.

Sessizlik oldu.

Ama bu sessizlik…

bağırmaktan daha ağırdı.

— Bağırmayacağım, dedim sonunda.

— Söz.

— Sadece konuşmak istiyorum.

Eftel duvara yaslandı.

— Dinliyorum, dedi.

Derin bir nefes aldım.

— Seni kaybetme ihtimali, dedim,

— beni her şeyden çok korkutuyor.

— Kontrolü kaybedince bağırıyorum.

— Ama fark ettim ki seni korumuyorum.

— Seni incitiyorum.

Eftel gözlerini yere indirdi.

— Ben de yoruldum, dedi.

— Sürekli güçlü durmaktan.

— Sen bağırdığında… küçülüyorum.

İçim sızladı.

— Bunu duymak zor ama haklısın, dedim.

— Seni susturdum.

— Fark etmeden ama yine de susturdum.

Bir adım attım. Bu kez durmadım ama yavaş yürüdüm.

Kaçmasın diye değil…

istemezse durabilsin diye.

— Değişmek istiyorum, dedim.

— Ama nasıl olacağını bilmiyorum.

Eftel başını kaldırdı.

— O zaman önce susmayı öğren, dedi.

— Her şeyi çözmek zorunda değilsin.

— Bazen sadece yanımda durman yeter.

Başımı salladım.

— Denerim, dedim.

— Gerçekten.

Aramızdaki mesafe kapanmıştı. Elimi uzattım ama dokunmadım.

Sadece oradaydı.

Eftel kendi elini benimkine koydu.

O temas…

her tartışmadan daha gerçekti.

— Adem, dedi fısıltıyla,

— beni sev ama beni boğma.

— Söz, dedim.

— Seveceğim.

— Dinleyerek.

Gülümsedi. O gülümseme içimdeki bütün düğümleri çözdü.

Alnımı onun alnına yasladım. Nefeslerimiz birbirine karıştı.

— Kızgın değilim artık, dedi.

— Sadece… sana dönüyorum.

O an düşünmedim.

Yavaşça eğildim.

Ve dudaklarım onun dudaklarına değdi.

Acelem yoktu.

Israr yoktu.

Sadece eminlik vardı.

Kısa ama anlamlıydı.

“Buradayım” demenin başka bir yoluydu.

Eftel geri çekilmedi. Elimi daha sıkı tuttu.

— Barıştık mı? dedim, hafifçe gülerek.

— Barıştık, dedi.

— Ama bu kez gerçekten.

Sarılınca içimdeki ağırlık hafifledi.

Depo hâlâ dağınıktı.

Ama biz…

ilk kez

aynı yerde

aynı duygudaydık.

Ve biliyordum:

Bu bir son değildi.

Bu…

yeniden başlamaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.