İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 40 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 40

TANIDIK KİŞ

(Eftel'in anlatımıyla-Komada)

Karanlık yine aynıydı.

Ama bu sefer…

Bir şey farklıydı.

Adam karşımdadaydı. Silueti netleşmişti. Yüzü hâlâ gölgelerin içindeydi ama duruşu… omuzlarının düşüklüğü, başını hafif yana eğişi…

Kalbim hızlandı.

“Sen…” dedim istemsizce.

“Birine benziyorsun.”

Sessiz kaldı.

Bir adım attı bana doğru. Ayak sesi yoktu ama mesafe kapandı. Gölge biraz daha aralandı.

Çenesi.

Bakışı.

O yarım gülümseme.

Alevcan.

Adem’in arkadaşı Alevcan’a çok benziyordu.

“Onun adını söyledin,” dedi sakin bir tonla.

“Demek hatırlıyorsun.”

“Sen Alevcan değilsin,” dedim hemen.

“Olmaman lazım.”

Gülümsedi. Bu sefer daha belirgin.

“Ben kim olduğumdan çok,” dedi,

“kime benzediğimim.”

İçimde tuhaf bir ürperti dolaştı.

“Peki neden ona benziyorsun?” diye sordum.

“Beni korkutmak için mi?”

Başını iki yana salladı.

“Hayır,” dedi.

“Seni tutmak için.”

Karanlık dalgalandı. Uzakta bir şey kıpırdadı. Işık değil—anıydı.

Bir görüntü aktı önümden.

Alevcan’ı gördüm. Okul bahçesinde. Adem’in yanında. Gülüyordu. Omzuna vuruyordu. Normal bir gündü.

Sonra görüntü kırıldı.

Cemre geldi gözümün önüne. Hastane koridoru. Solgun yüzü. Titreyen elleri.

“Neden bana bunları gösteriyorsun?” diye bağırdım.

Alevcan’a benzeyen adam yaklaştı.

Artık yüzü çok netti. Gözleri… Alevcan’ınkilerle aynıydı ama daha karanlık.

“Çünkü sen iki dünya arasındasın,” dedi.

“Ve tanıdık bir yüz, kalmayı kolaylaştırır.”

“Kalmak istemiyorum,” dedim.

“Yalan,” dedi hiç yükseltmeden sesini.

“Kalmak istiyorsun çünkü burada acı yok.”

Bir an durdu.

“Ve çünkü Cemre’nin acısını görmek seni parçalıyor.”

Göğsüm sıkıştı.

“Onu görüyorum,” dedim.

“Her şeyi görüyorum.”

“Biliyorum,” dedi.

“Ben de bu yüzden onun tanıdığı birine benziyorum.”

“Ne demek bu?” diye sordum.

Etrafımızdaki karanlık geri çekildi.

Yeni bir görüntü açıldı.

Cemre, okulun en alt katında. Duvarın dibinde durmuş. Ahmet’in kaşı kanıyordu. Adem panikle etraflarındaydı.

Sesler boğuktu ama duygular netti.

Öfke.

Suçluluk.

Korku.

“Onu bırakmak istemiyorsun,” dedi adam.

“Ama burada kalırsan onu yalnız bırakmış olacaksın.”

“Uyanmak zor,” dedim fısıltıyla.

“Çok zor.”

“Biliyorum,” dedi.

“Ama sen güçlü birinin anısısın.”

“Ne demek o?”

Bir adım geri çekildi. Karanlık yeniden yoğunlaştı.

“Adem seni güçlü biri olarak hatırlıyor,” dedi.

“Cemre seni nefesi gibi seviyor.”

Sesini alçalttı.

“Ben burada seni tutamam,” dedi.

“Ben sadece son konuşmayı yaparım.”

Uzakta bir ses yine yankılandı.

“Eftel…”

Bu sefer daha netti.

Cemre.

Kalbim o sese doğru çekildi. Göğsüm yandı.

“Git,” dedi Alevcan’a benzeyen adam.

“Benim işim burada biter.”

“Peki sen?” diye sordum.

“Sen kimsin gerçekten?”

Gülümsedi.

“Ben,” dedi,

“yaşasaydım Alevcan’ın da bir gün dönüşeceği ihtimalim.”

Işık bir anda patladı.

Karanlık yırtıldı.

Ve ben düşerken tek bir şey düşündüm:

Cemre beni bırakmadı.

Ben de bırakmayacağım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.