5 yıl önce
“Anne gözünü aç nolur aç artık her yer kan korkuyorum“ tepki alamadı en ufak bir hareket yoktu.
Hızlı adımlarla babasına doğru gitti ve sarstı “Baba yalvarırım uyan” dedi.
Kalbi o acıyla sanki alev almıştı kendi vücudundaki yaraları görmüyordu o an sadece onları kaybettiğinin farkındalığıyla kalbindeki acı ile cebelleşiyordu oysaki böyle bitmemeliydi daha çok erkendi...
Günümüz
Kan ter içinde uyandım ve aniden yataktan kalkıp mutfağa doğru yöneldim raftan bir bardak alıp su doldurdum ama içmek benim için çok zordu ellerimin titremesine hakim olamıyordum yere çöküp ağlamaya başladım.
Bir anda beni saran ellere karşı kafamı kaldırdım ve baktım.
“Canım iyi misin yine mi aynı rüya?”
Cevap bile verememiştim sadece ona sarılıp ağlamaya başladım ve ağzımdan şu cümleler döküldü
“Teyze neden unutamıyorum neden alışamadım sen nasıl alıştın?”
“Bende unutamadım güzel kızım ama alıştım insan hayatındaki kayıplara acılara bir şekilde alışıyor o içimizde ki sevgi ve acı kayıplarımızı yaşatıyor sende alışıcaksın ama bunun biraz daha zaman lazım”
Teyzem elimden tuttu ve beni yerden kaldırdı o sırada kapının yanında göz yaşlarını silen özüm ile göz göze geldik hemen yanıma geldi ve gülümseyerek sarıldı ama yüzündeki gülümsemenin içine acı karışmıştı farkındaydım her zaman en büyük destekçim onlar olmuştu onlar olmasa bu zamana kadar ne yapar nerede nasıl olurdum düşünmek bile istemiyorum.
Ayrıldık ve özüm annesine dönüp şöyle söyledi
“Zehra sultan senin bu sümüklü kızın yine ağlamaya başlamış”
“Sus kız sen sanki çok farklısın dün çikolatanı yedik diye bir evi başımıza yıkmadığın kaldı”
Özüm burun kıvırdı üçümüz birden gülmeye başladık işte onlar böyleydi her şekilde beni güldürmeyi başarıyorlardı.
“Aaa ama bak siz beni çok oyalıyorsunuz çıkın balkona ben kahvaltı hazırlıcam daha akşama kadar burada dikilicekmisiniz?”
Özüm hemen koluma girdi ve balkona doğru yürümeye başladık
“E tabi bu yaşlarda normal huysuz olmaları" dedi
Bunu söylemesiyle birlikte arkamızdaki hareketlilikten kaçmaya çalışırken bir anda Özüm’ün kafasına doğru bir terlik geldi ben ise kahkaha atarak direk balkona fırladım. Özüm kafasını tutarak yanıma geldi
“Benimde payıma düşen buymuş baksan biri annem biri kuzenim ey Allah’ım bu kuluna acı çünkü bu insanlar acımıyor”
Bir yandan bunları söylerken bir yandan elini kafasına koymuş bayılacak gibi yapıyordu bende onu taklit ederek
“Ey Allah’ım bence sen asıl bize acı bir deliyle bir ömür geçirecek olan bizleriz”
Omzunu omzuma çarptı ve güldü o sırada teyzem kahvaltılıkları getiriyordu ona yardım edip kahvaltımızı yaptık herkes kahvaltısını bitirmiş çaylarını yudumluyordu Özüm biraz yerinde dikleşti ve bana masum masum bakmaya başladı
“Güneeş bugün nereye gidicez?”
O böyle baktığı ve ismimi uzatarak söylediği zaman bilmeliydim ki kesinlikle bir şey istiyor ve o istediği şey gerçekleşene kadar başımın etini yiyecek
“Teyze bak ben sana söyleyeyim bu kızın yine çakallık peşinde beni de arkasından sürükleyecek”
Teyzem bana gülerek kafasını salladı
“Ben artık ikinize de bir şey demiyorum kocaman kızlar oldunuz ama eve geç kalırsanız dışarıda yatarsınız haberiniz olsun”
Özüm beni dürterek
“Bak şimdi ben öyle bir insanmıyım ayıp ediyorsun hem zaten bugün izinliyiz iş yok odak bende önce sahile yürüyüşe sonraa..” eğildi ve kulağıma fısıldadı
“Seni akşam süper bir yere götürücem ve bayılıcaksın”
Teyzem bir bana bir özüme bakıyordu özüm yavaş bir şekilde bakışlarını annesine çevirdi bu demek oluyordu ki kaçtık kaçtık kaçamadık yakalarsa ikimizde sorguya çekerdi Özüm bana doğru döndü ve gözüyle kapıyı işaret etti masadan kalkıp koşmaya başladık ayakkabılarımızı giyerken balkondan teyzemin sesi geliyordu
“Kaçın bakalım sanki geri gelmeyeceksiniz”
Sahile doğru yürümeye başladık sessizlik oluşmuştu o rüyayı düşünüyordum aslında bir zamanlar gerçekti ama artık rüyalarıma giriyordu hem de henüz o gerçeği tam olarak aşamamışken...
Özüm birden kolunu omzuma attı ve sessizliği bozdu
“Seni görüyorum ne kadar acı çektiğini ama yalnız olmadığını bilmeni istiyorum biz o zamanları birlikte aştık şimdide öyle ama artık tek fark çocuk değiliz”
Kalbim acıyordu bir süre sustum biraz ilerledik ve banka oturduk ona cevap vermediğim için kendimi kötü hissettim ama o beni anladı hep anlardı
“Sen olmasan ne yapardım.”Bana doğru döndü ve sarıldı doğruldum ve göz yaşlarımı sildim
“Neyse bugün hüzün yok söyle bakalım akşama ne planın var küçük şeytan?”
Güldü ve telefonunu çıkardı bir şeylere girdi daha sonra telefonu bana uzattı ve gördüğüm şeyle sevinçten hemen Özüme döndüm
“Özüm ne nasıl biletler hani tükenmişti nasıl buldun?”
Hemen havalara girerek
“Sen daha beni tanımamışsın balım ben istersem her şeyi başarırım ama işime gelmiyor”
Omzuna vurdum ve güldüm
“Gerçekten nasıl buldun bende o kadar bakmıştım aslında”
“Ne demişler üzümünü ye bağını sorma hadi bakalım daha hiç yürüyüş yapamadık kalk bir an önce turlayıp eve dönelim daha hazırlanıcaz”
Özüm'ün beni çekiştirmesiyle banktan kalktık ve yürümeye başladık.
Yorumlarda bölüm ile ilgili fikir ve düşüncelerinizi paylaşırsanız çok sevinirim🙏🏻🥰🌸