Teoman, yirmi beş yaşında, hayatta en çok sevdiği şeylerin başında Deniz'in gülümsemesi geliyordu. Zaman zaman karamsar, zaman zaman neşeli, hayatı adeta bir romanın sayfaları gibi yaşıyordu. Şu an o sayfalardan birinde, hastanede, gözleri kapalı bir şekilde yatan Teoman, aniden bir sesle irkildi. O an, aklında Deniz'in yüzü canlanmıştı, ama onu gördüğünde, gerçeklik acı bir tokat gibi yüzüne çarptı. Bir an için her şey sessizleşti. Kalp atışları, siren sesleri ve hastane koridorlarının yankıları arasında kaybolmuştu. Teoman, elinde bir sopa ile dikkatle yürümeye çalışırken, ansızın ensesindeki nefesi hissetti. O an, kaderinin pençesinde olduğunu anlamıştı. Sonrasında, karanlık bir boşluğa düştü. Hastanede, Murat ve Eylül, gözlerinde yaşlarla Teoman’ın başında bekliyordu. Eylül, Teoman’ın yaralı kafasını görünce içindeki korku ve endişe dalgalarıyla boğuşuyordu. Murat, her ne kadar güçlü görünmeye çalışsa da, içerideki kaygısı yüzünden okunuyordu. Deniz ise, Teoman’ın elini tutarak, gözyaşlarını tutmaya çalışıyordu. "İyisin aşkım," dedi, sesinde bir titreme vardı. "Seni gördüm, daha iyi oldum," diye yanıtladı Teoman, ama içinde kopan fırtınayı kimse hissedemedi. Eylül, gözlerini Teoman’a dikerek, "Bilmiyoruz, sana sürpriz yapacaktık ama seni yerde bulduk. Kafanın kan içindeydi. Bunu yapan kişi..." Teoman, Eylül’ün cümlesini tamamlamasını beklerken, içindeki korku büyüyordu. Hem Deniz hem de Murat, bu sır dolu durumla ilgili endişelerini gizlemekte zorlanıyorlardı. Herkesin aklında aynı soru vardı: Bu saldırıyı kimin yaptığı? O an, hastane odasının kapısı açıldı ve hemşire içeri girdi. "Üzgünüm, ziyaret saati doldu," dedi. Murat, Eylül ve Deniz, Teoman’ın yanında kalmak için dirense de, hemşirenin kararlı tavrı karşısında geri çekilmek zorunda kaldılar. Teoman, onları izlerken, içindeki yalnızlık duygusu daha da derinleşti. Kafasında dönen düşünceler, hayatta kalma mücadelesinin daha yeni başladığını fısıldıyordu. Gece ilerledikçe, Teoman’ın aklındaki sorular arttı. Acaba bu saldırının arkasındaki sebepler nelerdi? Deniz mi, Eylül mü yoksa Murat mı? İçinde bir şeylerin değiştiğini hissediyordu. Aşk defterinin sayfalarını kim açacaktı? Eylül ve Murat'ın imkansız aşkı mı, yoksa Teoman ve Deniz'in inatçı aşkı mı? Hastane odasında, Teoman’ın ruhu, içindeki duyguların karmaşasıyla çalkalanıyordu. Hayatta kalmak için savaşmak zorundaydı ve bu savaş sadece kendi hayatı için değil, aynı zamanda sevdikleri için de olacaktı. Teoman, gözlerini kapatırken, hayatının en büyük savaşıyla yüzleşmeye hazırdı. Ama bu sefer, aşkın güçleri çok daha karmaşık hale gelmişti. Kimin kimden daha çok sevdiği, gerçek bir sınav olacaktı. Ve bu sınavda, kalplerin sırları açığa çıkacaktı.
Bölüm 2
Aşk defteri
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.