Blaidus tarlalardan topladığı samanları yere devirdi.Yorgunluktan biraz inledi fakat bunun için kendine kızdı.O yorulmamalıydı,daha gidecek çok yolu vardı.İnsanları eğitebilmek için önce kendini eğitmeliydi.Samanların bir kısmıyla kendine yatacak yer hazırladı.Uzun zamandır rahat bir uyku uyuyamıyordu ve muhtemelen bugün de uyuyamayacaktı.Kafasındaki düşünceler susmuyordu.Susturmak da istemiyordu.Düşünceleri onu yaşama bağlıyordu.Düşünürken birdenbire mağaranın girişinde bir gölge belirdi.Yerinden doğruldu,sesleri dinledi.Birden gölge kayboldu ve yanı başında bir yılan gördü.Yılan sordu:”Nereden geldin ve nereye gideceksin?”Blaidus:”Şehirden geldim ve kendimi eğitebilmek adına mağaraya yerleştim.”Yılan:”Kendini eğitebilmek hiçbir insanın olmadığı dolayısıyla kötülük ve iyiliğin barınmadığı bir mağarada mı gerçekleşir yoksa tüm kötülüklerin içerisinde iyi kalmaya çalışarak mı?”Blaidus yutkundu,cevapsız kaldı.Bu şekilde olmuyordu,artık farklı bir yol denemeliydi.Bu yol onu nereye götürecekti?
Yılan ona şehirlerdeki insanlarla tanışmasını,onlardan hareketle kendini eğitmesini öğütledi.Blaidus 20 yaşındaydı,10 yaşında bu mağaraya sığınmıştı.Doğa,ona iyi geliyordu.Doğa,kuşkusuz herkese iyi gelir.Özellikle yalnızlık insanı rahatlatır.Fakat anıları oluşturan insanlardır.İnsanlar olmadığında tek hatırladığımız düşüncelerimizdir.Bu düşüncelerin içerisinde kaybolmamak için de insanlara sığınırız.Kısacası insan,insana muhtaçtır.Yılanla beraber mağaradan çıktı Blaidus.Tüm eşyalarını da mağarasında bıraktı.Artık maddeyle alakalı hiçbir şeye gerek duymuyordu.Onun amacı,kendini bulmaktı.Üstündeki kıyafetlere baktı yılan.”Sen insansın,giyiniş tarzına bak.Şehire ineceğiz,diğer insanlarla tanışacağız.Üstüne düzgün bir şeyler giy.” Blaidus bu yılanı dinlemek istemiyordu,ne de olsa insanlar yılanlardan üstündü.Ayrıca kendini diğer insanlardan da üstün görüyordu Blaidus.Fakat yılanın konuşması ne kadar mantıksızdı,bir yılan konuşuyordu.Üstüne üstlük konuşmaları mantıklıydı.En azından Blaidus’un ihtiyacı olan rehberliği sağlıyordu.
